CiddiGazete- Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhur İttifakı ortağı Devlet Bahçeli’ye “Kürsüden hakaretler yükseliyor, bağırıyor çağırıyor. Ve önündeki şu mikrofonun ne işe yaradığını öğrenemedi ya. Bakın, Sayın Bahçeli, bu mikrofon denen alet, bağırmadan sesinizi duyurmaya yarıyor. Bağırmasanız da, normal bir tonda konuşsanız da insanlar duyuyor, çünkü mikrofon denen bir şey var” diye seslendi.

Ali Babacan, bugün (25 Ocak) Ankara’nın Polatlı ilçesinde bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda partisinin Polatlı Belediye Başkan Adayı Sadık Serhat Uğurlu’yu tanıtan Babacan gündemdeki konuları da değerlendirdi. Babacan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

'RAHATSIZLIK VERECEĞİZ'

“Yaşam tarzı ya da dini inancı yüzünden, yaptığı meslek, taktığı takke veya taşıdığı bayrak yüzünden şiddete maruz kalan tek kişi kalmayana dek, biz buradayız. Tüm bu ayrıştırma çabasına karşı burada durmaya devam ediyoruz. Milletimizin rahatını bozanlara, biz sürekli rahatsızlık vereceğiz.

'KRİZLERİN ORTAĞI'

Nasıl ki kış gelince havalar soğuyor, su sıfır derecede donuyorsa, krizlerin ortağı da kriz çıkarmaya devam ediyor. Ve tabiatı bu, yapacak bir şey yok. Yine geçen gün kürsüden esmiş gürlemiş. Belli ki, kriz görünce kaçırmak istememiş. Sağa sola sövüyor, DEVA diyor. Müfteri diyor, DEVA. Bayraksız diyor, DEVA. Artık her konuşmasının başında DEVA’yla başlıyor çünkü o da görüyor, o da anlıyor, ya bunlar bizi epey rahatsız edecek diyor.

MERKEZ BANKASI

Koskoca Merkez Bankası, döndü dolaştı, magazin haberlerinin gündemi oldu ya. Herkesin cebindeki paranın değerini korumayla görevli Merkez Bankası başkanı, apartman görevlisine ne konuştuğuyla magazin oluyor, haber oluyor. Yok, aile yakınlarıyla ilgili haber oluyor. Siz başarılarınızla haber olacaksınız ya, düşürdüğünüz enflasyonla haber olacaksınız. Biz, değerli arkadaşlar, bu haberleri öğreniyoruz ama asıl ülkenin gerçek rakamlarını duymuyoruz hükümetten.

Ben yeni ekonomi yönetimine buradan seslenmek istiyorum: Arkadaşlar, kendinizden öncekilerin ayıbını örteceğim derken, cumhurbaşkanının saçma sapan uygulamalarını meşru göstermeye çalışırken kendinizi bitiriyorsunuz ya. İtibarınızı yok ediyorsunuz. Böyle giderse, bu ülkenin ekonomisine de bir faydanız olmayacak. Hayırla anılmayacaksınız. Gerçekten bu ülkeye faydanız olsun istiyorsanız önce şeffaflaşın.

KUR KORUMALI MEVDUAT

En son 21 Aralık 2021 tarihinde yine burada, Polatlı’daydım. Polatlı Ticaret Odası ile bir programımız vardı. O günü hatırlarsınız. Ve o programdan tam bir gün önce, Sayın Erdoğan, şapkadan tavşan çıkarır gibi bir uygulamayı çıkarıp bu ülkenin başına musallat etmişti. Evet, ‘Kur Korumalı Mevduat’ sisteminden bahsediyordu, hatırlarsınız. Millet de şaşırdı; ‘Ya acaba iyi bir şey mi bu?’ diyenler olmuştu. Oysa gide gele açıkladığı şey, 1970 model bir devleti batırma projesiydi.

Ben de hemen ertesi sabah, buradan, Polatlı’dan, ‘Bu uygulama, ülkenin yarınlarını ipotek altına alma uygulamasıdır’ dedim. Hâlâ ipotek altında yarınları ülkenin. ‘Kendi parasını değersiz gören, elin parasıyla güven vermeye çalışan bir yönetim ayakta kalamaz’ dedim. ‘Bunlar eskinin istikrarsız Türkiye’sinin, yoksul Türkiye’sinin projeleridir’ dedim.

Çiftçimize, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın tamamına verilen destek, bu yılın bütçesinde 91 milyar lira. Kur Korumalı’ya seçimden bu yana ödenen 800 milyar lira. Yetmedi, bu yılın bütçesinde faize ne kadar para ayırdılar? 1 trilyon 254 milyar lira. Tarıma 91 milyar lira. Niye çiftçimizin hali perişan, niye Türkiye’de büyükbaş-küçükbaş hayvan popülasyonu hızla azalıyor, herhalde bundan daha iyi bir açıklama yok.

KİME NE KADAR BORÇLANDI?

Battal İlgezdi çamura yattı Battal İlgezdi çamura yattı

Suudi Arabistan’dan, Katar’dan, Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Rusya’dan ne kadar borç para aldınız, neyin karşılığında aldınız, açıklayın diyoruz. Ses yok, tık yok. Hiç duydunuz mu? Ülkenin cumhurbaşkanı kapı kapı dolaşıyor, elin adamından borç para istiyor, borç para da bir miktar veriyorlar ama rakamları açıklanmıyor. Bu devlet hangi ülkenin emirine, veliaht prensine ne kadar borçlandı, ne kadar boynu büküldü? Demiyor muydu kendisi, borç alan emir alır diye?

Rusya’ya doğalgaz borcunu ödeyemiyorsanız, Rusya’ya da borçlanıp boynunuz borçtan bükülüyorsa, çıkın bunu da açıklayın. Tık yok, bakın. Ben kaç aydır bunu gündeme getiriyorum. Bizim dönemimizde olduğu gibi, her ay muntazam; bir gün, bir dakika şaşmadan borcunu gününde ödüyor musun, doğalgaz borcunu? Yoksa borç taktın, borcunu biriktiriyor musun? Bunu açıkla diyorum. Tık yok dikkat edin, tık yok. Gizliyorlar, saklıyorlar.

BAHÇELİ VE MİKROFON

Kürsüden hakaretler yükseliyor, bağırıyor çağırıyor. Ve önündeki şu mikrofonun ne işe yaradığını öğrenemedi ya. Bakın, Sayın Bahçeli, bu mikrofon denen alet, bağırmadan sesinizi duyurmaya yarıyor. Bağırmasanız da, normal bi’ tonda konuşsanız da insanlar duyuyor, çünkü mikrofon denen bir şey var.

Kaymakamın kendisi bile inkâr etmişken, imama şiddet iddialarını alkışlayanlar, yumruk yiyen vatandaşımıza geçmiş olsun demekten imtina edenler. Biz onları tanımakta zorlanıyoruz ya. Tanımakta zorlandığımız, Bahçeli’yi yanına ortak edenler. Tanımakta zorlandığımız, geldikleri yeri, yapılan haksızlıkları, adaletsizlikleri unutanlar. Ve onlara diyoruz ki: ‘Neredeeen nereye.’ Kendi çok sık kullanıyor değil mi? Ben de Sayın Erdoğan’a söylüyorum: Nereden nereye.

31 MART SEÇİMLERİ

Bir kez daha buradan söylüyorum ki; biz 31 Mart seçimlerine DEVA Partisi olarak kendi adımızla, kendi logomuzla ve kendi adaylarımızla giriyoruz. Biz buradayız. Gece gündüz çalışmaya ve çözüm üretmeye devam edeceğiz. Gençler temiz yurtlarda, insanca koşullarda yaşayana dek biz buradayız. Emekliler kiralarını rahatça ödeyene dek; esnafımız, çiftçimiz bolluk bereketle tekrar tanışana dek biz buradayız.”