Ali Uzunırmak o ismi açıklamalıdır

24. dönem MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, ülkücülerin "çete"den suçlanıp yıllarca haksız yere hapis yatmalarının önüne geçilmesi için hazırlanan kanun tasarısına AKP ve CHP'li komisyon üyelerinin destek verdiğini ancak MHP'den çekimser kalanlar olduğunu söyledi. Uzunırmak, o isimleri "şimdilik" açıklamadı

Ali Uzunırmak o ismi açıklamalıdır

CiddiGazete/Çınar Coşkunserçe- Ülkücü hareketin önemli isimlerinden, 1980 öncesi Ankara Ülkü Ocakları Başkanı, MHP Aydın eski milletvekili Ali Uzunırmak ile ülkücülerin kanunlar önünde uğradığı haksızlığın giderilmesi için verdiği mücadeleyi konuştuk. Uzunırmak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Grup Başkanvekilleri ve AKP’li yöneticilerle yaptığı görüşmeleri, ülkücülerin cezaevinden çıkmalarına vesile olan kanun teklifinin nasıl ve kimler tarafından hazırlandığını bütün ayrıntıları ile anlattı.

Tarihe bir not düşmek için de sizlerle paylaşıyorum.

Çınar: Sayın vekilim, ülkücüler kanunlar önünde nasıl haksızlığa uğruyordu. Bir kanun, ülkücülere farklı, başkalarına farklı mı uygulanıyordu?

Uzunırmak: Tam öyle söylenemez ama ülkücülere farklı kanun, solculara başka kanun uygulanıyordu. Burada da ülkücüler haksızlığa uğruyordu.

Şöyle anlatayım: Sol örgütlere mensup kişiler suç işlemişse bunlar toplanıyor yani hukuk dili ile söylersek cem ediliyordu. Sol bir örgüte mensup kişi, altı kişinin öldürülmesi ile sonuçlanan bir olaya karışmışsa, bunlar toplanıyordu. Tek bir ceza alıyordu. Bizim arkadaşlarımız böyle bir olaya karışmışlarsa bunlar ayrı ayrı değerlendiriliyorlardı. Her birinden ayrı ayrı ceza alıyordu.

Dolayısı ile ülkücülerin cezaevi hayatları uzun sürüyordu, nerede ise bitmeyen cezalar yatıyordular.

Bunu başka bir şekilde söylemek gerekirse, ülkücülere çete suçundan ceza veriliyordu. Sol örgüt mensuplarına devlet aleyhine işlenen suçlar kapsamında ceza veriliyordu.

Çınar: Bunun bir çok örneği var değil mi?

Uzunırmak: Mesela bizim arkadaşlarımızdan Muhsin Kahya bilfiil 29,5 yıl cezaevinde kaldı.

Çınar: Evet biliyorum. Muhsin Kahya’nın uğradığı tam bir haksızlıktı. Siz bu haksızlığın giderilmesi için mücadele ettiniz. Haksızlıkılığın giderilmesi için ilk kiminle görüştünüz?

Uzunırmak: Önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin Beyefendi ile görüştüm. Bu haksızlığı anlattım. Sadullah Ergin Bey, bakanlıktaki uzman arkadaşları ile görüştü, konuyu değerlendirdiler “evet böyle bir haksızlık var” dedi.

Çınar: Haksızlığın giderilmesi için bir şey söyledi mi?

Uzunırmak: Düzeltilmesi için “hazırlanmakta olan yargı paketinde bunun ele alınabileceğini” söyledi.

Çınar: Bu sorunun ben ilk kez Adalet Bakanı Seyfi Oktay döneminde çıktığını hatırlıyorum. Haluk Kırcı için uygulanmıştı değil mi?

Uzunırmak: Evet. Haluk Kırcı tahliye edilmişti. Kırcı tahliye edildikten sonra dönemin Adalet Bakanı Seyfi Oktay Bey, yukarıda anlattığımız ayrıntıyı (Çete suçu) bir mütalaa olarak ortaya koyup Kırcı’yı tekrar tutuklattı. Tam bir haksızlıktı.

Çınar: Haksızlığın giderilmesi konusunda başlangıçta size kimler yardım etti, destek oldu?

Uzunırmak: Sadullah Ergin Bey “bu meseleyi tamam çözelim” dedi. Ancak, emeği geçen arkadaşlarımızdan biri de AKP Kayseri Milletvekili Meclis Başkan Vekili Sadık Yakut Bey de bizimle beraberdi. O da zaten meseleleri bilen bir arkadaşımızdı. Geçmişten beri de bizim arkadaşlarımızın faydalandığı ceza indirimlerinde katkıları olan bir kişi idi Sadık Yakut. Manisa milletvekili arkadaşımız Selçuk Özdağ'ın da hakkını yememek gerekir. Onun da katkıları olmuştur.

Görüşmelerde önemli katkıları olan biri de Rahmetli Osman Ünal Ağaoğlu’nun kardeşi idi, avukatları idi.

Çınar: Teknik olarak kimlerden yardım aldınız?

Uzunırmak: Bu konuyu görüştüğümüz, bize yardımları olan iki isim vardı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer ve Prof Dr. İzzet Özgenç Hoca’nın katkılarını gördük. Bunlar ayın zamanda Hükümetin danışmanlıklarını da yapıyorlardı. Hükümetin TBMM’deki yasama faaliyetlerinde yardımcı oluyorlardı.

Çınar: Adem Hoca, ceza hukuku alanında önemli bir otoritedir. Kayhan İçel Hoca’nın asistanıdır.

Uzunırmak: Çınar, lafı ne uzatıyorsun. Ben yakından tanırım ülkücüdür desene.

Çınar: Evet ağabey onu diyorum. Bizim arkadaşımızdır. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi’ndeydik. Hukuki işlerimize Adem Hoca ve arkadaşları yardımcı olurdu. Bizden birkaç dönem önceydi.

Uzunırmak: Bu arkadaşlarımızın da hukuki yardımını alıyorduk. TBMM’ye Hükümet tarafından hazırlanan Yargı Paketi geldiğinde, arkadaşlarımızın uğradığı haksızlığın giderilmesi için ve aynı zamanda başka haksızlıklara neden olmamak için bir önerge hazırlanması gerekiyordu.

Bunun için avukat arkadaşlarla görüşüyorduk. O zamanlarda meselenin çözülmesi için uğraşan Avukat Osman Başer vardır. Ünal’ın kaçak olduğu dönemlerde arkadaşlıklar yaptığı Aydın Eryılmaz’lar vardı. Bu arkadaşlar meselenin çözülmesi için uğraşan arkadaşlardı. Bunların haklarını teslim etmek gerekir.

Çınar: Sadece bu isimler mi vardı?

Uzunırnak: Başka arkadaşlarımız da vardı tabii ki. Onların haklarını da teslim etmek gerekir. Sözlü olarak destek olan, duygusal olarak destek olan arkadaşlarımız vardı. Onların da haklarını teslim etmek gerekir. Bunları tek tek saymamızın imkanı yok. Emeği geçen herkese Allah razı olsun diyoruz.

Ortaya bir pirinç pilavı geldi ise bunun içine bir pirinç tanesi atan da var. Bunun içine avuç dolusu pirinç atan da var. Pirincin yağını, tuzunu katan da var. Önemli olan burada herkesin kendisini bilmesi. Mesela çok yüklü miktarlarla avukatlık ücreti alması gerekirken almayan ya da çok az miktarlarla avukatlık yapan arkadaşlarımız var. Bunları da unutmamak gerekir.

Çınar: Önerge nasıl hazırlandı?

Uzunırmak: Adem Sözüer Hoca ve İzzet Hoca ile Ankara Oteli’nin lobisinde buluştuk. Hocalar arkadaşlarımızın çıkmalarını sağlayacak bir önerge hazırladılar. Bizim bu düzenlememiz hükümetten tasarı şeklinde gelmedi.

Hükümetten gelen tasarıya, Adalet Komisyonunda önerge olarak ekledik. Bunun için bu hazırlıkları yaptık. Hazırlanan bu teklifi ben, Yargıtay’da Ceza Dairesi’nde olan arkadaşlara incelettim. Onlar ve eski avukatlardan Salih Çelen’in de bulunduğu birkaç arkadaşa daha incelettim. Çankaya’da bir arkadaşın bürosunda bir araya gelerek uzun süre bu konu üzerinde çalıştık. Sonunda bütün arkadaşlar olarak bu önergenin, ülkücülerin haksızlığını çözebileceğine karar verdik.

Çınar: Devlet Bahçeli’nin bunlardan haber var mıydı?

Uzunırmak: Ertesi gün Genel Başkan Devlet Bey’e gittim. Bu arkadaşların haksızlığının çözülmesi için bu çalışmalar yapıldı. Bu noktaya kadar gelindi. Teklifi hazırlayan arkadaşlar, 'Bu metin arkadaşlarımızın uğradığı haksızlığı çözer’ diyorlar dedim. Devlet Bey de hazırlayan arkadaşlarımıza teşekkür etti. Hatta, “Adem Sözüer Hoca” bizim arkadaşımızdır diyerek övücü sözler söyledi. “Uygundur, arkadaşlarımızla gereğini yapın” dedi.

Çınar: Bundan sonrası kolay olmuştur?

Uzunırmak: Ben Meclis İdare Amiriydim. Yani Komisyon Üyesi değildim. Ama Komisyon görüşmelerine katıldım. Sağolsun, AKP’deki eski arkadaşımız Meclis Başkanvekili Sadık Yakut da görüşmelere geldi. Bu görüşmelere Komisyon Üyelerinin dışında kimse gelmedi. Sadık Bey ve ben vardım.

Çınar: Diğer siyasi partilerden destek aldınız mı ya da bu konuyu görüştünüz mü?

Uzunırmak: Adalet Komisyonu’nda şimdi CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Aydın milletvekili Bülent Tezcan Bey vardı. Haksızlığı bütün ayrıntıları ile anlattım, desteğini aldım. O dönem CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’ye durumu anlattım. O zamanki milletvekilleri “Emine Ülker Tarhan ile bu konuyu görüş” diyerek yardımcı olmaya çalıştı. Emine Tarhan’a gittim. Odasında, o dönem CHP’de bulunan Süheyl Batum Hoca da vardı. Ben Ülkücülerin uğradığı haksızlığı anlattım. Halen gözlerimim önündedir. Süheyl Hoca, “Halen yatan ülkücü var mı” diye sordu. "Evet Hocam 12 Eylül’den dolayı o zaman yaşananlardan dolayı halen içerde olan arkadaşlarımız var" dedim. Süheyl Hoca, Emine Ülker Tarhan’a döndü ve “Ali Bey milletvekilliğini hakkı ile yapan bir arkadaşımızdır. Ben de rica ediyorum. Bu mesele düzeltilsin” dedi. Dolayısı ile bizim teklifimiz gündeme geldiğinde CHP kanadı da Komisyonda agresif davranmadı. Agresif bir politika ortaya koymadı.

Çınar: Hep destek olanlardan söz ediyorsunuz. Hiç karşı çıkan, sizin işlerinizi zorlaştıranlar olmadı mı?

Uzunırmak: Olmaz olur mu? Bazı arkadaşlarımız Genel Başkan Devlet Bey’den olur almamıza rağmen bu önergeye imza atmaktan çekindiler.

Çınar: Kimdi bu isimler?

Uzunırmak: İsimleri bende kalsın.

Çınar: O dönem Adalet Komisyonu’nda olan MHP’li üye Oktay Öztürk’tü. Öztürk mü ülkücülerin uğradığı haksızlığa imza atmaktan çekindi?

Uzunırmak: İsimler bende kalsın dedim ya.

KASAP MUSTAFA

Çınar: Adalet Komisyonu’nda neler yaşandı?

Uzunırmak: Komisyon toplandı, görüşmeler devam ettiğinde ve sıra bizim konunun görüşülmesine geldiğinde, Komisyon Başkanı Hakkı Köylü bizim konu hakkında biraz tereddüt etti. Adalet Bakanı Sadullah Ergin Bey’i aradık. O günler Fransa’ya gitmiş. Ben kendi cep telefonumdan aradım. İlk anda telefonuma çıktı. AKP’lilerin duyacağı şekilde “Tamam” dedi. Ama ilerleyen vakitlerde tekrar aradığımızda ulaşamadık. Resmi görüşmeler için bir toplantıya girmiş.

Görüşmeler bitiyor, tutanaklar bağlanacak. Ama bizim önerge ele alınmadı henüz.

Bu arada tutanakları tutanlara dedim ki kapatın, konuşmalarımın tutanaklara geçmesini istemiyorum.

Kapattılar.

Dedim ki beni Kasap Mustafa yapmayın. “Kasap Mustafa kimdir?” diye sordular.

Anlattım. Kasap Mustafa Erzurum’da yaşayan bir adam, işleri sıkıntıya girmiş. Zaman zaman kafayı çeker. Kış olmasına, kar diz boyu olmasına rağmen, yakayı bağrı açar eline de bir döner bıçağı alır, başlarmış bağırmaya, “Sizin Başbakanınızın da sizin bakanınızın da sizin Valinizin de...” diye sövermiş. Yine bir gün böyle yaptığında tam oradan yeni Erzurum Valisi geçiyormuş. Kasap Mustafa’nın söylediklerini duymuş. “Atın bunu içeri” demiş. Yanındakiler "Efendim bunun biraz kafası kırık" falan dese de dinlememiş. Neticede, Kasap Mustafa’yı hakim karşısına çıkarmışlar.

Hakim olgun adammış.

Dinlemiş dinlemiş herşey çok açık. Başlamış kararı açıklamaya, “Başbakana hakaretten altı ay, bakana hakaretten altı ay, Valiye hakaretten altı ay, toplamda 18 ay ceza veriyorum.”

Kasap Mustafa kararı dinlemiş dinlemiş sonunda çok sinirlenmiş, “Hakim Bey aha senin de ... olsun 24 ay.” Hakim olgun bir adam Kasap Mustafa’nın kafasının kırık olduğunu anlamış. Bunu üzerine, “Ben de senin ... beraat” diyerek kararını değiştirmiş. Ben de sizin adaletinizin de Komisyonunuzun da…" diyerek şaka yaptım.

Bundan sonra da dedim ki; yani siz diyorsunuz ki, bu arkadaşlar haksızlığa uğramaya cezaevinde yatmaya devam etsinler öyle mi?

Komisyon Başkanı, “Bir daha ki Yargı Paketinde ele alırız” demeye başlamıştı. Sizin adaletiniz bu mu dedim. Arkadaşlarımız haksız yere yatmaya neden devam etsin dedim.

Çınar: Tepkileri ne oldu?

Uzunırmak: Gülüştüler. Ne demek istediğimi anlayan anladı. Sonrasında, Komisyona ara verin bekleyin, dağılmayın diye de rica ettim. Komisyona ara verdiler.

Ben de Genel Kurul’a indim. AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’a dedim ki, "Bu işi düzeltelim. Ertelemeyin, yoksa her gün kürsüye çıkar sizi rezil ederim. Bu arada AKP’nin diğer Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş geldi. "Dur hele falan" dedi. Odasına davet etti. Odasına çıktık.

TAYYİP ERDOĞAN DESTEK VERİYOR

Çınar: Düğüm burada çözüldü değil mi?

Uzunırmak: Elitaş’a arkadaşlarımızın uğradığı haksızlığı bütün ayrıntıları ile anlattım. O gün de AKP’nin nöbetçi Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, “Bir onunla görüşelim” denildi. Ayşenur Hanım evdeymiş, onun gelmesini bekledik. Geldi, beni görünce “Yine Bahçelievler konusu biliyorum” dedi. Ayşenur hanım önyargılı bakmayın beni bir dinleyin dedim. Yine haksızlıkları anlattım.

Bundan sonra da Tayyip Bey’e konuyu anlatalım görüşü ortaya çıktı.

Tayyip Bey o gün Meksika’da. Aradaki saat farkına rağmen Tayyip Bey bulundu.

Telefonun megafonunu açtılar.

Tayyip Bey’e dediler ki, “Sayın Başbakan burada Ali Uzunırmak da var megafondan dinliyor. Böyle bir haksızlık olduğunu iddia ediyor. Şu an Komisyon ara vermiş bekliyor. Haksızlığın giderilmesini istiyor. O da konuşmayı dinliyor.”

Bizim teklifimizin safhalarını da anlattılar. Bunları dinledikten sonra Tayyip Bey dedi ki, “Siz ne düşünüyorsunuz? Böyle bir haksızlık var mı?”

Elitaş ve arkadaşı “Var” dedi.

Bunun üzerine sağolsun Tayyip Bey, “O zaman bizim arkadaşlarımız da bu önergeye imza koysun.” Buna ben çok sevindim. Körün aradığı bir göz, Allah verdi iki göz. Orada ben de Tayyip Bey’e teşekkür ettim. Genel Kurul’da da tekrar teşekkür edeceğimi söyledim. Bizim MHP’li arkadaşlarımızın önergesi ortak önerge şekline getirildi. Ortak önerge şeklinde Adalet Komisyonu’ndan geçti.

GENEL KURUL’DA TARTIŞMA

Çınar: Genel Kurul’da neler yaşadınız? Hiçbir sorun yaşamadan mı geçti?

Uzunırmak: Komisyondan geçmesi, bizim için sevindirici bir durumdu. Genel Kurul’da ben bir konuşma da yaptım. Başta Devlet Bey olmak üzere, Başbakan Tayyip Erdoğan’a teşekkür ettim.

Ama o gün Genel Kurul’da agresif konuşmalar da yapıldı. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, bizleri, bizim arkadaşlarımızı suçladı. 80 öncesi solcu militanlardan birisidir bu arkadaş. Musa Çam'a benim bazı cevaplarım oldu.

12 Eylül öncesindeki Bahçeli olaylarını hep gündemde tutuyorsunuz ama Adana’da da bizim altı ülkücü öğretmenimiz evlerinden çıkartılıp katledildi. İstanbul’da da bizim işçilerimiz evlerinde katledildi yine Gaziosmanpaşa ilçe başkanımız Altınok ve çocukları hunharca katledildi dedim. O dönemle ilgili olarak sadece ülkücülerin suçlanması haksızlıktır dedim.

Bu konuşmam TBMM Genel Kurulu'nda çok etkili oldu. Bu sözlerim, bizim arkadaşlarımız tarafından da beğenildi. Ülkücüler hep bu örnekleri vermeye başladı. Bütün bunlar Genel Kurul tutanaklarında vardır. Bu işler tek taraflı olmamıştır. Bunlar karşılıklı olarak yaşanmıştır. Biz gelecek nesillere kin ve nefret bırakmamalıyız dedim.

Sonunda şükür teklifimiz kabul edildi.

Çınar: Çok çetin bir mücadele vermişsiniz. Başta siz olmak üzere katkısı olan herkese ben de teşekkür ederim.

Uzunırmak: Bundan önce de ceza indirimleri oldu. Bu indirimlerde bazı arkadaşlarımızın faydaları olmuştur. Ama bu anlattığım olayda baştan sona kimin ne fonksiyonunun olduğunu ben biliyorum. Kimlerin ilgilendiğini süreçte kimlerin nezaret ettiğini biliyorum.

Sağolsun, bundan sonra o zaman AKP Grubu'nda bulunan Selçuk Özdağ çıktı televizyonlara açıklama yaptı. Bizim arkadaşlarımız “Çık sen de konuş” diye ısrarda bulundular. Ama benim amacım üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bu işin Cumhurbaşkanı onay kısmı da var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bizim söylediklerimizden etkilenir. Sol basının yazdıklarından katilleri serbest bırakıyorlar iftiralarından etkilenir sonra kanunu onaylamaz diye düşündüm. Bundan dolayı da mağduriyetleri uzar endişesi taşıdığım için televizyonlara çıkıp konuşmadım.

Daha sonra da yaşanan süreci anlatmak konusunda bir fırsat olmadı. İlk kez burada sana konuşuyorum. Bu aftan sonra arkadaşlarımızın hemen hepsini cezaevi kapılarından aldırdım. Getirip Devlet Bey’le görüştürdüm.

Çınar: Allah rahmet eylesin Ünal Osman Ağaoğlu, Allah sağlıklı uzun ömürler versin Muhsin Kahya da bu düzenlemeden sonra çıktı değil mi?

Uzunırmak: Evet. Bu düzenlemeden sonra çıktılar.

Çınar: Ünal Osman Ağaoğlu, hasta mıydı? Neden vefat etti?

Uzunırmak: Allah rahmet eylesin. Hastaydı. Ünal Osman Ağaoğlu’nun hastalığı pek görülen bir hastalık değildi. Bir kalp rahatsızlığı vardı. Ankara’da en iyi doktorlara gösterdik. Kalp kapakçığında bir rahatsızlıktan söz ettiler. Başka doktorlara gösterdik, onlar da aynı sorundan söz ettiler. Bunun ameliyatını da İstanbul’da bir doktorun yaptığını söylediler. Her iki grup da bu doktoru işaret edince ona ameliyat ettirmeye karar verdik. Ancak bu doktor da bir haftalığına yurtdışında imiş. Onun ameliyat için gelmesini beklerken Ünal’ı kaybettik. Allah rahmet eylesin. Ülkücü harekete adanmış bir ömür. Genç yaşta cezaevine girdi yıllarca yattı ve çıktığında da hayatını kaybetti.

Kaynak: Çınar Coşkunserçe'nin sosyal medya hesabından alınmıştır.

Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2020, 21:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER