banner575

Erdoğan, Ali Erbaş'a sahip çıktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası açılış programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine ilişkin, "Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmaların malzemesi yapma girişimlerini tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum" dedi

Erdoğan, Ali Erbaş'a sahip çıktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası açılış programına katıldı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERDAŞ'IN ZİYARETİ

Diyanet İşleri Başkanlığımızın siyasi malzeme yapılmasını tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum. Diyanet camiamızı üzecek milletimizle Diyanet mensuplarının arasını açacak tartışmaların hiç kimseye faydası olmadığını düşünüyorum."

"İnsanların soyları üzerinden üstünlük yarışına girdiği bir dönemde 'beyaz derilinin siyah deriliye, siyah derilinin de beyaz deriliye bir üstünlüğü yoktur' diyerek bize eşitliği öğretmiştir. Hepimizin Ümmet-i Muhammed'in tüm fertlerinin onun yaşantısından alması gereken dersler bulunuyor.

"SON 17 YILDIR GENÇLERİMİZE BÜYÜK ÖNEM VERDİK"

"Gençliği ihmal eden, gençlerine sırtını dönen, onların ruh ve gönül dünyalarının imarı için gerekli özeni göstermeyen bir milletin istikbali ve istiklali tehdit altında demektir. Bizler de Resul-i Kibriya Efendimizin sünnetini uygun bir şekilde son 17 yıldır gençlerimize büyük önem ve öncelik veriyoruz. Eğitimden iş hayatına, siyasetten devlet yönetimine kadar her alanda gençlerimizin önünü açmaya, onlara milli bir kimlik ve öz güven aşılamaya çalışıyoruz. En önemlisi de gençlerimizi tekrar medeniyet değerleriyle buluşturacak onlara bu dünyadaki varlık gayelerini hatırlatacak projeler yürütüyoruz. Gezi olaylarıyla başlayan ve 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle zirveye çıkan hadiseler bize bu konudaki en küçük bir ihmalin dahi ne büyük sorunlara, sıkıntı ve acılara yol açabileceğini göstermiştir. Bu ülkenin gençliğine yapılacak en büyük kötülük onları hayat damarları olan medeniyet değerlerimizden koparmak olacaktır. Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış Türkiye maalesef uzun yıllar böyle bir zihniyetin boyunduruğu altında kalmıştır. Allah Allah nidalarıyla vatanlaştırılan bir ülkenin camileri, minareleri tam 18 yıl boyunca ezan-ı muhammediye hasret bırakılmıştır. Bakın şimdi yeniden bu hortlatılıyor. Yeniden bu gündeme getiriliyor. Asla başaramayacaksınız. Benim aziz milletim bir daha o günlere dönmeyecek.

"DİN ADINA HER ŞEYİN YER ALTINA İTİLDİĞİ GÜNLERİ GÖRDÜK"

Bu ülke camilerin ağırlara çevrildiği, ihmalkarlıktan yıkıldığı, sırf birilerine şirin gözükmek için kapılarına kilit vurduğu günler yaşamıştır. Bu millet ilim, irfan, hikmet sahibi alimlerine zulmedildiği, Kur'an eğitiminin dahi ancak gizli, saklı bir şekilde verilebildiği karanlık yıllara şahitlik ettik. İnsanların sakalından, kılık kıyafetinden dolayı takibata uğradığı dönemlerden geçtik. Kız çocuklarının başörtüleri sebebiyle üniversite kapılarından geri çevrildiği, üniversite kapılarında ikna odalarının kurulduğu utanç sahnelerine şahit olduk. Türkiye, üstadın ifadesiyle Allah ve ahlak demenin yasak olduğu, din adına ne varsa her şeyin yer altına itildiği günleri gördük.

"ZOR GÜNLERLE ŞİMDİ YÜZLEŞİYORUZ"

Millet olarak en zor imtihanla asıl şimdi yüzleşiyoruz. Şayet geleceğe serptiğimiz tohumları layıkıyla yetiştiremezsek gençlerimizi istikbale hazırlayamazsak verdiğimiz emeklerin tamamı boşa gidecektir. Gençlerimize Peygamber Efendimizin kutlu mirasını, onun örnek yaşantısını anlatmamız, hepsinden öte sevdirmemiz gerekiyor. Sünnet-i seniyyeyi merkeze almayan, Resulullah'ın hayatından beslenmeyen bir yaşantının İslami olması da mümkün değildir. Peygamber Efendimizin nuruyla aydınlanmayan bir kalbin varacağı yer her gün yeni bir ambalajla sunulan sapkın ideolojilerin bataklığıdır. Biz gençlerimize sahip çıkmazsak İstikbalimizi karartmayı hedefleyenler onları farklı tuzaklarla ağlarına çekeceklerdir. Bizim gençlerimize güvenmemiz, tıpkı Resul-i Ekrem gibi onlara inanmamız, itimat etmemiz gerekiyor, gençlerimizin gönül dünyalarını mamur etmek için öncelikle onlarla hemhal olmalı, onları yargılamadan önce anlamalı, onların dilini, ilgilerini, dünyalarını kavramaya çalışmalıyız. Gençleri zapturapt altına almak yerine karakterlerini, inşa edebilecekleri ilim, bilim, yabancı dil, spor, sanat, edebiyat, diplomasi, siyaset ve yönetim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirebilecekleri imkanlar sunmalıyız. Nebevi metoda uygun bir şekilde gençlerimize sabır ve şefkatle yaklaşarak onlara kulak vermeliyiz, gençleri asla küçümsememeli, kişiliklerini basite almamalı onlara hep iyi örnek olmalıyız.

"ASLA BAŞARAMAYACAKSINIZ"

Bu ülkenin gençleri sağcı-solcu denilerek birbirine kırdırıldı. Gençliğimiz üzerinde yapacağımız çalışmalar bizleri geleceğe hazırlayacaktır. Gençliği ihmal eden, gençlerine sırtını dönen, onların ruh ve gönül dünyalarının imarı için gerekli özeni göstermeyen bir milletin istikbali ve istiklali tehdit altında demektir. Ülkenin camileri 18 yıl boyunca ezan-ı muhammediye hasret bırakılmıştır. Bu ülke 18 yıl boyunca ezana hasret bırakıldı. Şimdi yeniden bu hortlatılıyor, yeniden gündeme getiriliyor. Asla başaramayacaksınız. Benim aziz milletim bir daha o günlere dönmeyecek.

Milletimizin desteği ve dayanışmasıyla çok önemli başarılara imza attık. Daha özgür ve daha ileri bir Türkiye'ye kavuştuğumuzu görüyoruz. 2002'nin Türkiye'si ile 2018'in Türkiye'sini karşılaştırdığımızda, yasaklardan ziyade özgürlüklerin konuşulduğu, teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece her türlü fikrin serbestçe dillendirildiği bir iklimde, böyle bir ülkede yaşıyoruz. Asıl görevimiz şimdi başlıyor. Şayet geleceğe serptiğimiz tohumları layıkıyla yetiştiremezsek verdiğimiz emeklerin tamamı boşa gidecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER