Futbolun adaleti...

Futbolun adaleti yok derler ya, aslında çok adaletli. Eğer kuralına göre oynarsan, son ana kadar mücadeleyi bırakmazsan, 11 kişilik takımda iki oyuncuya güvenip, geri kalanını dolgu malzemesi gibi kullanmazsan, futbol çok ama çok adil.

Pazartesi günü, yarı final müsabakaları ile ilgili bir ön yazı yazmıştım. Görüşlerimi bildirdim. Hırvatistan, yediği erken golle bocaladı ama ikinci yarının başlangıcı ile oyunu forse etti ve beni yanıltmadı. O erken gol olmasaydı, tam da yazdığım yazıdaki gibi, İngiltere’nin hezimete uğraması sürpriz olmayacaktı. O günkü yazımda belirttiğim final tahminim de tuttu.

İngiltere maça hızlı başladı. Kazandığı ilk serbest vuruşta golü buldu. Bulmasıyla beraber oyunun hızını kesmeye gayret etti. Oysa ki; Hırvat futbolcular şaşırmış, arkası arkasına pas hataları yapıyorlardı. Aman bir hata yapıp skor avantajını kaybetmeyelim derken, bocalayan Hırvatistan’ın eline verdiler oyunu.

Hırvatistan kendinden o kadar emin oynuyor ki; futbolun beşiğine nerdeyse futbolu öğretti. 4 milyonluk ülke dersiniz ama Yugoslavya’nın futbolcu fabrikası idi. Yugoslavya’nın başarılarını, bizim jenerasyon iyi hatırlar. Boban, Prosinecki gibi yıldızlar nasıl unutulabilir ki? Her geçen turnuvada kendilerini biraz daha geliştirdiler. Futbolun her gereğini yerine getirdiler. Sabırla Dünya Kupası’nda final oynama hakkını elde ettiler.

3 oyuncu sayamazsınız...

Şöyle bir maça gidelim. Hırvatistan’da beğendiniz oyuncuları sayın desem, en az 6-7 oyuncuyu sayarsınız ama İngiltere? 3 oyuncu sayamazsınız! Buraya kadar gelmeleri bile büyük başarıydı. Hiç oyuncu kaçıramıyorlar. 2’ye 1’lerde çok zayıflar. Pas gidiyor, pası veren boş alana gidiyor ama pası alan sürekli topu öldürdü.

Biz bildik...

Ciddi Gazete olarak finalin adını yarı final müsabakalarından önce yazmıştık. Bu iş tecrübe işi ve o da bizde ziyadesiyle var. Hepimiz dalında uzman olmuş isimleriz. Garanti demedik tabii ki. Müsabaka oynanmadan sonuç belli olmaz ama tahminimiz bu yönde dedik ve gerçekleşti.

Cüneyt Çakır...

Hani bir söz vardır; “o kadar kusur kadı kızında olur” diye ama Cüneyt Çakır ve triosunda o kusur da yoktu. Müsabakayı başından itibaren kontrolü altına aldı. Kendinden emin bir görüntü çizdi. Kararlarındaki yeknesaklık, her iki takım oyuncularına ve tüm seyredenlere güven verdi. Disiplin cezaları doğru idi. Yazdık ya; “hedefi büyük tuttuk ve yarı final bizi tatmin etmedi” diye. Gerçekten öyle oldu. Bu trioya final yakışırdı.

Hırvatistan kupaya göz kırptı...

Bir Fransız dostumla maçları değerlendirdiğimizde, İngiltere’nin finale kalmasını daha çok istediğini belirtmişti. Korkusu doğruydu. İngiltere oyun stiliyle Fransa’yı yenemezdi ama Hırvatistan öyle değil tabii ki!

Şampiyon tahminimi soracak olursanız Hırvatistan derim.

YORUM EKLE

banner84