banner424

Cübbeli Ahmet: Devletin şeyhi olmaz

Cübbeli lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü, “Ben, şeyhim ne derse onu yaparım” diyen kişilerin devlet memurluğu değil, limon satması gerektiğini söyledi

Cübbeli Ahmet: Devletin şeyhi olmaz

İsmailağa Cemaati’nin hocalarından, “Cübbeli” lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü, FETÖ sonrası devlet içinde başka cemaatlerin örgütlenmesine karşı olduğunu açıkladı. Ünlü, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’a verdiği söyleşide; “Ben, şeyhim ne derse onu yaparım” diyen kişilerin devlet memurluğu değil, limon satması gerektiğini söyledi.

Ahmet Mahmut Ünlü’nün devlette örgütlenen cemaatlere karşı söylediği çarpıcı sözler şöyle:

‘DİPLOMAMIZ YOK, DEVLETTE ÖRGÜTLENEMEYİZ’

Barış Pehlivan: Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2017 yılına ait “Emniyet Mahrem Yapılanması Raporu” var. Fethullahçıların deşifre olmamak ve gizlenmek için kullandığı bir yöntemden bahsediliyor. Yöntemin adı “Renklendirme.” Buna göre; Fethullahçılar renklendirme yöntemiyle başka tarikatların, cemaatlerin içine gizleniyormuş. Hatta o cemaatlerin içinde İsmailağa'nın ismi de geçiyor. İsmailağa Cemaati içinde FETÖ'cüler var mı hâlâ?

Ahmet Mahmut Ünlü: “Hâlâ”yı bilmem de, evvelce her yere girenler için “İsmailağa'nın içine girmemiş” nasıl diyeceğim! Ama ne kadar etkiliydiler, neyi yapabiliyorlardı, neyi başardılar… İlla ki oradaki nabzı yoklama, oradaki faaliyetleri inceleme, etki alanımızı ölçme... Benim her şeyim açık, her şeyim ilanlı, resmi. Gidiyorum bir yere, salon tutuluyorsa resmi tutuluyor. Kaymakam, vali izin vermezse ben orada konuşmuyorum zaten. Özel bir zikir meclisi kurmuyorum yani. Adam gelse, 50 kişi burada “gizli zikir yapalım” bilmem ne dese... Yahu sen zikri niye gizli yapacaksın da. Allah'a zikir ediyorsan, aç kapını.

- Fethullahçıların devlette nasıl tehlikeli bir şekilde örgütlendiğini, 15 Temmuz'dan çok önceden beri, Odatv'de yıllardır yazıyoruz. Ancak geniş kamuoyu 15 Temmuz'dan sonra gördü ve gördüklerinden birisi de şuydu: Liyakatten ziyade, başka unsurların devlette örgütlenme biçimi haline geldiğini ve cemaatlerin örgütlenmesinin devleti uçuruma götürdüğünü gördü. Açık soracağım; siz devlette örgütlü müsünüz?

Yok, biz örgütlü olamayız ki zaten.

- Neden?

Niteliğimiz yok.

- Nasıl yani, o kadar izleniyorsunuz, takipçiniz var...

Vasfımız yok ki!

- Vasıf, derken?

Diplomamız yok, bir şeyimiz yok.

- Ama zaten devlette örgütlenmek için, "liyakat" gerekmiyor!

Ama şimdi, biz okula teşvik etmiyoruz ki zaten. Medreseye teşvik ediyoruz. Medresede okuyan ancak bir yerde imam oluyor. Bir dernek onu görevlendirip de “gel burada Kuran okut, Arapça okut, şunu öğret, bunu öğret” diyebiliyor. Yani bizim kılığımız da tutmuyor. Biz hep şalvarlı, cübbeliyiz. Yani şalvarlı cübbeliyi kim memuriyete alır, kim askeriyeye alır?

Sakalını kesiyorsun, gidiyorsun askerliğini yapıyorsun, geliyorsun sakal bırakıyorsun; yani durumumuz bu.

DEVLET İŞLERİNDE ŞEYHE SORMAK HARAMDIR

Şimdi, devlette örgütlenmeye şu bakımdan çok karşı oldum ben.

Yani sen eğer, devlet memuriyetine giriyorsan, bir de bir şeyhe "intisabın" varsa, şimdi burada caiz olmayan bir iş, ortada kalabilirsin.

Nedir o, şudur: Devletle alakalı, kendi vazifenle ilgili, emri şeyhinden almak... Özeli konuşmuyorum; sen evlenecek misin, ayrılacak mısın, çocuğu ne yapacaksın; bunu konuşmuyorum.

Devlet memuriyetine imza atarken, sen buraya bağlı kalacağına imza atıyorsun. Burada zaten bir yalancılık, iki yüzlülük devreye girer.

Bizi dinleyen dünya kadar memur yok mudur? Emniyet amiri yok mudur, askeriyeden adam yok mudur? Beni seven de vardır. Herkes benim düşmanım mı?

Ama ben o adama zaten diyorum ki, yani özelde tanımasam da diyorum ki, kardeşim yalan beyanda bulunmayacaksın. İki yüzlülük yapmayacaksın, takiye yapmayacaksın. Bizde bu yok. Kime takiye yapıyorsun? Harpte misin, hile mi yapıyorsun? Burada Müslüman Müslümanasın. Veya Müslüman da olmayabilir, zimmidir, vatandaştır, Ermeni vatandaştır. Ermeni de olsa vatandaştır. Bunların hakkı daha da önemli.

Şimdi sen burada, bu statüde “ben hocam/şeyhim ne derse onu yaparım” diyorsan... Memuriyetle ilgili de ona soruyor ve yapıyorsan; bu caiz değil. Aldığın para haram olur. Neden? Devletin de sana verdiği görev var. Orada, çelişme durumunda sen yalana, harama imza attın. O zaman limon sat, benim lafım bu, git limon sat.

Benim görüşüm bu ama nedir, bir şeyhe müntesip polis olamaz mı, olur. Olur ama memuriyetinde, vazifesinde orayı dinlemek zorunda. Oradan vazife aldı mı, “vur” dediğinde vur, “öl” dediğinde öl; devlet ne yap dediyse, onu yapacak. Yoksa haram olur aldığı para. Benim açımdan budur.

‘ŞU KARAKOLDA BİZİM KİMİMİZ VAR’ DEDİĞİN ZAMAN TEHLİKELİ

- 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'den boşalan koltuklara birçok cemaatin doldurulduğunu; Sağlık Bakanlığı'ndan tutun da, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde ve hatta TSK'ya kadar, başka cemaatlerin örgütlendiğini biliyoruz. Biz bunun kitabını da yazdık. Ne diyorsunuz?

Siz diyorsunuz bunu, kitabını da yazdınız fakat, devletin sorunu bu. FETÖ'den çok geç de olsa, temizlenme süreci yaşandı. Ben devletin yavaş hareket etse de mutlaka her şeyi zamanla düzenine oturtacağına inanan biriyim. Öyle inanmasam zaten evhamdan ölürüm. Yani, bu memlekette nasıl özgür olabiliriz biz? Canımız, malımız, ırzımız devlete emanet, Allah'tan sonra... Yani biz bu devlete güvenmek zorundayız. Bu devlet şimdi FETÖ'den kurtulur, yarın öbürüne. Öbüründen öbürüne... Bizi onun, bunun eline düşürecek o zaman. Bu çok tehlikeli bir şey. Bu devletin sorumluluğu. Ben devlet yetkilisi değilim, devlette hiçbir memuriyet yapmadım. Bir kuruş almadım. Dolayısıyla devlet bunu düşünmek zorundadır.

Ama şunu tehlike görüyorum: Mesela, “şu karakolda bizim kimimiz var” dediğin zaman... Hangi cemaat olursa olsun, bunu istisnasız konuşuyorum. İsmailağa da böyleyse, onu da dahil ediyorum. Ama böyle değil, içeriden yetişmiş biri olarak iyi biliyorum; böyle değil ama olsa, karşıyım. Olma yoluna girerse karşıyım, alenen söylüyorum.

Bu karakoldan başlayıp, Yargıtay'a, Danıştay'a, Sayıştay'a kadar bir silsileyle, bir insan kendi işini oradan oraya paslayabiliyorsa, bu devlet için tehlikedir. “Burada kimimiz var bizim, Milli Eğitim'de şu arkadaşı tayin ettirmek için?” Sen orada, o silsileyle birinin hakkını yiyorsun. Bu caiz değil, bu haramdır yahu. Niye öncelik veriliyor bu adama; “çünkü benim cemaatimden olduğu için!” Eee, hakkı mı şimdi bu bunun. Orada sıra bekleyeni var, öğretmeni, atanması...

Burada zaten İslam'ı doğru anlasak ve anlatsak... Öyle “bizden, bizden değil; yahut Müslüman...” Yahu Müslüman değilse daha büyük hakkı var. Gavurun hakkı yok mu? Onun da insan hakkı var. Allah onu da soracak sana. Gavurun hakkını yiyebilir misin şimdi, Ermeni diye adamın parasını mı çalacaksın? Hakkını çalıyorsun, aynı şey. Bu caiz değil, bu haram. Ben lafı kıvırmıyorum, ama bu tehlike var mı, bazılarında duyuluyor. Sizden duyuyorum, ondan duyuyorum, bundan duyuyorum. Duman çok çıkıyor yani ama, boyutu nedir...

FETÖ kadar olabileceklerine asla inanmıyorum. İhtimal de vermiyorum. Çünkü FETÖ öyle bir şey ki, yani en yoğunu askeriye ve emniyet, bir de adliye. Adam üçünü ele aldıktan sonra herkesi içeri atabiliyor. Herkesi içeri attıktan sonra, zaten memleketi az daha sattı, gitti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner84