Müyesser Yıldız eski defterleri açtı!

MHP'nin iktidar ortağı olduğu dönemde Sadi Somuncuoğlu’nun basın müşavirliğini yapan Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız; Devlet Bahçeli, Erdoğan, Davutoğlu ve dönemin Genel Kurmay Başkanı arasında yaşanan şiddetli tartışmayı gündeme getirdi

Müyesser Yıldız eski defterleri açtı!

CiddiGazete- Müyesser Yıldız'ın, "Bahçeli TSK'yı nasıl eleştirmişti" başlığı ile kaleme aldığı yazıda, toplumsal hafıza tazelendi. İşte o yazı:

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın, Tank Palet Fabrikası'nın Katar'a satışından söz ederken, "Ordu satıldı" demesinden sadece 4 gün önce Erdoğan, yargıya şöyle seslenmişti:

"Diyorum ki, Anayasa'nın 138'inci maddesi beni ne kadar muhatap alıyorsa, aynı şekilde benim dışımdakileri de muhatap alıyor. 138'inci maddeyi eze eze kullananlara karşı gereğini niye yapmıyorsunuz? Gereken adımları niye atmıyorsunuz? Size birilerinin talimat verme hakkı var mı? Benim ne kadar talimat verme hakkım yoksa, ana muhalefetin de talimat verme hakkı yok. Bunun dışındakilerin de talimat verme hakkı yok, ama bu talimatlar verilirken niçin gereğini yapmıyorsunuz? Bunu söylemek zorunda kaldım, çünkü atılan adımlar karşısında yargının bu denli sesiz kalmasını ben kabullenemiyorum."

Bunu niye hatırlattık?

Devleti yönetenler, A'dan Z'ye, Başarır'a tepki gösterdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Başarır hakkında anında soruşturma başlattı. Ancak tartışmalar hız kesmedi, Başarır ve CHP'ye tepkiler artarak devam ediyor.

Erdoğan, bakanlar ve AKP'liler kadar tepki gösterenlerden birisi de MHP Lideri Bahçeli oldu. Bahçeli son olarak, "Orduya 'satılmış' demek vatana ihanettir. Orduya satılmış diyen sapkınlığın faili, satılmışlığın figüranıdır." açıklamasını yaptı.

TSK'YLA PKK'YI AYNI ÇİZGİYE GETİRDİLER

5 yıl önce 22 Şubat 2015'te, Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nun tahliye edilmesi üzerine Bahçeli'nin, AKP ve Genelkurmay'ı nasıl suçladığını hatırlayalım mı?

Tahliye günü yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

"Türk vatanın mukaddes bir parçası, ayrılamaz ve koparılamaz bir uzantısı olan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu AKP Hükümeti tarafından korkakça yüzüstü bırakılmıştır. Türkiye’nin şah damarı kesilmiş, sınırlarımız dışındaki ecdad yadigârı toprak teröristlerin tehdit ve şantajıyla zoraki terk edilmiştir. Korkaklığın ismine 'Şah Fırat Operasyonu' diyen Başbakan ve milli ahlâktan yoksun bürokratları; gerçekte 'Al At, Ah Mat Operasyonu'na imza atarak, Türk devlet gelenek ve felsefesini harabeye çevirmişlerdir. Gerek Başbakan'ın, gerek Genelkurmay Başkanlığı’nın, gerekse de Cumhurbaşkanı'nın konuyla ilgili açıklamaları pişkinliğin, utanmazlığın ve acziyetin özetidir. Özellikle Genelkurmay Başkanlığı'nın 'Geride değerli emanetler bırakılmadı.' diyecek kadar vatan şuurundan uzaklaşması, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın başarıdan bahsetmesi milli vakara yönelik açık bir cinayettir."

İki gün sonraki Meclis Grup toplantısında da şunları söyledi:

"Madem Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu Türk ana vatanının ayrılamaz bir parçasıdır, o halde ey Cumhurbaşkanı, ey Başbakan, ey Özel Paşa; ne hakla, hangi yetkiyle, kime sorarak vatandan vazgeçtiniz? Bunu tarihe nasıl anlatacaksınız? Bunu millete nasıl izah edeceksiniz?.. Bugün Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'ndan rahatlıkla ve gurur duyarak vazgeçenler, Allah muhafaza yarın Erzurum'u, Diyarbakır'ı, Edirne'yi önüne gelene peşkeş çekeceklerdir. Sayın Özel Paşa, senin için vatan nedir? Yoksa Harbiye'de vatan konusu işlenirken dersi mi kırdın, okuldan mı kaçtın? Sayın Erdoğan bu çerçevede sana bir şey demek zaman israfıdır, zira sen vatanla yollarını çoktan ayırdın, çoktan bu defteri kapattın... Geride iz bırakmamak adına, Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nu imha eden AKP Hükümeti, böylelikle vatan topraklarını bombalayan siyasi bir yönetim olarak Türk tarihinin kara sayfalarına adını yazdırmıştır... Erdoğan, Davutoğlu ve Özel Paşa; şehit yuvası, Peygamber Ocağı TSK’yı, Türk milletine ölüm yağdıran PKK'yla aynı çizgiye getirmişlerdir. Ayn El-Arap'tan, yani Kobani'den açılan koridordan geçen birliklerimiz PKK’nın mihmandarlığıyla hareket etmiş, caniyle kahraman aynı kefeye konmuştur."

MHP DE "DARBECİLİKTEN" NASİBİNİ ALDI

Bahçeli'nin o ağır eleştirilerinden sonra ne oldu?

Erdoğan, "Bir Genel Başkan, Cumhurbaşkanına, Başbakana, Genelkurmay Başkanına, askerlerimize akıl almaz ithamlarda bulunuyor, hakaretler yağdırıyor. Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı olarak buna sessiz kalamam. Bu zatın, önce aynaya bakması lâzım. Sen Genelkurmay Başkanı'mızın atılacak tırnağının bir paresi dahi olamazsın" dedi.

Necdet Özel

Aynı gün Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Bahçeli'ye şu karşılığı verdi:

"MHP Genel Başkanı'nın, şahsıma yönelik olarak sarf ettiği yakışıksız sözleri kişiliğine ve savunduğu fikirlere yakıştıramadığımı, kendisinin siyasi kişiliği nedeniyle polemiğe girmek istemediğimi, 46 yıldır Yüce Türk Milletine ve onun Milli Ordusuna hizmet etmiş bir kişi olarak benim vatan-millet-bayrak şuurumu sorgulama hakkının olmadığını düşünüyor ve yüce Türk milletinin takdirlerine sunuyorum."

İsmet Büyükataman

Tartışmaların devamında Erdoğan'ı "AOÇ muhtarı", sözlerini "üslupsuz ve hadsiz ifadeler” olarak nitelendiren MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, şu açıklamayı yaptı:

"Cumhurbaşkanı'nın, Genel Başkanımızın sözlerine bu denli sinirlenmesinin sebebi, ancak şununla izah edilebilir: Malûm Recep Cumhurbaşkanı olunca, Tayyip Başbakan olmuş, Erdoğan da Genelkurmay Başkanı atanmıştı. Demek ki, gölgelerine söylenen sözler ağırına gitti. Erdoğan bu haliyle akli ve kalbi melekelerini kaybetmiş bir görüntü çizmektedir. Erdoğan ıslah olmadan, makul bir terbiye düzeyine gelmeden MHP'nin muhatabı olamayacak, gündem oluşturmak amacıyla sarf ettiği temelsiz sözlerine asla itibar edilmeyecektir."

Semih Yalçın

Bahçeli'nin şahsında muhalefetin, demokratik hakkını kullandığını, muhalefetin sesini dinlemeyen, görmezden gelen iktidarların sonunun yıkım olduğunu belirten MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın da Genelkurmay Başkanı Özel'i şöyle eleştirdi:

"Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in, Bahçeli'nin haklı tenkitleri karşısında suçluluk psikolojisiyle ve Tayyip Erdoğan’dan aldığı talimatla yaptığı açıklama kendisini bu sorumluluktan kurtaramaz. Milli menfaatlerimizin aleyhinde hareket eden, siyasi iktidarların yanlış kararlarını sorgulamayan, Genelkurmay Başkanı da olsa tenkit edilecektir. Bu isimlerin işgâl ettiği makam millete aittir ve siyasetler üstüdür, üstelik kendisine hiçbir imtiyaz da bahşetmez. Siyasetin ve AKP iktidarının tasarrufu altına giren, Erdoğan’ın emir eri olan her genelkurmay başkanı acı şekilde sorgulanır ve muaheze edilir.

Kaçak Saray mukimi Tayyip Erdoğan, Süleyman Şah türbesiyle ilgili operasyonu bizzat sevk ve idare ettiğini söylediğine ve Genelkurmay Başkanı da yalı kazığı olmadığına göre, neden çıkıp da bu operasyonun mahzurları hakkında itirazda bulunmadığını kendisine sormak hakkımızdır.

Eğer bir Genelkurmay Başkanı siyasi iktidarın emrine giriyorsa, muhalefet partilerinin de eleştirilerine katlanmak zorundadır.

Genelkurmay Başkanları eskiden Türkiye’nin milli çıkarları açısından mahzurlu gördükleri kararlar hakkında siyasi liderlere karşı koyacak yürekliliği gösterirler ve gerekirse istifa ederek, hem kendilerinin onurlarını hem de ordunun prestijini korurlardı.

Orgeneral Necdet Özel ise bunu yapmak yerine Erdoğan’ın Kaçak Saray'dan yaptığı gibi işgal ettiği konuma aykırı bir üslupla Genel Başkanımıza laf yetiştirmeye çalışmaktadır...

Ey Tayyip Erdoğan! Orduyu siyasi emellerine alet etme! Bölücü terör örgütüyle al gülüm ver gülüm ilişkisi içindeki sen ve senin emrindeki Genelkurmay Başkanı, asıl siz Bahçeli’nin ve mensuplarımızın kesip attığı kör tırnak bile olamazsınız!"

Devlet Bahçeli-Ahmet Davutoğlu

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ise Bahçeli'nin sözlerini "Çirkin, edepsiz, devlet ahlâkına uymayan ifadeler" olarak nitelendirirken, "Özür dileme" çağrısında bulundu.

Davutoğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın açıklamasının da "darbe çağrısı" olduğunu öne sürüp, "Geçti o dönem. Biz ne 27 Mayıs, ne 12 Eylül'deyiz; ne de apoletlerle böyle konuşulan 28 Şubat'tayız. Yeni Türkiye'de buna pabuç bırakmayız.

Demokratik yolla iktidara gelmiş hükümetimize karşı neredeyse isyana çağıracaksınız. Bu ne vatanseverlikle, ne demokrasi ahlâkıyla ifade edilir." dedi.

Semih Yalçın'ın Davutoğlu'na cevabı, "Horoza yumurta yumurtlatmaktan farksız bu gülünç açıklamalar, Davutoğlu’nu ve iktidardan gitme zamanı gelen AKP’yi sadece alay konusu yapacaktır.

Vatan toprağının terk edilmesini organize eden Erdoğan ve Davutoğlu’nun artık vatana ihanet suçları sübut bulmuştur." oldu.

Son olarak MHP Genel Sekreter Yardımcısı Recep Dumanlı'nın sözlerini aktaralım; "Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı savaşmadan toprak kaybeden ve türbe yıkan komutan unvanını alıyor.

Türk milleti ilk kez kaçmanın, kahramanlık olduğunu öğreniyor. Şah Fırat operasyonunda ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri üçüncü bir ülkede PKK’nın uzantısı PYD-YPG ile askeri işbirliği yapıyor" suçlamalarında bulundu.

Şuraya geleceğiz; MHP'nin bu ağır eleştirileri karşısında bildiğimiz kadarıyla, herhangi bir dava açılmadı ve özür de dilenmedi.

Öyleyse bugün kusurlu bir ifade üzerinden böylesine fırtına kopartılmasının sebebi nedir? Katar'la yapılan son anlaşmaları ve ülkenin diğer ağır sorunlarını dikkatlerden kaçırmak olmasın!

Bu arada; Süleyman Şah Türbesi eski yerine taşınacaktı... Sahi, ne oldu?..

Kaynak: Odatv

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2020, 01:20
YORUM EKLE