banner476

Bu millet 'çözüm süreci'ni unutmadı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan "çözüm sürecinde", başında olduğu hükümetin yaptıklarını unutarak, ''Hiçbir zaman Türkiye olarak 17-18 yıllık görev süremizde biz terör örgütleriyle masaya oturmadık, oturmayız ve oturmayacağız” dedi

Bu millet 'çözüm süreci'ni unutmadı!

CİDDİGAZETE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ihanet süreci" olarak da değerlendirilen, "çözüm süreci"nde, başında olduğu hükümetin uygulamalarını unutarak, ''Hiçbir zaman Türkiye olarak 17-18 yıllık görev süremizde biz terör örgütleriyle masaya oturmadık, oturmayız ve oturmayacağız. Aynı şekilde teröristlerle masaya oturmadık oturmuyoruz ve oturmayacağız'' dedi.

Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin de konuşan Erdoğan, ''120 saatin artık büyük bir bölümü sona erdi. Yarın Rusya, Soçi seyahatimiz var. Bu seyahatte Sayın Putin ile bu süreci ele alacak, ondan sonra da atılması gereken adımları atmış olacağız'' ifadelerini kullandı.

‘KÜRESELLEŞMENİN KRİZİ: RİSKLER VE FIRSATLAR’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar" ana temasıyla düzenlenen TRT World Forum 2019'da katılımcılara hitap etti.

Bu yıl, "Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar" başlığıyla gerçekleşecek olan toplantının, bu tema etrafındaki siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelere ilham kaynağı olacağına inandığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Küresel düzeyde bunalımların yaşandığı böylesi bir dönemde, meseleleri bir araya gelerek konuşabilmeyi, tartışabilmeyi ve çözüm önerileri üretebilmeyi gerçekten önemsiyorum. Demokrasinin ve adaletin tesisi, dünyadaki farklı sesleri bir araya getirmekten ve özgür bir tartışma ortamı oluşturabilmekten geçiyor. Daha önce katılacaklarını bildirdikleri halde, Barış Pınarı Harekatını gerekçe göstererek programlarını iptal edenler, aslında bu büyük fırsatı kaçırmışlardır. Türkiye'nin bölgeyi terörden arındırmak için başlattığı Barış Pınarı Harekatı'nı protesto amacıyla konuşma yapmaktan vazgeçenlerin demokrasiyi hazmedemediklerini düşünüyorum ve terör örgütlerine de destek verdiklerini düşünüyorum. Bu tiplerin teröre karşı olduklarını hiçbir yerde anlatmalarına gerek yok. Eğer karşıysan işte platform burası, gelirsin burada teröre karşı olduğunu bütün her şeyiyle ortaya koyarsın. Forum'da pek çok farklı fikir ve dünya görüşünden insan bir araya gelmişken, bu tavır hiçbir demokratik değer ve etikle uyuşmuyor."
‘KAVGANIN ODAĞINDAKİ COĞRAFYA’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın, aşağı yukarı her asırda yeni ve köklü bir değişim yaşadığını, bu değişimin bir tarafında büyük yıkımların, acıların, zulümlerin, adaletsizliklerin olduğunu dile getirerek, diğer tarafında ise yeni bir inşa, yeni bir yükseliş, yeni bir refah düzeni bulunduğunu söyledi.
Toplumlar açısından önemli olanın bu değişimin ne tarafında yer aldıkları olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ülkeleri yönetenler bakımından ise durumu, tercihlerini ne yönde kullandıklarına göre değerlendiriyoruz. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafyada, insanlık tarihi boyunca bu iniş-çıkışlar hep yaşanmıştır. İnsanlığın en büyük medeniyetleri, kültürleri, fikir ve sanat eserleri bu topraklarda neşvünema edip tüm dünyaya yayılmıştır. Yine insanlığın en büyük acıları da ya bu toprakların kendi içindeki mücadeleler sırasında ya da dışarıdan gelen etkilerle yaşanmıştır. Son birkaç yüzyıldır, her ne kadar dünyaya yön veren sıklet merkezi bir parça değişmiş gibi gözükse de kavganın odağında hala bu coğrafya vardır. Hal böyle olunca, ister istemez ülkemiz gelişmelerin merkezine yerleşiyor. Esasen, Türklerin Anadolu'daki varlığı ve etkisi çok daha eskilere dayanıyor. Bununla birlikte, Anadolu'daki mutlak siyasi hakimiyetimizin geçmişi, 1071 Malazgirt Zaferini esas alacak olursak, bin yıla yaklaştı."
Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak kesintisiz bir süreç izleyen bu dönemin en kritik aşamalarından birinin yaklaşık bir asır önce yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, "Birinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninde, Türk Milletine ve devletine yer verilmemişti. Anadolu'nun içinde küçük bir alana sıkıştırılan; siyasi, ekonomik ve askeri olarak tam manasıyla bitirilmiş bir devletçiği, bize adeta bahşetmişlerdi. Millet olarak bu zilleti elbette kabul etmedik. İstiklal Harbimizi zaferle sonuçlandırmamızın ardından Lozan'da varılan mutabakat, kabul edebileceklerimizin asgarisini oluşturuyordu. Öyle ki, Samsun, Erzurum, Sivas ve Ankara hattında şekillenen istiklal mücadelemizin hedefi olan Misak-ı Milli sınırlarımızdan dahi ciddi fedakarlık yaparak bu neticeye ulaşmıştık. Hiç şüphesiz, bu tür esneklikleri dönemin şartları içinde düşünmek, değerlendirmek, yargılamak gerekir. Bunu yapacak olan da tarihçilerdir. Bugün bize düşen görev; milletimizin Anadolu'daki bin yıllık varlığına ve gücüne uygun şekilde yeni hedefler, yeni vizyonlar ortaya koyarak yolumuza devam etmektir" ifadelerini kullandı.

'TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK'

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

''Küresel düzeyde bunalımların yaşandığı böylesi bir dönemde meseleleri bir araya gelerek konuşabilmeyi ve çözüm önerileri üretebilmeyi gerçekten önemsiyorum. Daha önce katılacaklarını bildirdikleri halde Barış Pınarı Harekatı'nı gerekçe göstererek programlarını iptal edenler aslında bu büyük fırsatı kaçırmışlardır. Türkiye'nin başlattığı harekatı protesto amacıyla konuşma yapmaktan vazgeçenlerin demokrasiyi hazmedemediklerini düşünüyorum ve terör örgütlerine de destek verdiklerini düşünüyorum. Bu tiplerin teröre karşı olduklarını hiçbir yerde anlatmalarına gerek yok.

'TÜRKİYE KADER BİRLİĞİ SEBEBİYLE ORADADIR’

Bize düşen görev; milletimizin Anadolu’daki bin yıllık varlığına ve gücüne uygun şekilde yeni hedefler, yeni vizyonlar ortaya koyarak yolumuza devam etmektir. Bağımsızlığını kendi gücüyle kazanmış Türkiye gibi birkaç ülke dışında herkes mutsuz sıkıntılı ve zayıftır. Sınırları terle ve kanla değil de masa başında cetvelle çizilerek oluşturulan devletlerin, hiçbir zaman gerçek devlet olamayacağı ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin hiçbir ülkenin topraklarında, hiçbir toplumun özgürlüğünde veya çıkarlarında gözü yoktur. Biz sadece kendimizin ve kardeşlerimizin hakkını hukukunu geleceğini savunuyoruz. Herkes Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Libya'da, Afrika'da, Balkanlar'da başka niyetlerle at koşturuyor olabilir. Türkiye, sadece kardeşleriyle olan kader birliği sebebiyle oradadır. Bu, 'bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli görenlerin' asla anlayamayacağı büyük bir erdemdir. Biz hiçbir ayrım yapmadan, zalime zalim, teröriste terörist, haksızlığa haksızlık, zulme zulüm demeye devam edeceğiz.

'TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MASAYA OTURMAYIZ'

Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak 17-18 yıllık görev süremizde biz terör örgütleriyle masaya oturmadık, oturmayız ve oturmayacağız. Aynı şekilde teröristlerle masaya oturmadık oturmuyoruz ve oturmayacağız. Şu anda Kuzey Suriye'de, eğer 30 bin TIR Irak üzerinden silah, mühimmat, araç-gereç buraya sokuluyorsa, acaba bu 'ben dünyanın en güçlüsüyüm' diyenler bunu neyle izah edecekler, bunu hangi demokratik anlayışla izah edecekler? Bu demokrasinin neresinde yazıyor bunu bize söylesinler. Yok. Susuyorlar. Ama biz susmayacağız.

SUUDİ GAZETECİ CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ
İstanbul'da Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda bir medya mensubunun muhatap olduğu olay herhalde unutulmamıştır. Batı buna nasıl baktı? Amerika bu işi kovaladı mı? Maalesef önce birkaç çatlak ses ondan sonra bu iş adeta bir kenara bırakılmıştır. Hani düşünce özgürlüğü? Dünyanın bu işi takip eder durumda olduğuna inanmıyorum. Bunların tek çıkışı bizim dolarlarımız var. Dolarlarımızla bu işi hallederiz. Her zaman yaptıkları bu. Dolarlarımız petrolümüz var. Tek bunların yöneldikleri yol bu. Düşünce özgürlüğüne inananlar, inanç özgürlüğüne inananlar, ne inancını, ne düşüncesini, o yeşil dolara asla değişmeyecektir.

Karanlıkta göz kırpılarak perde arkasından toplumları yönetme devri kapanmıştır. Küresel sistemin en zayıf halkasını oluşturan ekonomik ilişkikilerin siyasi hedeflerin silahı haline dönüştürülmesi adeta intihar ile eş anlamlı. Ülkemiz bunları yaşamış bedelini ödemiştir. Diplomasinin sadece güçlülerin baskı aracı olarak kullanılmaya devam edilebilmesi mümkün değildir.

NATO VE AB’NİN TUTUMU

Tüm Batı, teröristlerin yanında yer aldı ve hepsi birlikte bize saldırdılar. NATO ülkeleri dahil, Avrupa Birliği ülkeleri dahil hepsi. Hani siz terörizme karşıydınız, hani siz teröre karşıydınız, yahu ne zamandan beri siz terörle beraber hareket etmeye başladınız? Bu terör örgütleri NATO'ya üye oldu da bizim mi haberimiz olmadı? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır. Türkiye ile empati yapmak yerine başımızdaki terör ve sığınmacı sorunlarının ilanihaye bizimle sınırlı kalacağını düşünenler, fena halde yanılıyorlar. Biz Türkiye'yiz. Çünkü biz inşa etmek yaşatmak gönül yapmak üzerine kurulu medeniyeti ihya etmenin peşindeyiz. Gelin Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, küresel sistemin lokomotif kuruluşlarını yeniden yapılandıralım diyoruz. Dünyayı 5 daimi ülkenin bir tanesinin iki dudağı arasına mahkum etmek insani değildir. Dünya 1. Dünya Savaşı sonrası dünya değil. Bu reformun yapılması lazım.

Ülkemizin tespitlerine endişelerine temennilerine tekliflerine yaptıklarına karşı çıkanlardan tek bir isteğimiz var bizi, terör örgütlerinin kalemşörlerinden değil, bizden dinleyin.

BARIŞ PINARI HAREKATI

120 saatlik bir ara durumu var. 120 saatin artık büyük bir bölümü sona erdi. Yarın Rusya, Soçi seyahatimiz var. Bu seyahatte Sayın Putin ile bu süreci ele alacak, ondan sonra da atılması gereken adımları inşallah atmış olacağız.''

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2019, 14:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER