İstanbul'un kurtuluş törenlerini Menderes yasakladı

Eeeeyyyy ahaliiii!..

Bugün 6 Ekim 2021...

Gelin şöyle bir tarih turu yapalım...

Bu bilgileri TARİHSİZLER çarpıtarak anlatırlar...

Şimdi gözlerinizi iyice açın ve teeek teeek okuyun...

Tarihler 13 Kasım 1918'i gösterdiğinde başta İngiliz kefereleri olmak üzere Fransız, İtalyanlardan oluşan işgal güçleri hiçbir direniş ile karşılaşmadan Konstantinopolis'i yani İstanbul'u fiilen teslim aldılar...

İşgalcilerin Türk'e yapmadığı eziyet kalmadığı gibi, başta padişah Vahdettin olmak üzere devleti yönetenleri aşağıladıkça aşağıladılar...

Osmanlı yönetimi, adeta şamar oğlanı gibiydi...

Padişah Vahdettin'i istediği gibi parmağında oynatıyor, her istediklerini yaptırıyorlardı...

O zamana kadar Dolmabahçe Sarayı'nda gününü gün eden, hatta İstanbul işgal edilirken 18 yaşındaki kızla 5. evliliğini yapan Vahdettin, korkusundan Yıldız Sarayı'na taşınıyordu...

Ordunun elinden silahlar bile alınmıştı...

16 Mart 1920 tarihi ise Konstantinopolis'in resmen işgal tarihiydi...

Kahpeliği de işte bu tarihte yaptılar.

Sabah 05.45'te Dolmabahçe'den ve Sirkeci'den gemilerden asker çıkardılar...

Resmen işgal ettikleri Konstantinopolis'te doğruca şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin yerinde bulunan Harbiye Nezareti'ni hiçbir direnişle karşılaşmadan ele geçirdiler...

Daha sonra da telgrafhaneler, askeri bölgeler, Bahriye Nazırlığı, jandarma okulu, askerlerin yoğunlukta bulunduğu yerlere girdiler...

Bunlardan en önemlisi Şehzadebaşı Karakolu idi...

Sabah saat 5.45'te henüz askerlerimiz uykudayken, İngiliz askerleri, silahsız nöbetçiyi hemen oracıkta öldürüp içeriye girdiler ve uykuda olan askerlerimizi süngüleyerek delik deşik ettiler...

5 askerimiz şehit edilmiş, 9 askerimiz de yaralanmıştı.

Şehzadebaşı Karakolu'nun kahpe İngilizler tarafından basılıp Türk askerlerinin şehit edilmesinden, Anadolu'daki kurtuluş hareketinin temsilcileri ve Gazi Mustafa Kemal, Manastırlı Hamdi'nin telgrafıyla haberdar oluyordu:

"Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne özeldir;

Bu sabah Şehzadebaşı'ndaki mızıka karakolunu İngilizler bastı. Oradaki askerlerle çarpışarak. Neticede şimdi İstanbul'u işgal altına alıyorlar bilgi için arz olunur."

İngilizler aslında 16 Mart sabahı bu tümenin komutanı Kemalettin Sami Bey'i tutuklamak için baskın yapmışlardı...

Sami Bey, Anadolu'da milli mücadele için çalışan grubun içerisinde olduğu için hedefti. Ancak baskın yapıldığı gece karakolda olmadığı için yakalanmadı. Sami Bey, 1934 yılında vefat etmeden önce bu baskında ölen askerlerinin yanına defnolmayı vasiyet edecekti. 1934 yılında Kemalettin Bey vefat ettiğinde de şehit olan askerlerinin yanına defnedildi...

Şehzadebaşı Karakolu'nu 1950'li yıllarda Başbakan Adnan Menderes yol yapımı sırasında yıktı...

Ayrıca 1958'e kadar bu şehitler her sene 16 Mart'ta anılıyordu...

Ancak İngiliz piyonluğu ağır bastığı için törenler 1958'de iptal edildi...

Taaa ki, 2005 yılına kadar...

2005'te daha sonraları Ergenekon kumpasından hapse girecek olan 1.Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, 47 yıl sonra yeniden 16 Mart Şehitlerini anma merasimi düzenledi ve o şehitler hatırlandı...

Şimdilerde ise yine unutuldu o vatan evlatları...

Şu aşağıda gördüğünüz fotoğrafta bu kardeşiniz gitti ve Edirnekapı Şehitliği'nde bulunan 16 Mart 1920 Şehitleri'nin mezarları başında dua etti...

Şimdi özellikle de;

İngiliz hayranlarına,

Mandacı fikrin babalarına,

Türk gibi gözüken baronlara,

İşgalde garibanın malına konan haramilere sesleniyorum...

Devşirmeleri baştacı edip Türkler'e ETRAK-I BİİDRAK diyen dedelerinizden Vahdettin, büyük dedeniz Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği Konstantinopolis'i 13 Kasım 1918'de İngilizler'e teslim etmişti...

Özbeöz Türk evlatları da 4 yıl 10 ay 23 günlük işgali bitirerek dedelerinizin değiştirmediği Konstantinopolis'in adını da İstanbul yaptı...

Selam olsun başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve İstanbul'u Türk yurdu yapan kutlu askerlere...

Eeeeyyyy din sömürüsünü zaman zaman hortlatıp, Atatürk'e hakaret eden dürzüler, iyi dinleyin beni iyi dinleyin;

İşgal günlerinde İstanbul'da, işgal güçleri komutanları camileri kilitliyorlar, Osmanlı oğlanları da öküzün trene baktığı gibi bakıyorlardı...

İyi dinleyin eeeeyyyy münafıklar;

Bugünlerde "İngilizler gelseydi dinimizi daha iyi yaşardık" diyen işgal günlerinden kalma artıklar...

İşgal günlerinde camilerde ezan susarken, kapılarına kilit vurulurken sesini çıkaramayan münafıklar, işgal güçleri kovulduktan sonra "Din elden gidiyor" diye isyan etmişler, işgal güçlerini kovan Atatürk'e ve silah arkadaşlarına saldırmışlardır...

O gün de aynıydı...

Bugün de aynı...

Camilerimizi tekrar ezan sesine kavuşturan, Ayasofya'nın kapılarını tekrar açan Mustafa Kemal'e bugün o Ayasofya'da lanet okuyacak kadar alçalmışlardır.

Bugün de günümüzün devşirmeleri, camilerimizi ezana kavuşturan, camilerin anahtarlarını kâfir işgalcilerden alan Atatürk'e hakaret ediyorlar...

Şimdi bu Atatürk dinsiz öyle mi?..

Oturduğunuz koltuğu size bahşeden adam dinsiz öyle mi?..

Siz var ya siz Atatürk'e lanet okuyanlar...

Lânet olsun sizlere...

Son sözüm şu;

Eeeeyyyy bu vatanın özbeöz Türk evlatları;

13 Kasım 1918'i,

16 Mart 1920'yi,

Veeee

6 Ekim 1923'ü

UNUTMA...

İstanbul'un ikinci kez fethinin 98. yılı kutlu olsun...

Ders çıkarılır mı?..

Bilmem...

Sağlıklı günler diler, vatandaş Halis Güler...

YORUM EKLE