18 Mart 1915...

Gelin size bir milletin yeniden diriliş, ayakta kalış destanını anlatayım...

Belki unutanınız vardır, belki de bilmeyeniniz...

Hem öyle bir destan ki bu destan;

İman var, yürek var, vatan sevgisi var, millet sevgisi var, bayrak sevgisi var...

Nedir peki 18 Mart 1915'i bu kadar önemli kılan?..

Anlatayım...

Bu tarih; Türk’ün 7 düvele karşı koyuşunun destanıdır...

Bu tarih; bir milletin varoluşudur...

Ay-Yıldızlı bayrağın gönderde kalışıdır bu tarih...

Bu tarih; vatan sevgisinin şehadete ulaştığı en üst rütbedir...

250 bin fidanının toprağa serpilişidir bu tarih...

Bu tarih; okulların mezun vermeyişidir...

Bu tarih; futbolcuların şehitlik şerbetini içişleridir...

"Çanakkale Geçilmez" diyen Türk evladının dünyaya haykırışıdır bu tarih...

Bu tarih; vatanı vatan bilip, Ay-Yıldızlı bayrağa sarılışıdır...

Yürek vardır bu tarihte...

Namerte göğsünü siper etmek vardır...

Sevgi vardır bu tarihte...

Bir lokma ekmeği, bir yudum suyu paylaşım vardır...

Birlik vardır, dirlik vardır, ayrı-gayrı yoktur bu tarihte...

Tek bir yumruk olup, tek bir sevda, tek bir bayrak için atar kalpler bu tarihte...

Bu tarihte; kadınımız vardır sırtında bebeği, kucağında cephanesi cepheye koşan...

Daha bıyığı terlememiş gençlerimiz vardır elinde silah "Allah Allah" diyerek düşmana saldıran...

Bu tarihte; hocalarına hitaben kara tahtaya; "Hocam biz Çanakkale’ye gidiyoruz. Hakkınızı helal edin" diye yazan ve bir daha dönmeyen Sivas Lisesi gençleri vardır...

Çanakkale, Kayseri, Balıkesir, Konya, Erzurum, Trabzon, Kastamonu lisesi öğrencilerinin şehadetleri vardır bu tarihte...

Bu tarihte; cepheye koşan 15'liklerdir ardına bakmadan...

Dedik ya bu tarih 250 bin Türk’ün hakka koştuğu gündür diye...

Kimler yok ki içlerinde...

Şu anda Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan, Fener’i Fener, Galatasaray’ı Galatasaray yapan destansı isimler...

Fenerbahçe’den Hüsnü, Zeki, Arif, Neşet, Nurettin, Refik Beyler...

Beşiktaş’tan Muallim Sadi, Doktor Ali, Asım, Kaptan Kazım, Doktor Mehmet, Rıdvan ve daha niceleri...

Ya Galatasaray;

Hasnun Galip, Celal, Abdurrahman, Halid Fuat Bey, kaleci Hamdi, İdris, Refik Ata, Hasip, Mehmet Ali, Cemil, Nazmi ve Neşet...

Vee o Galatasaray ki; o sene mezun veremiyor...

Bütün öğrencileri seve seve vatan için canını veriyor...

Savaşta 100 binden fazla okumuş aydın, geleceğin Türkiye'sini inşa edecek Türk genci şehit oluyor...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu durumu "Biz, Çanakkale’de bir dar-ülfünun gömdük" diye özetliyor...

İşte böyle...

Bu vatanın vatan oluşu, daha 15'lik gençlerin, kağnısıyla cephane taşıyan anaların, "3 Büyükler"i büyük yapan futbolcuların gözlerini kırpmadan, arkalarına bakmadan şehadete koşuşlarında gizli...

Şimdi ağzından salyalar akan, bu necip milletin içine kin ve nefret tohumlarını eken hainleri gördükten sonra Mart 1915’in kıymetini daha iyi anlıyorum...

Bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun...

NOT: Bu yazıyı daha önce çalıştığım, Türkiye'nin en büyük gazetelerinden birinde yazmış, çok olumlu yorumlar almıştım. O zaman sanırım Karslı'ydı bir vatansever baba Hüseyin Akkaya, (yaşıyorsa Allah sağlıklı ömür versin) "Bu yazıyı her sene istiyorum... Biz öğrendik, gençlerimiz, geleceğimiz de öğrensin. Bize bizi öğretmiyorlar evlat" diyerek söz aldı benden.

Bu kardeşiniz de o söz üzerine hemen her sene 18 Mart'ta bu yazıyı (kalemimi elimden almazlarsa eğer) ufak-tefek eklemeler yaparak tekrarlıyorum...

YORUM EKLE