CiddiGazete- İstanbul'daki "ittifak" oyunu dramatik sonla biterken, Ankara'daki kısa metrajlı film de İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in açıklamalarıyla çöp oldu.

uşak 1912

Oda başkanlarına yeşil pasaport Oda başkanlarına yeşil pasaport

SAVAŞ İLANI

Meral Akşener, son dönemde partide yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Uşak'ta konuşan Akşener, "Partimize kurumsal operasyon olduğu ortaya çıktı. Bu, bir siyasi partinin içişlerine karışmak demektir. Şu an itibariyle bir savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım, buyursunlar. Ben idmanlıyım" dedi.

Partisinin Uşak İl Başkanlığı'nı ziyaretinde konuşan Genel Başkan Meral Akşener, İyi Parti'den istifa eden İBB Meclisi Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan'ın CHP ile yürüttüğü görüşmelere işaret ederek eleştirilerde bulundu ve Ankara'daki oyunda da perdeyi indirdi.

"GİDENE SAYGI DUYUYORUZ"

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde istifa eden grup başkan vekilinin yeniden seçilmesine ilişkin soruya cevap veren Akşener şunları söyledi:

- İstanbul'da belediye meclis üyelerimizin kendi aralarında bir yani partiden bağımsız bir karar verdiler. İstifa etmiş bir arkadaş yeniden grup başkanlığına seçildi. Sonra iz onları parti olarak, İstanbul İl Başkanlığı disipline verdi.

- Disiplin süreci devam ederken de bu arkadaşlarımız istifa ettiler. Şimdi elbette giden her arkadaşım için ben çok üzülürüm. Bugüne kadar prensip kararı aldım. Ve hep uydum, parti kurulduğundan beri hep uydum.

- Hiçbir zaman, bizden ayrılan bir arkadaşımıza bir başka partiye geçmiş olsa da hakaret etmedim. Fakat ne hikmetse ayrılan bütün arkadaşlarımızın, geçen dönem de dahil olmak üzere taşladıkları tek bir pencere oluyor o da İyi Parti'nin penceresi. Taş attıkları tek bir kapı oluyor o da İyi Parti'nin kapısı...

- Bunu da anlamakta çok zorlanıyorum. Biz gidene saygı duyuyoruz. Ben çok üzülüyorum. Bir milletvekili, bir meclis üyesi dışında, normal bir kendi gelip üye bir arkadaşımızın da bir şekilde kızıp veya incinip veya üzülüp ayrılması aynı derecede beni üzer. Dilerdik ki bunlar olmasın."

"KARAR GİK'TE ALINDI"

Parti olarak tek başına seçime girme kararı aldıklarını ve bu kararın GİK'te 9 saat tartışılarak demokratik olarak alındığını belirten Meral Akşener, "Ben o gün gördüm ki, bizim partimiz mutlaka ve mutlaka iktidar olmalı. İktidar olmak için kurulmuştuk ama iktidar olmalı. Çünkü bu kadar ekspertiz sahibi, bu kadar demokrasiye saygılı ve demokrasiyi içselleştirmiş başka bir topluluğu, başka bir siyasi yapıda bulmak mümkün değil" diye konuştu.

İSTANBUL'DAN GİRDİ ANKARA'DAN ÇIKTI

Meral Akşener, istifa eden ve katıldığı bir televizyon yayınında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığı "arka kapı" görüşmelerinden İyi Parti Genel Merkezi'nin haberdar olduğunu, Ankara'da da benzer bir diplomasinin yürütüldüğünü öne süren İbrahim Özkan'ı isim vermeden sert sözlerle eleştirdi.

"PARTİMİZE YÖNELİK KURUMSAL BİR OPERASYON"

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener şöyle konuştu:

- Bu kararı beğenmemek mümkündür. "Bu karara uymuyorum" demek de mümkündür. Bu kararı beğenmiyorum, uymuyorum dediğiniz zaman istifa edeceksiniz. İşin saygı kısmı budur. Demokrasiye olan saygı da budur. Bazı arkadaşlarımız gayet saygılı bir biçimde ayrıldılar. Ama bu arkadaşlarımızın başındaki arkadaşımızın enteresan bir yanı oldu. O da şu; dün akşam bir televizyon programında benim bilgim dahilinde hem Ankara'da hem İstanbul'da pazarlıklar yapılmış, arka kapı diplomasisi yapılmış.

"ANKARA'DAN HABERİM YOK"

- Benim bilgim yok, teşkilat başkanının bilgisi yok, yerel yönetimler başkanının bilgisi yok, neye göre yapılmış? Bir başka şey daha var. Ben böyle komplo işlerine pek inanmam da ama ilk defa partimize yönelik kurumsal bir operasyon olduğu ortaya çıktı dün. En ilginci bu.

- Yani ben bu diplomasiyi yapan arkadaşımızın yaptığı diplomasiden haberdar değilim ama diplomasi yapılan kişilerle konuşabilme yeteneğine sahibim. Nasıl oluyor bu iş? Genel başkanın haberi yok. Parti adına belediye meclis üyesi diplomasi yapıyor.

"SAVAŞ OLARAK KABUL EDİYORUM"

- Mesela Ankara'yı paylaşmışlar isimlerine kadar. İstanbul'u bilmiyorum. Mesela Polatlı'ya eski Ankara il başkanımız, GİK üyemiz Yetkin Öztürk gelecekmiş. Bunlar CHP'den aday olacakmış. Ben öyle anladım konuşmadan. Daha ilginci de Gölbaşı'na da Yakup Odabaşı gelecekmiş. Hiçbirinden haberim yok. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir siyasi partinin iç işlerine karışmak demektir. Biz bunu 1997'de Doğru Yol Partisi'nde yaşadık. Ben bu konuda idmanlıyım. Şu an itibariyle bir savaş olarak kabul ediyorum, varım buyursunlar.

"ANKARA'DA DA İSTANBUL'DA DA TEK BAŞINA"

Ardından partisinin Uşak Teşkilat Buluşması'nda konuşan Akşener, yerel seçimlere ilişkin "Şimdi buradan ilan ediyorum. Şimdi bu benim fikrim, benim talimatım. Tek başına giriyoruz. Her yerde tek başına giriyoruz. Ankara'da da tek başına giriyoruz. İstanbul'da da tek başına giriyoruz. Her ilçede tek başına giriyoruz. Bu işin sonunda ben başaracağımıza inanıyorum ve bunun sonucunda bu başarı hepimizindir. Başarısızlık olduğu takdirde de benimdir. O sorumluluğu yerine getireceğim" dedi.

Akşener, CHP ile işbirliğinin görüşüldüğü Genel İdare Kurulu'ndaki toplantıyı hatırlatarak şöyle konuştu:

- GİK'te gizli oylama yaptık 14'e 35 hayır oyu çıktı. Söylemeye çalıştığım şey şu; bu Türkiye'de gerçekten samimiyetle ilk defa olan insanların fikirlerini gerçekten söyleyen ve "evet" yanında da olanın, "hayır" yanında da olanın bir birine saygı duyduğu, birbirini suçlamadığı ve kapının dışına çıkıldığı andan itibaren de o saygıyı devam ettirdiği bir eylemdi, işlemdi. Şimdi buradan ilan ediyorum. Şimdi bu benim fikrim, benim talimatım. Tek başına giriyoruz. Her yerde tek başına giriyoruz. Ankara'da da tek başına giriyoruz. İstanbul'da da tek başına giriyoruz.

- Her ilçede tek başına giriyoruz ve bunun sonuçlarına olumlusu sizindir. Bu işin sonunda ben başaracağımıza inanıyorum ve bunun sonucunda bu başarı hepimizindir. Başarısızlık olduğu takdirde de benimdir. O sorumluluğu yerine getireceğim. Ona göre çalışacaksınız. Eğer bedel ödememi istemiyorsanız çalışacaksınız. Hiç fikrimi söylememiştim, şimdi söylüyorum. İyi Parti'nin genel başkanı olarak söylüyorum.

"PARMAKLARINI TEKER TEKER KIRARIM"

Hadi bakalım parmak uzatanlar, ben demiştim grupta "parmak sallayanların o parmaklarını teker teker kırarım" diye. Dün bir televizyon programında yapılan o konuşmalardan sonra gördüm ki, dostumuz Türk milletidir. Gördüm ki müttefikimiz Türk milletidir.

"ERDOĞAN BİLİR İMAMOĞLU DA ÖĞRENECEK"

- Dün bir aydınlanma yaşadım. Çok enteresan. Ama Sayın Erdoğan bilir, Sayın İmamoğlu da öğrenecek. Ben, Sayın Erdoğan hapse giderken oradaydım. Herkesin kaçtığı bir zamanda oradaydım. Çoluğuyla, çocuğuyla ilgilenen bendim. Eşinin evinin önündeki polis noktası kaldırıldığında oradaydım. Gece yarısı arayan bendim. Televizyonlara çıkıp konuşan bendim. En ağır hakaretleri işiten de sonra ben oldum. Ama Allah büyük. Ben Allah'a hep güvendim, inandım, sen doğru ol yeter ki.

"MASADAN KOVULDUM, İKİSİ DE KORKTU"

- Aynı şekilde Saraçhane'ye ikinci kere gittim. Ve bugün sövenler o gün rahmetli anama kadar götürdüler işi. Ne yaptım? Boynumu eğdim. Ne yaptım? Kazanalım diye ağzımı açmadım. Ne yaptım? Millet bu arkadaşları istiyor diye o masaya götürdüm. O masadan kovuldum ve ikisi de korktu. Kabul etmedi. Ben değil, milletin istediğini kabul etmediler.