banner575

Çin istese de istemese de...

Şimşek: “Çin istese de istemese de ticaret fazlası veriyor. Biz de açık veren bir ülkeyiz. Çin’in sermaye fazlasını burada değerlendirmesi için çabalıyoruz”

Çin istese de istemese de...

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Türkiye, Çin için üretim, ihracat üssü olacak. Çin istese de istemese de büyük bir ticaret fazlası veriyor. Bu ticaret fazlası demek sermaye ihracatı demek. Orta Doğu’dakiler petrol, doğalgazdan elde ediyorlar. Biz de açık veren bir ülkeyiz. Çin’in sermaye fazlasını kısmen burada değerlendirmesi için çaba gösteriyoruz” dedi.

Şimşek, Maliye Hesap Uzmanları Vakfı tarafından gerçekleştirilen Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi ve Türkiye’ye Olası Etkileri” panelinin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki son 5-10 yılda yaşanılan sıkıntılara bakıldığında zor bir coğrafyada bulunduğunun anlaşılabileceğini belirterek, Orta Doğu’daki kaosun ciddi bir şekilde Türkiye’yi etkilediğini kaydetti.

KUŞAK VE YOL

Bu dönemlerin geçici olduğunu ifade eden Şimşek, şunları kaydetti: “Coğrafyamız bizim için çok önemli bir değerdir. İşte o nedenle Çin’in Kuşak ve Yol projesi çok önemlidir. Dünyada çok önemli trendler var. Bu trendlerden birisi jeopolitik ve ekonomik olarak merkezin kayıyor olması. Çin son 40 yılda ortalama yüzde 10 reel büyüdü. Gerçekten muazzam bir mucizeyi başardı. Bu beraberinde diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte tektonik düzeyde jeopolitik ve ekonomik dönüşümü, kayışı sağladı. İkinci kritik trendlerden birisi bunun bir yansıması. Korumacılığı görüyoruz. Korumacılık aslında dünya ekonomisi için önemli bir tehdit.”

“KORUMACILIK BİR TEHDİT”

Şimşek, büyümenin ve refahın önemli motorlarından birisinin ticaret olduğuna işaret ederek, “Son 200 yılda dünyanın artan ticaret sayesinde eğitim, sağlık, refah artışı ve yoksulluğun azaltılmasında çok mesafe kat etmiştir. Bugün nihayetinde korumacılık bir tehdit, eğilim olarak karşımıza çıkıyor. Sadece korumacılık değil, aslında aşırı eğilimlerin, partilerin, aşırı sağ veya solun yükselişi de bunun yansımasıdır” diye konuştu.

Dünyada çok ciddi demokratik resesyon ile karşı karşıya olunduğunu belirten Şimşek, liberal demokrasinin de bu anlamda maalesef zemin kaybettiğini söyledi.

ÇİN İLE İLİŞKİLER

Şimşek, diğer bir trendin de teknoloji olduğuna işaret ederek, “Çin’de orta okulda okutulmak üzere yapay zekanın temelleri diye bir ders kitabı gördüm. Teknoloji anlamında da dünyada muazzam bir değişim dönüşüm trendi var. Yapay zeka, Nesnelerin İnterneti, makinelerin öğrenme kabiliyeti apayrı bir dönemin başlangıcındayız” dedi.

Bütün bunların dünyadaki sistemi ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“Çin Türkiye için çok önemli bir ülke. Biz uzun süre bir yanlış yaparak Asya’yı ihmal ettik. Orta Doğu’yu zamanında ihmal ettiğimiz gibi Asya’yı da onyıllar boyunca ihmal ettik. Yanlış yapmışız. Ama şimdi hem Orta Doğu’yu keşfettik hem de Çin ile samimi, güçlü ilişkiler kurma çabasındayız. Çin ile 2015 sonundan itibaren yüksek düzeyli mekanizmamız var. Kuşak ve Yol projesi Türkiye için yeni bir fırsat. Türkiye orta koridorun merkezinde bulunuyor. Türkiye bunu zaten inşa ediyor. Bu çok önemli bir proje. Yaklaşık belki 1 trilyon dolarlık yatırıma sahne olacak.”

Şimşek, bu projenin Türkiye’nin Asya ile olan bağlantısını güçlendireceğini vurgulayarak, özellikle Orta Asya ile güçlü bağları kurulmasını sağlayacağını kaydetti.

Altyapının verimliliği belirleyen en önemli faktörlerden birisi olduğuna dikkati çeken Şimşek, “2049 yılında Asya’nın ulaştırma altyapısı muhtemelen Avrupa Birliği’nden daha iyi hale gelecek. Bu aynı zamanda 3-4 trendin de aslında önemli bir enstrümanı. Çin kendince bir sisteme sahip. Bir araştırmaya göre, 2050 yılında Çin’in ekonomisinin büyüklüğü 58,5 trilyon dolar olacak. 2030 yılında muhtemelen 38 trilyon dolar olacak. Türk iş alemi bunu ihmal edebilir mi? Asla. Çin ile ilişkilere çok önem veriyoruz ve ilişkilerimizi güçlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

ÜRETİM VE İHRACAT ÜSSÜ

Şimşek, Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkelerden birinin Çin olduğunu ancak ihracatta ise Çin'in 17. sırada bulunduğunu anımsatarak, şunları anlattı:

“Biz sizi ne kadar teşvik edersek edelim bunu telafi etmek zor. Çinli girişimcileri ikna edip Orta Doğu’ya yönelik Türkiye’yi üretim üssüne dönüştürmelerini arzu ediyoruz. Bu yönde cüzi de olsa ilerleme var. Geleceğin bu açıdan parlak olduğuna inanıyorum. Türkiye, Çin için üretim, ihracat üssü olacak. Çin istese de istemese de büyük bir ticaret fazlası veriyor. Bu ticaret fazlası demek sermaye ihracatı demek. Orta Doğu’dakiler petrol, doğal gazdan elde ediyorlar. Biz de açık veren bir ülkeyiz. Çin’in sermaye fazlasını kısmen burada değerlendirmesi için çaba gösteriyoruz. Bu nedenle Çin’in ve dünyanın en büyük bankası ICBC, Bank Of China Türkiye’ye geldiler, lisans verdik ve çok güçlü şekilde faaliyette bulunuyorlar. Çin zenginleşiyor, orta kesim büyüyor, tatili en çok yakın coğrafyada yapıyorlar ama nihayetinde ABD’ye İtalya’ya gidiyorlar, buraya kadar geliyorlarsa Türkiye’ye de gelirler.”

Bundan 11 yıl önce “Aslında Çin’den fazla korkmaya gerek yok, şimdiden çalışalım, Çin’den birkaç milyon kişiyi Türkiye’de misafir ederek her şeyi telafi ederiz” dediğini anımsatan Şimşek, Kuşak ve Yol projesine bu açıdan bakılması gerektiğini dile getirdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER