12 yaş altı çocuklar maske takmalı mı?

Yüz yüze eğitimin sürekliliği için yapılması gerekenleri açıklayan Türk Tabipler Birliği, 12 yaş altı çocukların okul bahçesinde oynarken maske takmasına ve mesafe tutmasına gerek olmadığını vurguladı

12 yaş altı çocuklar maske takmalı mı?

CiddiGazete- Türk Tabipler Birliği (TTB), 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı’nın ilk haftası geride kalırken, tam zamanlı yüz yüze eğitimin sürekliliği için bazı düzenlemeler yapılmasının şart olduğunu açıkladı.

TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu, bu konuda yapılması gereken düzenlemeleri şöyle sıraladı:

A) Okullarda yüz yüze eğitimin güvenli bir şekilde devam etmesi için şu anda odaklanılması gereken en önemli üç nokta şunlardır:

YETİŞKİNLERİN AŞILANMASI

Toplumdaki bütün yetişkinlerin aşılanması okulların en uzun süre, en güvenli şekilde açık tutulabilmesi için en kritik uygulamadır. Bu nedenle aşılamanın tamamlanması için daha fazla çaba gösterilmeli, aşısız yetişkinlerin toplum sağlığını riske atmasını sınırlayan uygulamalar artırılmalı ve 12 yaş üzerinin aşılanması teşvik edilmelidir.

Okullarda çalışan tüm yetişkinlerin aşılamalarının tamamlanması elzemdir. Haftada iki kez PCR testinin pratikte uygulanması çok zordur. Bu nedenle, okullarda çalışan yetişkinlerin aşılanması asıl çözüm olacaktır. Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın PCR testi uygulamasında ayrı tutum aldığı ve bu uygulamanın somut olarak hayata geçmediği de tarafımıza gelen bilgiler dahilindedir.

SINIF MEVCUTLARININ 30’UN ALTINA DÜŞÜRÜLMESİ

Yüksek yayılımda olmamız sebebiyle sınıf mevcutlarının mutlaka 30’un altına düşürülmesi gereklidir.

Sınıf mevcutlarını düşürmek için öğrencilerin okula gittiği gün sayısından feragat edilmemesi çok önemlidir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda 1,5 sene boyunca hiçbir hazırlık yapmamıştır. Pandemi nedeniyle öğretmen alımı ve derslik yapımına hız vermek şöyle dursun, son 17 yılın en az sayıda öğretmen alımını yapmış, yıkılan okulların yerine yenisini dahi yapmamış, ek derslik açmak için hiçbir çaba gösterilmemiştir. Mevcut durum bu öğretim yılında sınıf mevcutlarının geçmiş yıllara göre çok daha fazla olmasına sebep olmuştur. Sağlık ve eğitimin bileşenlerinin öğretmen alımı ile sınıf mevcutlarının azaltılması konusundaki çağrıları şimdiye kadar ne yazık ki karşılıksız kalmıştır. Çok kalabalık ve dersliği olmayan okullarda dahi okulun 7 gün açık tutulması ile %40 ek alan yaratılması ve 50 kişilik sınıfların 36’nın, 42 kişilik sınıfların 30’un altına düşürülmesi mümkündür. Bu ve benzeri çözümler için öğretmen alımı en kritik basamaktır.

B) Bunlara ek olarak okullarda şu hususlara dikkat edilmelidir:

Sınıfların düzenli olarak havalandırılması ve penceresi açılmayan sınıfların derslik olarak kullanılmamasının sağlanması gerekir (ders sırasında 20 dakikada bir pencere ve kapının açılması hususu mevcut rehberde eksiktir).

Belirti gösteren yetişkin ve öğrencilerin okula gelmemesi çok önemlidir. Belirti gösteren kişiler ancak PCR testi yaptırdıktan sonra negatif çıktığında okula gelebilir. Buna titizlikle riayet edilmesi okullarda olası bulaşmaları engellemeye büyük katkı sağlar. Evde kalmayı gerektiren belirtiler veli bilgilendirme rehberinde açıkça yazılmamıştır. Bunlar yüksek ateş (>38o), öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve tat veya koku duyusu kaybı olarak net bir şekilde ifade edilmeli ve velilerle etkili bir şekilde iletişimi yapılmalıdır.

Okuldaki tüm aşılı ve aşısız yetişkinler maske takmalıdır. Yüksek yayılımda olduğumuz şu günlerde de tüm öğrencilerin de maske takması gerekir. 12 yaş altı çocukların okul bahçesinde oynarken maske takmasına ve mesafe tutmasına gerek yoktur.

Öğrenciler için hazırlanan bilgilendirme rehberinde hijyene, dezenfeksiyona ve yüzeylere temastan kaçınmaya diğer önlemlerin önemini görmezden gelecek şekilde yer verilmiştir. COVID-19 solunum yolu ile bulaşan bir hastalıktır. Öğretmenler, okul çalışanları ve öğrencilerin bu konuda doğru bir şekilde bilgilendirilmesi, solunum hijyeni kurallarının öğretilmesi (öksürme ve hapşırma sırasında dirsek içi ile ağzı ve burnu kapama) ve havalandırmanın vurgulanması gerekir.

Okul idareleri öğrenci ve velilerin HES kodu takibini yapmalıdır.

Servislerde pencerelerin açılmaması nedeniyle yarım kapasiteye geçilmesi olası bulaşmayı azaltmak için etkili olacaktır. Ayrıca, okulların açılması ile artan toplu taşıma ihtiyacının karşılanması için sefer sayısının en az iki katına çıkarılması gereklidir.

Okulların açılmasını takip eden 2-4 hafta öğrenci ve öğretmenlerde tespit edilen vakalar ve okul içi bulaşma bilgileri çok yakından takip edilmeli ve şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Bu dönemde toplanacak verilere göre önlemler sıkılaştırılabilir ya da gevşetilebilir.

C) 5 Eylül 2021 akşamı duyurulan “Okullarda COVID-19 Pozitif Vaka Çıkması Durumunda Yapılması Gereken Uygulamalar” başlıklı algoritmanın tespit edilen eksik yönleri şunlardır:

Algoritma okulların açılmasına sadece 13 saat kala duyurulmuştur. Bu denli önemli uygulamaların bu kadar geç açıklanması halkı endişe ve güvensizliğe sevk etmekte ve süreci bağımsız kişi ve kurumların görüş ve katkılarına kapatmaktadır.

Etkili bir aşı ile aşılanmış ve üzerinden 15 gün geçmiş çocuk ve yetişkinler maske ve belirti izlemi ile okula devam edebilmelidir.

Karantina süresi 14 gün gibi uzun bir süre tutulmuştur. Öğrencilerin eğitim kaybını minimuma indirebilmek için yapılabilecekler:

Öğrenci ve öğretmenler için karantina süresi 10 gün ile sınırlanabilir. Ve/veya temasın 5. gününde PCR testi yapılabilir ve negatif çıktığında öğrenci veya öğretmen karantinadan çıkabilir.

Öğrenciler okula devam ederken her gün hızlı antijen testi yapılabilir. Hızlı test pozitif geldiğinde doğrulama için PCR testine alınır.

Algoritmada pozitif çıkan vakaların Sağlık Bakanlığı rehberleri ışığında izolasyona alınması gerektiği hususu net değildir, eklenmelidir.

YORUM EKLE