Gençler apolitik mi?

Bildiğimiz üzere geçtiğimiz günlerde "Z kuşağı" YKS sınavı öncesi bir tepki yaptı ve tüm siyasetin ilk sırasına yerleşti. Siyasi partiler ve gençler aslında yeni bir konu değil. Geçtiğimiz yıllarda da siyasi partilerin gündeminde gençler önemli yer teşkil ediyordu. Fakat buradaki farklılık gençlerin sadece seçim dönemlerinde ihtiyaç duyulan bir yatırım aracı gibi görülmesi ile neticeleniyordu.

Daha önce yazılarımda belirttiğim gibi son yerel seçimlerde oy kullanma katılımı %82 fakat gençlerin siyasette temsil oranı %4 olarak kalmış. Arada bir rakamsal uçurum var. Bu da bizlere gençlerin apolitik bir yapıda mı yoksa gerçekte reformlar olarak siyasi partiler tarafından dışarıda tutan bir sistemin varlığı mı.

Mesela yapılan bir araştırmada gençlerin en önemli önceliği %68 gibi bir oranla düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi %52'si de başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi istemeleri. Siyasi partiler yapısal olarak buna fırsat tanıyorlar mı?

İkinci bir konu, milli değerler yaklaşık %49 civarı. Daha sonra ki öncelikleri dini konular bunun oranı da %48 civarı. Yani gençler özgür düşüncenin yanında milli ve dini değerlerine de bağlı bir tutum içindeler.

%25'i kültür ve sanata %21'i bilime zaman ayırmayı önemli görüyor. İşsizliğin yoğun olduğu bu dönemde çok para kazanmak gençler için %38 civarı.

Araştırmada yurt dışında yaşama ve oraya yerleşip hayatını devam ettirme sonucu %63 civarı. Kısaca düşüncelerini özgürce ifade etme ile yurt dışına yerleşme ve yaşama isteği oransal olarak hem birbirine yakın hem de yüksek. Buradan şu soruyu sorabiliriz:

Gençler, politik bağlamda temsil bakımından %4 değil de %30 olsalardı bu oranlar olur muydu? Siyasi partilerin gençlik kollarının ana teşkilatların harici bir bölüm olması mevcut teşkilat bünyesinde olmaması apolitik bir düşünce değil mi? Gençler kendi aralarında mı takılacaklar gibi bir soru çıkıyor karşımıza.

Sinema, spor, müzik, tiyatro, eğlence alanları, kitap okumak yani doğal olan sosyal hayatın içinde ki tüm bütünsel işlevleri sadece gençler yapmadığına göre siyasi partilerde katılım veya gruplar neden oluşturularak bir ötekileştirme yaratılıyor.

Devletleri kocaman kocaman adamlar mı yönetmeli? Eminim ki birçok genç devlet yönetimlerinde oransal olarak minik bir statü olarak görüldüklerini biliyor ve kocaman adamların kendileri için aldıkları kararları eleştiriyorlar. Bunu neden yazdığımı aşağıdaki oranlarda görebilirsiniz.

Gençlerin oy verdikleri siyasi partilere göre yurtdışında yaşama istekleri kendi oy verdikleri partinin yıllarca iktidarda olması bile etkilememiş.

AK Partili gençlerin neredeyse yarısının eğer imkanı olsaydı yurtdışında yaşamak istediğini okuduğum analizden görebiliyorum. Yurtdışında yaşamak isteyenlerin oranı CHP’ye oy veren gençlerde %74,4’e, İYİ Parti'de %68,8, henüz oy kullanmayanlarda yine %68,8, MHP’li gençlerde %68,6’ya yükseliyor.

Hangi partide hangi düşünce de hangi anlayışta olursa olsun, hemen hemen oranlar birbirine yakın görünüyor.

Gençler gitmek istiyor; buna karşılık 50 yaş üzeri siyasetçiler çare bulmak yerine hayatlarından gayet memnun benim beynim neden göç etmek istemiyor diyebiliyor.

Buna temsilde adalet eşitsizliği de diyebiliriz. Eğitim aldıkları alanda yetenekli ve çok başarılı gençlerin bir yere gelmeleri konusunda oluşan inançları %20 civarında. Arkası sağlam bir gencin yetenekli bir gencin önüne geçerek bir yerlere gelmesi oranı ise %70 civarında.

Kayırmacılık ve arkası sağlam olmak. Liyakat ve fırsat eşitliği konularında açık ara fark. Mevcut iktidar dahil mecliste olan tüm partileri incelediğimizde birbirine yakın oranda kayırmacılık ve arkası sağlam olma kelimeleri karşımıza çıkıyor.

Hatta hiç oy kullanmamış gençlerde de aynı oran var. Bunun neticesi güvensizlik ve yalnızlık. Üniversiteyi bitiren bir genç iş bulmak için istihdam probleminin yanında arkası sağlam olma engelini de geçme konusunda bir umutsuzluk yaşıyor.

Sonuç olarak, eğitim ve çalışma yaşamlarından, ilgi alanları ve değerlerine; kendi konumları ve gelecekleri ile ilgili değerlendirmelerinden; özgürlük algılarına kadar Türkiye’nin gençleri belli konularda siyasi parti aidiyetleri ve oy verme davranışlarından bağımsız olarak belli konularda ortak kaygı, algı ve eğilimler göstermektedir. Dini inançlarına verdikleri önem ne olursa olsun, kendilerini ifade etme ihtiyaçları bakımından özgürlükçü bir siyasetin; adaletin ve liyakatin; şeffaf işleyen kurumsal sistemin ülkemizde gençlerin ilk sırada ve acil ihtiyaçları olduğu görülüyor.

Birçok genç oy vermeyi siyaset yapmak olarak algılıyor. Belki de kendileri açısından bunu yeterli görüyorlar.

Temsilde adaletsizlik

Eşitlik ve özgürlük

Hak arama

Politik reformlarda çağı yakalayamama

Fikri ayrılıklar

Ötekileştirme

Cinsiyet ayrımcılığı

Milli konularda hassasiyet

Dini konularda hassasiyet gibi bu ve benzeri durumlarda siyasi partilerde oluşan ülke yönetimlerine yansıyan arızaların gençlerin aktif siyasette yol almasını engelleyen veya siyasete mesafe koyan yaklaşımları oldukları düşünülebilir.

Ülkemiz genç fakat üretmiyor.

Ülkemiz genç fakat kurumsal yöneticilerimiz yaşlı ve hantal.

Ülkemiz genç fakat teknolojik yönetim zayıf.

Ülkemiz genç fakat istihdamsız.

Gençler mi apolitik yoksa yönetenlerimiz mi.

Karar sizlerin.

YORUM EKLE