Anketçinin notları

Dün bir dönem AK Parti’ye çok yakın olan hâlâ da yakınlığını belli ölçüde koruyan bir araştırma şirketi sahibi ziyaretime geldi.

Son dönemde yaptığı anketlerin sonuçları ile ilgili elindeki verileri ve saha izlenimlerini paylaştı.

Söyledikleri özet başlıklarla şöyle:

- CHP, AK Parti’nin bu seçimlere giderken içinde bulunduğu zafiyetlerden yararlanamıyor.

- İstanbul’da Sarıgül konusunda büyük hata yaptılar. Ekrem İmamoğlu yarışa başladığı sırada CHP, AK Parti’nin 10 puan gerisindeydi. Bu fark birkaç hafta içinde 5 puana kadar düştü. Ancak Sarıgül’ün aday gösterilmemesi CHP’ye 1.5 ila 2 puan arasında bir kayıp getirir. Büyükşehir seçimine mal olabilir.

- Son seçimde büyükşehire layık gördükleri birini, bir sonraki seçimde ilçe adayı bile yapmamayı CHP zor anlatır. 

- Sarıgül DSP’den aday olursa AK Parti kesin destek atar. 

- CHP büyükşehire giden yolun ilçe ilçe döşendiğini anlayamıyor. Kaybedeceği kesin olan yerlerde bile 1-2 puan arttıracak adaylar bulmaları lazımdı. 

- Binali Bey adaylığı uzun süre kabul etmeme görüntüsü verdi. Bu AK Parti’nin aleyhine oldu. İsteksiz ve yorgun bir görüntü imajı oluştu. 
- İstanbul’da yüzde 20 oranında Kürt seçmen var. Bunun yüzde 7’si AK Parti’ye, yüzde 5’i CHP’ye, kalanı HDP’ye oy verir. HDP İstanbul’da Altan Tan benzeri muhafazakar bir Kürt’ü aday gösterirse AK Parti’den çok oy alır. 
- Ankara’da Mansur Yavaş 5 puan önde. Mansur Bey son şansı olduğunu bilerek çok iyi çalışıyor. AK Parti ilçelerde de hata yaptı. Turgut Altınok AK Parti’nin tek avantajı.
- Adana’yı CHP alır. 
- Antalya’da Muhittin Böcek önde. Menderes Türel’in şapkadan tavşan çıkarması lazım ama çok zor. 
- Muğla AK Parti’ye gidecek gibi. 
- Aydın’ı CHP alır. 
- Eskişehir’de hocanın işi ilk kez zor. Başa baş bir durum var. AK Parti çok az önde gibi. 
- Manisa’yı Cumhur ittifakı alır. Millet İttifakı Özdağ’ı aday gösterebilseydi durum değişirdi. 
- Balıkesir çok başa baş. Her şey olabilir. 
- Bu seçimde eski AK Partililer çok değerli. Ordu’da, Samsun’da oyun bozabilirler.

Bunlar benim değil sahada çalışan muhafazakar bir araştırmacının fikirleri.

***

Venezuela bilmecesi

Başkan Trump’ın “seçilmiş” devlet başkanını tanımadıklarını açıklamasından sonra gözler Venezuela’ya çevrildi.

Açıkçası uzun zamandır Venezuela ile ilgilenmeye çalışıyorum ama bunu sağlıklı biçimde yapamıyorum.

Bugün de yapabileceğim kuşkulu.

Yine de denemekte fayda var.

Maduro’nun ülkesine yokluk, sefalet ve rezalet getirdiği iddia ediliyor.

Bu yönde medyada yer alan bilgiler, ifadeler korkunç boyutta.

Petrol zengini ülkenin halkının bu denli sefalet içinde olması akıl alır gibi değil.

İyi de uluslararası medyaya güvenebilir miyiz?

Şüpheli bir durum.

Çünkü sayılar farklı konuşuyor.

Dünya Bankası verilerine göre Venezuela’da 2002 yılında milli gelir yaklaşık 265 milyar dolar.

Son 5 yıllık verilere ulaşmak mümkün olmadı ama 2014 yılında ülke ekonomisinin ulaştığı büyüklük 536 milyar dolar.

Yani iki mislinden biraz fazla büyümüş ülke.

Keza kişi başı gelirde de durum farklı değil.

2002’de 10 bin 460 dolar olan milli gelirden kişi başına düşen pay, 2014 yılında 17 bin 440 dolara çıkmış.

Bir ülke bu kadar hızlı zenginleşirken, nasıl olur da halkı fakrü zaruret içine düşer!

Ya büyük bir yolsuzluk ya da gereksiz kamu harcamaları ya da ortada büyük bir yalan olması lazım.

Hangisi ben bilmiyorum.

Bu yüzden de ne Chavez ne Maduro hakkında olumlu ya da olumsuz bir ahkam kesemem.

Söyleyebileceğim tek şey ABD ‘nin hangi gerekçe ile olursa olsun bir ülkenin yönetimini tanımadığını ve ülkedeki başka bir siyasi figüre devlet başkanı olarak kabul ettiğini söylemesi olacak bir iş değildir.

Her ülke kendisini yönetene karşı kendi göbeğini kendi keser.

ABD’nin yaptığının tek sonucu bu ülke halkına daha fazla yoksulluk, daha fazla gözyaşı ve ne yazık ki daha fazla bedel ödetmek olacaktır.

***

Pusula

Bazen hakim olmadığımız konularda karar almak için, kendimize mihenk noktaları belirlememiz gerekir.

Benim Venezuela konusunda fikrimi oluşturan şu oldu:

- FETÖ’cü Emre Uslu Maduro’ya ağır bir saldırı halinde. 
- FETÖ’cü Önder Aytaç Maduro’dan yola çıkarak aynen Emre Uslu gibi Türkiye’ye tehditler savuruyor.

Bu durumda Madurocu olmak gerek herhalde.

***

Seçim hileli Başkan Hillary Clinton’dır

Trump Efendi seçimlerin güvenilir olmadığı gerekçesi ile Maduro’yu değil, muhalefet liderini Başkan olarak tanıyacağını söylüyor.

Peki ben de farklı bir düşünce üreteyim.

Trump’ın seçimleri kazanırken bir başka ülkeden destek aldığı, seçimleri etkileyecek manipülasyonlar yapıldığı iddiası Trump seçildiği günden beri gündemde ve bununla ilgili ABD’de savcıların yürüttüğü soruşturmalar var.

Böyle bir durumda bir süper güç, mesela Çin, kalkıp “Biz Trump’ın seçimleri hileyle kazandığını düşünüyoruz ve Başkan olarak Trump’ı değil Hillary Clinton’ı tanıyoruz” deseydi bu kabul edilebilir bir şey olur muydu?

***

Esed yine Esad

Adana Mutabakatı yeniden gündeme geldi.

Adana Mutabakatı neydi?

Çok kısa bir tanımla Suriye yönetiminin terör örgütü PKK’ya karşı Türkiye ile birlikte hareket etmesi.

Şimdi Putin ile yapılan görüşmede Adana Mutabakatı’nın yeniden işletilmesi gündeme geldi.

Yani terör örgütü mensuplarına karşı ortak hareket edilmesi.

Kiminle?

Rusya aracılığı ile Esad yönetimi ile.

Bunun anlamı şudur.

Türkiye artık Esad’la yola devam edilmesi konusunda Rusya ile mutabıktır.

Esed yeniden Esad olmuştur.

Bunda bir zarar var mıdır?

Bence yoktur.

Kısa vadede Türkiye için en iyisi budur.


***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

En kolay inanılanın en büyük yalanlar olduğunu bildiğimiz zaman.

YORUM EKLE

banner457

banner84