banner395

CHP’nin adayı kim olmayacak?

ÇOK erken seçim kararından sonra hemen hemen bütün partilerin Cumhurbaşkanı adayları belli.

AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan’la girecek seçime.

HDP’nin adayı büyük ihtimalle yine Selahattin Demirtaş olacaktır. PKK’dan veto yemezse.

MHP’nin adayı da Recep Tayyip Erdoğan.

İYİ Parti, Meral Akşener’i aday gösterecek.

Saadet Partisi ise bir ittifak yapmazsa yüzde 90 ihtimalle Temel Karamollaoğlu’nu.

Adayı belli olmayan tek parti var; CHP.

Düşünüyorlar.

Taşınıyorlar.

Haksız da sayılmazlar. Sorumluluğun büyüğü üzerlerinde. Ne de olsa anamuhalefet.

CHP’de kimin aday olacağı belli değil ama kimin aday “olmayacağı” kesin.

AK Parti’nin, CHP’nin adayı olmasını istediği bir kişi var:

Kemal Kılıçdaroğlu.

İşte CHP’nin de Cumhurbaşkanı adayı olmayacağı kesin olan tek isim de aynı kişi:

Kemal Kılıçdaroğlu.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında Cumhurbaşkanı olma niteliklerini haiz herkesin CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali var. İki kişi müstesna.

Bunlardan ilki Recep Tayyip Erdoğan.

İkincisi de Kemal Kılıçdaroğlu.

Başka kim olabilir?

Fikrim yok.

Ama sanki üzerinde en fazla durulan isim Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen.

*******

Parlamentoyu konuşan yok


REFERANDUM öncesi, yeni Anayasa’yı destekleyenler, “Başkanlık sisteminde parlamento daha güçlü ve daha saygın olacak. Sadece yasama faaliyetine odaklanacak ve çok etkili olacak” diyordu.

Ancak çok erken seçim gündeme gelince, bakıyorum da hiç kimse “Parlamento aritmetiği nasıl tecelli edecek?” diye konuşmuyor.

Herkesin merak ettiği, “Cumhurbaşkanı adayı kim olacak, hangi adaya ne kadar destek var?” sorusunun yanıtı.

Hiç kimse “Parlamentoda çoğunluğu kim alır, AK Parti TBMM’de tek başına yasa çıkaracak çoğunluğa ulaşır mı?” diye tartışmıyor.

*******

Mücadele etkinleşir mi?


AK Partili dostlarımızla konuşurken zaman zaman bazı konulardaki hatalara, eksikliklere veya yapılmayanlara değinirim.

Özellikle son dönemde bazı tarikat veya cemaatlerin FETÖ’den boşalan yerleri kapma konusundaki hevesleri, hatta saldırganca tutumları konusunda da zaman zaman eleştirilerim oldu.

“FETÖ’den ağzınız yandı ama ders almamış gibi davranıyorsunuz. Yarın METÖ, öbür gün İTÖ çıkacak. Gücü bulan devleti kontrol etmek ister” dedim sık sık.

Her seferinde benzer yanıtlar aldım.

“Farkındayız ama 50+1 öncesi bunu yapmak çok zor. Seçimden sonra bu mücadele yapılır.”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2018 yazına alınması elbette ki bazı sıkıntılar doğuruyor.

Uyum yasalarının çıkmaması önemli.

Ama en azından seçimden kim galip çıkarsa çıksın, devlet içinde yapılanmaya çalışan gruplara karşı daha etkin bir mücadele dönemi başlayacaktır.

Umarım!

******

HAZIM VE GAZ


CHP, Osman Korutürk, Faruk Loğoğlu gibi büyükelçi milletvekillerini harcadı.

Hatta Namık Tan gibi bir ismi kapıdan çevirdi.

Onların yerine DEAŞ’ın işgal ettiği Musul Konsolosluğu’ndaki konsolosu, Davutoğlu’nun alnından öptüğü Öztürk Yılmaz’ı milletvekili yaptı.

Kimbilir belki de parti yönetiminin yeni dışişleri vizyonu bunu gerektiriyordu. Karışamayız.

Ve o konsolos şimdi “Cumhurbaşkanı adayıyım” diye ortaya atladı.

Sonra biraz düzeltme yapıp “Genel başkanımız aday olmaz ise” diyerek alçakgönüllülük gösterdi, sağolsun.

Bazen birilerini bir yere getirirken iyi düşünmek gerekir.

“Hazmedebilir mi?” diye.

Çünkü hazım sorunları bazen gaz yapar.

O da pis kokuya neden olabilir.

*******

Bu şiddet ‘Geliyorum’ dedi


YİNE bir futbol rezaleti yaşadık.

Görüntüleri izleyince aklıma yıllar önce aynı statta Galatasaray’ın yaşadıkları geldi.

O zaman da kaleci antrenörü Eser’in kafası yarılmış, yarık kafayla kulübede oturmuştu.

Futbolculardan da hasar alanlar olmuştu.

Aynı tablo tekerrür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kumpas var” dedi.

Bilemem.

Ondaki deliller benim elimde yok.

Ancak kumpastan olmasa bile meselenin buraya doğru geleceği belliydi.

Sezon başından beri Şenol Güneş, Fikret Orman ve biraz da Aykut Kocaman, iki kulüp arasındaki gerginliği buraya taşıdı.

Bu köşede yazdıklarımı ve spor sayfalarımızda yayımlanan röportajlarımı okuyanlar hatırlayacaktır. Defalarca Orman’ın Beşiktaş’ı Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinin içine sokabilmek, Beşiktaş’ı da aynı seviyeye taşımak için bir gerilim politikası izlediğini yazdım.

Orman, yüksek tansiyonun Beşiktaş’ın marka değerini artıracağını düşünüyordu.

Bunu başardı da.

Şenol Güneş ile Aykut Kocaman da bu izden gidince, iş iyice tırmandı. Şiddet boyutuna ulaştı.

Ulaşacağı belliydi, ulaşmasa şaşardım.

Eğer bu bir kumpas ise kumpasa zemin hazırlanmıştı zaten.

Olaylar nedeniyle yarım kalan maç sonrasında Orman’ın medyaya yaptığı konuşmayı izlediniz mi bilmiyorum.

Ben izlerken edindiğim intiba, Orman’ın hedefine ulaşmış bir yönetici ifadesine sahip olduğuydu.

“Fenerbahçe’nin rakibi artık Galatasaray değil, biziz” havası içindeydi.

********

Federasyon kumpasa bakar mı?


CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın, “Bu olayların arkasında bir kumpas var” cümlesi, Beşiktaşlıları tedirgin ederken Fenerbahçelileri sevindirdi.

Beşiktaşlılar, “Eyvah hükmen galibiyetimiz güme gidecek galiba” derken, Fenerbahçeliler “Aman iyi oldu. Belki elenmekten ve ağır bir cezadan kurtuluruz. Maç kaldığı yerden devam ederse finale kalırız” havasına girdi.

Benim Türkiye Futbol Federasyonu’ndan edindiğim izlenim ise şu:

“Sayın Cumhurbaşkanı ‘Kumpas var’ diyorsa bu adli bir olaydır ve adli bir soruşturmanın konusu olur. Ancak federasyon, herkesin gözü önünde cereyan etmiş somut olaylara bakar. Federasyon, sahada olan ve futbolu etkileyen olayları ele alır ve ona göre cezasını verir. Kumpas soruşturması ise ayrıca yürütülür ve onun cezasını Türk yargısı verir.”

Federasyonun bakışı bu.

Ancak fiiliyat nasıl, olur onu şimdiden bilemem.

******

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Kendi değer yargılarımızı genel geçer değer yargıları zannetmediğimiz zaman.

YORUM EKLE