İYİ Parti

24 Haziran seçimlerinde yüzde 10 oy alarak 43 milletvekili çıkarmasına rağmen bu sonuç,  İYİ Parti’nin iddiaları ve hedefi dikkate alındığında “başarısızlık” olarak görülmektedir. Her ne kadar bazı parti yöneticilerinin, devlet imkânlarının alabildiğine kullanıldığı böylesi baskın bir seçimde, yeni bir parti tarafından alınan bu sonuçların başarı sayılması gerektiği konusunda açıklamalar yapsalar da Genel Başkan Sayın Meral Akşener’in sorumluluğu üstlenerek istifasından da anlaşılabileceği gibi sonuçlar “yenilgi” olarak algılanmaktadır.

Toplumun her kesiminden gördüğü destekle yüzde 20 bandının üstüne bir oy potansiyeline ulaştığı gözlenen Sayın Akşener neden yüzde 7.3 ve İYİ Parti yüzde 10 bandına düşmüşlerdir? Sayın Akşener’in tek başına çıkardığı “liderlik” çok önemli ve çok değerliydi ama ondan sonra attığı adımları yanlış atmıştır.

Kadro ve dil seçimini yanlış yapılmıştır.

Hiç kimse ile istişare edilmemiştir. Zaman zaman kullanılan 800 ve bin 200 kişi ile istişare ettim sözleri doğru değildir. Onlarla sadece “ne yapılmalı” konusu görüşülmüş ve fakat nasıl, kiminle, hangi dil ve projelerle gibi konular hiç kimseyle istişare edilmemiştir. Takım oyunundan, karargâh oluşturmaktan ve nitelikli bir kadro kurmaktan imtina edilmiştir.

Basında eleştiri kabilinden yer alan “ikinci bir MHP kuruluyor” sözlerine karşı, ikinci bir MHP kurulmadığını gösterme saiki ile olacak ki İstanbul’da yemekli bir toplantının sonunda, MHP’li olmayan 18 kişilik bir kurucu listesi açıklandı. Bir-iki istisna ile tek isabetli isim yoktu. Sonra talepler ve baskılar yoğunlaştı, vekilliği kotarmanın yolunun kurucu listesine veya genel idare kuruluna girmekten geçeceğini düşünen eski MHP’liler (İmza vererek olağanüstü kurultay talep edenler, eski vekiller, MHP’de umduğunu bulamayan fırsatçılar vs.) kurucular kurulu ve genel idare kurulu listelerine girmeyi başardı. Çok az istisna ile bunlar da isabetsizdi.

Sayın Akşener’in şimdilerde bu kişilere karşı "ülkücülere borç ödeye ödeye bitiremedim” diye yakındığı anlaşılmaktadır. Oysa MHP ülküsünü terk edeli 20 yıl olmuş ve MHP’de ülkücü de kalmamıştı. Gerçek ülkücüler çoktan kopmuşlardı. Kalanlar “yol arkadaşlarıydı.” MHP’den İYİ Parti’ye gelenlerin önceliği ise vekil olmaktı. Nitekim bunların niyetlerini anlayan Sayın Akşener’in çok kişiye “Seni vekil yapacağım” sözleri verdiği anlaşılmaktadır.

Bu “vekillik” pazarlığı ve beklentisi İYİ Parti’deki sıkıntının en önemli sebeplerinden birisidir. Milletvekili olarak katılan beş kişi hariç, MHP kadrolarından İYİ Parti’ye alınan kişilerde de, çok az istisna ile hiçbir isabet yoktur. DSP ve AKP’nin eskilerinden devşirilenler de cabası… Bu kadar yanlış bir kadro seçimi niçin ve nasıl yapılabilmiştir; izaha muhtaçtır doğrusu...

İl teşkilatları kurulurken her ilde 5-10 kişi ile yapılacak bir istişare, doğru kişilerin bulunması için yeterli olduğu halde, bu kadar basit bir metottan dahi yararlanılmamış ve ahbap-çavuş ilişkisi ile isabetsiz atamalar yapılmıştır.

Çözüm var mı?

Seçimler parayla değil, gönüllü ve inançlı kadro ve teşkilatlarla kazanılır. Davası olmayan, inancı olmayan, iddiası olmayan ve esasen önceliği Türk milleti ve Türk milliyetçiliği olmayan kişilerden zafer beklemek boşunadır.

Türk milliyetçisi bir kadro kurmaktan kaçıldığı gibi başka mahallelerden oy devşirebilmek düşüncesiyle bir “merkez” illüzyonuna sığınılmıştır. Oysa Türkiye’de en az yüzde 50 seçmen kendisini “milliyetçi” olarak tanımlamakta ve milliyetçi duygularla oy vermektedir.  AKP ve MHP milliyetçiliği istismar ederek oy alırken, bütün oyunu milliyetçilerden alan İYİ Parti, milliyetçilik gömleğinin üzerine ceket giyerek ve sıkı sıkı düğmeleyerek bu özelliğini gizlemeye çalışmıştır. Hâlbuki Türkiye’de şu dönemde yükselen değer milliyetçiliktir ve Türkiye’de en çok ihtiyacı duyulan şey, Türk milliyetçisi ve demokratik bir parti ve projedir. Kendi içinde demokrasi olmayan parti ülkeye demokrasi getiremez.

Sayın Meral Akşener’in, yakaladığı çok önemli fırsata ve tek başına yarattığı önderliğe rağmen bu fırsatı kötü kullanmış ve Adnan İslamoğulları’nın dediği gibi kendisine bağlanan umutları yine kendisi heba etmiştir. Adnan İslamoğulları, Meral Hanım’ın özellikle davet ettiği ve aday yaptığı en isabetli kişilerden biridir. “Madam” sözcüğü de bir hakaret anlamı taşımadığı halde, bu bahaneyle istifa edilmesi esasen bir kaçıştır ve yapılan yanlışlardan dolayı kaçıştır.

İYİ Parti, başlangıçta her partiden ama ortak özellikleri Türk milliyetçiliği olan ilim, fikir ve siyaset adamlarından oluşan seçkin bir kadro ve vitrin oluşturabilseydi sonuç kanaatimce çok farklı olurdu.

Sayın Akşener, İYİ Parti genel başkanlığına delege topyekûn talep ve ısrar etse de dönmeyecektir. Çünkü yaptığı hataları bilmekte ve dönse de işinin zorluğunu görmektedir.

MHP’deki bütün hastalıklar İYİ Parti’ye de taşınmıştır. Dönse bile mevcut söylem, merkez ve taşra teşkilatları ile başarıyı yakalaması mümkün değildir.

Esasen genel başkan, başarısızlığın sorumluluğunu üstleniyor ve istifa ediyorsa, aynı duyarlılığı başkanlık divanı, genel idare kurulu ve il teşkilatlarının da göstermesi gerekir. Böylelikle gelecek genel başkana ki -bu Sayın Meral Akşener de olabilir- bir kadro tercihi yolunun açılmasını sağlayacaktır. Ancak böyle bir “topyekûn yenilenmek” iradesi de gözükmemektedir.

Türk milletine ve Türk milliyetçilerine bir kez daha yazık olmuştur.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Irmak
Ali Irmak - 3 ay Önce

Ömer hocam ne yapalım yani..MHPye mi dönelim hadi bakalım

banner84