Bahçeli'nin düşmanı değilim

İyi Parti Genel Başkanı Akşener, “Ben Sayın Erdoğan’ın ya da Bahçeli’nin düşmanı değilim. Ben siyaseten kimsenin düşmanı değilim. Derdimiz Türkiye” dedi

Bahçeli'nin düşmanı değilim

CiddiGazete- İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV'de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programına konuk oldu. Coronavirüs salgınından İyi Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın dile getirdiği CHP, İyi Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak anayasa taslağı çalışmasına, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifasından ekonomik ve siyasal gelişmelere dair gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Meral Akşener şunları söyledi:

CORONAVİRÜS SALGINI

“Bizim önerilerimiz yerine getirilmiş olsaydı bugünü belki yaşamıyor olacaktık. Haziran’da tedbirlerin gevşetilmesi söz konusu olmasaydı belki bugünleri yaşamayacaktık.

Ben 88 ilçe gezdim, esnaf kan ağlıyor. İstanbul gibi büyük ivme kazanan yerlerde 2 hafta kapanabilsek hasta sayısı aşağıya doğru düşer, doğrusu bu. Ama esnaf kan ağlıyor. Biz tam kapanma demiştik ama hafta sonları yapmışlardı. Esnafa destek verilebilse, çalışanların sigorta payları ve vergiler ötelenebilse bu yapılabilir.

Yeni normal vatandaş tarafından iş bitmiş gibi algılanabilir demiştik. Şu anda her şeyde vatandaşın suçlu olduğu bir dönemdeyiz. Bugün Sağlık Bakanlığı hiçbir rakamda güvenilmeyen bir noktada. Milli Eğitim Bakanlığı’nın EBA ile ilgili hiçbir verisine güvenilmiyor. Vatandaş suçlu değil.

‘YÜZDE 15 CİVARINDA OYUMUZ VAR’

Biz özel hiç anket yaptırmadık. Grup üyesiyiz biz. Orada yapılan araştırmaların sonuçları kamuoyu ile paylaşılıyor. Bizim ortalama yüzde 15 civarında oyumuz var. Sahada sadece İyi Parti var.

Ben cümleye şöyle başlıyorum: Ben buraya propaganda yapmaya gelmedim, sizi dinlemeye geldim. Biz izin almadan hiçbir konuşmayı yayınlamıyoruz.

Bir ilçede telefon aksesuarı satan bir dükkana gittik, Kütahya’nın bir ilçesinde. ‘Siftah yaptın mı’ diye sordum, ‘Bir tane kulaklık sattım’ dedi. ‘Haftada kaç gün et alıyorsunuz’ diye sordu. ‘Abla sen ne diyorsun, ne eti’ dedi. Kayseri’de bir kasap dükkanına girdim, ‘Vatandaş et alamıyor, yarım kilo kıyma bile alamıyor’ dedi.

‘MİLLİYETÇİ, DEMOKRAT VE KALKINMACI’

Biz milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı olarak tanımlıyoruz kendimizi. 20 yıl evvel kurulmuş olsaydık, milliyetçi, muhafazakar, demokrat bir siyasi parti diyecektik. Ekonomi çok öne geçtiği için kalkınmacı diyoruz.

‘ANAYASA ÇALIŞMAMIZ YOK’

Anayasa çalışmamız yok. Nereden çıktı, nasıl çıktı konusu da kocaman bir soru işareti. Rahmetli Erdal İnönü’nün kurduğu TÜSES diye bir vakıf var. Çeşitli entelektüelleri toplayarak bazı çalışmalar yaptıkları bir gerçek. Burada Sayın Kaboğlu’nun ya da bir başkasının başkanlığında Saadet Partisi’nin, CHP’nin yaptığı bir anayasa çalışması yok. Sayın Kaboğlu, 2012’de bütün partileri bir anayasa düzenlemesi için topladı.

Sonra da Sayın Cemil Çiçek’in çağrısıyla Meclis’teki 4 siyasi parti oturdular, ben de o zaman MHP milletvekiliyim, 82 Anayasası’na ilişkin 42 madde üzerinde uzlaşıldı, seçim sonrasında unutuldu. 2007’de Ergun Özbudun hocadan Sayın Erdoğan bir anayasa taslağı istedi. Benim bildiğim 3 farklı anayasa çalışması var. İyi Parti’yi kötüleyeceğim diye bütün siyasi partilere ‘Siz bunları yaptınız’ diyorsunuz, hepsi de yalanladı. Sayın Özdağ’ın sürekli elinde salladığı kağıt 2012’den kalma çalışmadan.

‘BİZ, SİSTEMİ TASARLIYORUZ’

Biz Atatürk’ten beri yapılmayan bir çalışma yapıyoruz. Biz, sistemi tasarlıyoruz. Bizim başından beri arkadaşlarıma söylediğimiz ve çalışma yaptıkları konu bu. Bizim anayasalarımız paldır küldür darbeler sonrası yapıldı. 1924 Anayasası sistem konuşmaları üzerine yapıldı. 60 Anayasası itiraz edilen alanları tıkamak için yapıldı. 80 Anayasası da aynı şekilde yapıldı.

Biz anayasa yapmıyoruz. Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemin nasıl yapılacağını yapıyoruz. Biz bunu İyi Parti olarak yapıyoruz, başka kimse yok. Bu çalışmanın sonlarına geldik, sonrasında basın ve STK’lar ile paylaşacağız.

Geçmişin parlamenter demokraside vesayet vardı. Bugün bizi yöneten arkadaşlar vesayete karşı çıka çıka geldi ama ipin ucu kaçtı. Merkez Bankası’nın, hukukun, hepsinin itibarı ortadan kalktı, içi boşaldı. Kurumların içini boşaltırsanız Merkez Bankası Başkanı’nı önce dediğini yapmadığı için sonra da her dediğini yaptığı için alırsınız.

İMAMOĞLU'NA KANAL İSTANBUL SORUŞTURMASI

Sayın Abdülhamit Gül’ün açıklamalarını dinledim, inşallah dediğini yapar ama Sayın İmamoğlu’na Kanal İstanbul’a karşı çıktığı için devlete karşı çıkmaktan soruşturma açıldı. Soruşturmanın özelliği şu: Devletin projesine karşı çıktığı için bölücülük yapmakla suçlanıyor. Bütün bunlar nedir? Bütün bunlar sistemin tartışılmadığı, yamalı bohçaya döndüğü sistemin getirdiği sonuçlar.

‘ERDOĞAN’IN OKUYUP OKUMAYACAĞINI BİLMİYORUM’

Biz şu an itibariyle Millet İttifakı içinde bulunan 2 partiden biriyiz. Deva Partisi ve Gelecek Partisi kuruldu, onlar da parlamenter sistem istiyorlar. Bir anayasa yapılacaksa hep birlikte yapacağız, tüm siyasi partilerle. Biz tasarımızı tüm kamuoyu ile paylaşacağız, sonrasında anayasa hukukçuları yorumlarını yapacak. Ama sonrasında anayasayı tümden mi değiştirmek lazım, tarihçi olarak söylüyorum o biraz zor. Ben Sayın Erdoğan’la da tasarıyı paylaşacağım ama okuyup okumayacağını bilmiyorum.

‘SİYASETEN KİMSENİN DÜŞMANI DEĞİLİM’

Bu sistemle 2 siyasi parti ile değişmeye başlayınca geldiğimiz nokta ortada.

Ben Sayın Erdoğan’ın ya da Bahçeli’nin düşmanı değilim. Ben siyaseten kimsenin düşmanı değilim. Bütün badirelerde siyasetçi, siyasetçinin dostudur.

Derdimiz Türkiye, memleketimiz. Ben Erdoğan’a ‘Gelin bir memleket masası kuralım’ dedim. Koca bir tartışma konusu oldu, çemkirdiler sürekli. O memleket masasına ana muhalefet partisinin genel başkanı da oturacak. Siz birine ekonomik projeye karşı çıktığı için soruşturma açarsanız, Meral Akşener’e açılan FETÖ soruşturmasında hâlâ ifadesini almazsanız, Akşener de sürekli dilekçe verir, sizinle kafa bulur.

Böyle bir sistemde biz diyoruz ki, ‘Partili cumhurbaşkanlığı sistemi yaramıyor, Sayın Erdoğan’a da yaramıyor.’ Hep birlikte oturup Meclis’te bir çalışma yapmalıyız.

İMAMOĞLU'NA SORUŞTURMA SORUSU

Sayın İmamoğlu Kanal İstanbul’a dair toplantılar yayıp İstanbulluları bilgilendirmek için çalışmalar yaptı. Bunun üzerine müfettişler gönderiliyor. Bana gönderdi Sayın İmamoğlu, denilen şu:

Kanal İstanbul bir devlet projesi. Buna karşı çıkmanın devlete karşı çıkmak olduğunu ve bunun bölücülük olduğu iddia edilen bir soruşturma. Benim dokunulmazlığım yok, ben de Kanal İstanbul’a şiddetle karşı çıkıyorum, bana da soruşturma açabilirler.

BERAT ALBAYRAK’IN İSTİFASI

İşaret etmeye çalıştığım şey şu:

Burada Sayın Albayrak özne değildi bir zihniyetti. Sayın Albayrak’ın maliye tecrübesinin olmaması ve tek vasfının Sayın Erdoğan’ın damadı olmasının ekonomiye verdiği zarar ortada. Sayın Albayrak’ın istifasından sonra 27 saatte dolar 1 lira düştü. Böylece ithalatçı kâr etti. Şöyle düşünün, bu zihniyet toptan gitse ekonomi ne olurdu?

Daha önce ‘Damada paket açıklatacağına damadı paketle’ demiştim. 2 sene sonra gönderdi. Ekonomiye güven lazım. Hukukun yeniden uygulanması, liyakatin, şeffaflığın yeniden öne çıkması lazım.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

Yerli ya da yabancı yatırımcının bu ülkede yatırım yapması için güven gerekir. Oyunun kuralının bir anda değişmemesi gerekir. ‘Sen dolarla mı maaş alıyorsun’ diyen Hazine ve Maliye Bakanı gitti, dolardan bir lira gitti. Bu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin hemen gitmesi gerekiyor. İktidar partisi başta olmak üzere masaya oturup bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor.

Şahıslardan ziyade bu zihniyet meselesi, zihniyetin değişmesi lazım. OECD’nin bizim gibi ülkeler için yaptığı bir tanımlama var: Sorunları doğru tespit edemezler, etseler bile doğru çözüm üretemezler, çözüm üretemedikleri için kaynaklarını doğru kullanamazlar, dolayısıyla yerinde sayarlar.

Japonya ve Çin yurt dışında gençlerini okuttular. Dünyadaki gelişmeleri yerinde görmek amaçlıydı. O gençlerin tamamı ülkelerine döndü ve öğrendiklerini katma değer olarak ülkelerine kattılar. Bizim de Cumhuriyet’in ilk yıllarında gençlerimiz yurt dışında eğitim görüp geldi. Bugünün Türkiye'sinde, ‘şahsım ülkesinde’ maalesef gençlerin yüzde 78’i giderse geri dönmek istemiyor. Bu büyük ayıptır. Plansız, programsız her yerde üniversite açıldı.

ACI REÇETE

Gençler gece oturuyorlar, gündüz uyuyorlar çünkü evde babaları ile karşılaşmak istemiyorlar. Acı reçeteyi uygulamaya kendilerinden başlayacaklar. O 500 milyon dolarlık uçakları satacaklar, israfları bırakacaklar. Geçilmeyen yollara para ödenmeye devam ediliyor.

Esnafa çalışan başına 10 bin lira kredi verilecek, bir sene ödemesiz, faizsiz. İhtiyaç sahiplerine kişi başına 500 lira aylık verilsin ki, tüketim yapılacak ki ekonomide canlanmaya yapacaklar.

Giresun’da bir genç arkadaş sinir krizi geçirdi. Kütahya’da bir arkadaşımız sinir krizi geçirdi. Kayseri’de 2 arkadaşımız sinir krizi geçirdi.

İnsanlara ‘Halin nedir’ diye soruyorsunuz onlar da derdini anlatırken ağlamaya başlıyorlar, sinir krizi geçiriyorlar. Yerel basından arkadaşlara rica ettim, ‘Ne olur bunları yayınlamayın’ diye. Kadınlar kulağıma eğilip bilgisayar istiyor.

3 çocuğu var hadi biri televizyonda, diğerleri ne yapacak?

Çiftçinin hali çok kötü. Üreticiler ‘Öldük biz. Eksek bir türlü, ekmesek bir türlü’ diyorlar. Besiciler hayvanlarını kesmeye başladı. Pandemi ile gıdaya erişimin ve güvenliğinin önemini gördük. Buralarda bu insanlar açlık çekiyorsa saraydan çıkacaklar insanlarla görüşecekler. Bu zamana kadar rahattılar. ‘Ceketimi assam oy alırım’a alıştılar ama durum vahim.

Bu hafta Bursa’daydım. Kirazlıyayla’daki kadınlar da yanıma geldiler. Orada Lübnanlı bir firma bakır ve çinko madeni kurmuş, oranın canına okumuş. Oranın kadınları ayakta. Biz maden işletmelerine karşı değiliz. Kadınlar mahkemeye gittiler, mahkeme kadınları haklı buldu. Sonra Lübnanlı şirket yetkililerle konuştu, mahkemenin kararı ve bilirkişi raporu havada kaldı. İşte hukukun uygulanmasını bu yüzden istiyoruz."

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2020, 13:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER