Saray'dan yükselen çığlık!

Kapılar birbiri ardına açıldı...

Gözlerini kan bürümüş, o ana kadar belki de yüzlerce kişinin canını almış kara kara adamlar hızlı adımlarla ölüm kokan taş koridorlardan geçtiler...

Bir adamın zor sığacağı kapılardan biri açıldı...

İçeride korkudan bir köşeye sinmiş kedi yavrusu gibi duran çocuğun üzerine atıldılar...

Kaçmak istedi 3-5 metre karelik odada, ama nereye...

Aslanın pençesinden kurtulmak için çırpınan yaralı bir ceylan gibi çaresizce bir o yana bir bu yana koşuşturdu...

Kedinin fare ile oynadığı gibi veya aslanın yaralı ceylanla oynadığı gibi bir müddet seyrettiler çocuğun ağlayarak, feryat ederek sağa sola kaçışını...

Kurtuluşu yoktu, onu da biliyordu...

Bazen ayaklarına yapıştı ağlayarak çam yarması gibi adamların, bazen ışıklık olarak nitelenen cam kenarına kadar gelip avazı çıktığı kadar bağırdı...

Ama yok yok...

Vakit gelmişti...

Kement 6 yaşındaki Hasan'ın boğazına geçirildi...

Veeeeee...

Eveeeet değerli dostlar;

Bugün, tarihin karanlıklarında kalan kapıyı aralayacağız içimiz burkularak ve yine payitaht'a gideceğiz, Osmanlı Payitaht'ına...

600 yıl dünyaya hükmeden imparatorluğun merkezine...

Sanırım Topkapı Sarayı'na gitmeyeniniz yoktur...

Ama gider gezeriz de çok da merak etmeyiz birçok yapıyı burası neresi diye...

Burası neresi biliyor musunuz?..

Burası, padişahların, onlarca şehzadenin boğdurulduğu ŞİMŞİRLİK denilen kafes odalar...

Topkapı Sarayı'nda Harem Dairesi'ne giriyorsunuz, yüzlerce yılın havasını teneffüs ederek...

Sonra Gözdeler-Mabeyn Taşlığı ve İkballer dairesi denilen Harem'in son bölümüne geliyorsunuz...

Mabeyn ve Gözdeler Dairesi; Altın Yol’a girmeden yanyana sıralanmış, Gözde, İkbal odaları ile Başhaseki dairesinden oluşur...

İşte tam bu taşlığın hemen alt kısmında şehzadelerin yüzme havuzu, onun da alt kısmında daha önceleri aslanhane olarak kullanılan ama daha sonraları saray hapishanesi olarak kullanılan 12 odalı kafes odalar yer almaktadır...

Bahçesinde ilk zamanlar şimşir ağaçları olduğu için Şimşirlik adı oradan gelmektedir...

Evet, keşke dili olsa da haykırsa burada yaşananları!..

Yan yana dizilmiş 12 oda...

Her birinde taht iddiasında bulunabilecek şehzadeler, tahttan indirilmiş padişahlar...

Şimdi buraya bir nokta koyalım ve tekrar başa dönelim...

Hani o 6 yaşında katillerin elinde can veren çocuk şehzadeye...

Tarihler 1595'i gösterdiğinde Üçüncü Mehmet padişah...

Taht'a oturduğu günün gecesi, ilk iş belli...

Kapılar birbiri ardına açıldı...

Gözlerini kan bürümüş, o ana kadar belki de yüzlerce kişinin canını almış kara kara adamlar hızlı adımlarla ölüm kokan taş koridorlardan geçtiler...

Bir adamın zor sığacağı kapılar tek tek açıldı...

Her girdikleri odada içeride korkudan bir köşeye sinmiş kedi yavrusu gibi duran çocukların üzerine atıldılar...

Kaçmak istediler 3-5 metre karelik odada ama nereye...

Aslanın pençesinden kurtulmak için çırpınan yaralı bir ceylan gibi çaresizce bir o yana bir bu yana koşuşturdular...

Kedinin fare ile oynadığı gibi veya aslanın yaralı ceylanla oynadığı gibi bir müddet seyrettiler çocukların ağlayarak, feryat ederek sağa sola kaçışını...

Kurtuluşları yoktu, onu da biliyorlardı...

Bazen ayaklarına yapıştılar yalvararak, ağlayarak çam yarması gibi adamların, bazen ışıklık olarak nitelenen cam kenarına kadar gelip avazı çıktığı kadar bağırdılar...

Ama yok yok...

Cellatlardan kurtuluş yoktu...

Kement, önce 6 yaşındaki Hasan’ın boğazına geçirildi...

Ardından en büyüğü 13 yaşında olan çocuğa varana kadar...

Hepsi bir bir çırpınarak can verdiler cellatların ibrişim kementleri ile boğularak...

Bir değil, iki değil, üç değil tam 19 çocuk bir gecede katledildi...

Feryatlar Harem'in taş duvarlarında yankılandı günlerce...

Selim Bayezid, Mustafa, Osman, Cihangir, Abdullah, Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemşah, Yusuf, Hüseyin, Korkud, Ali, Ishak, Ömer, Alaeddin ve Davud, can verirler işte Harem'in şehzadeler dairesinde...

Bitti mi?..

Ne bitmesi!..

Sırada aslan parçası 15 yaşında oğlu Mahmud var…

Mahmud kafeste!..

Babaanne Safiye Sultan, yani Venedikli Sofia Baffo işbaşında…

Oğlu Üçüncü Mehmet’i ikna etmesi kolay…

Bir gece kan kokan taş koridorlar tekrar bir bir geçildi ve şehzadenin odasının kilitli kapısı açıldı…

Dakikalar sonra içeriden gelen çığlık yankılandı duvarlarda…

Şehzade Mahmud da can vermişti cellatların ellerinde…

Hatta bazı tarihçiler der ki; 19 kardeş, bir evladını katlettiği yetmiyormuş gibi 20 kız kardeşini ve babasının cariyelerini, hamile eşlerini bile gözünü kırpmadan öldürtmüştür…

Oğul Üçüncü Mehmed öyleydi de babası Üçüncü Murat farklı mı?..

O daha da beterdi gaddarlıkta...

Taht'a çıktığı gün 6 kardeşini; Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmed ve Cihangir'i gözünü kırpmadan boğdurmuştu...

Denir ki; 130 cariyeden 112 çocuğu olur...

Veeee anneleri ile birlikte öldürülen 10'larca çocuk...

Veee yine denir ki, Sarayburnu sahilinde ayaklarına taş bağlanarak denize atılan 10'larca hamile cariye...

Şimşirlik…

Ya da Kafes…

Yıllarca 3-5 metrekarede kaldıktan sonra taht’a çıkan ve kocaaa imparatorluğu yöneten akıl sağlığını yitirmiş padişahlar…

Kim mi bunlar?..

Şimşirlikten taht’a çıkan, 3 ay sonra tekrar demir kapının arkasına konan sonra da tekrar taht’a çıkarılan Birinci Mustafa…

Tecavüz edilerek öldürülen Genç Osman…

Kafesten alınıp daha 11’inde taht’a oturtulan Dördüncü Murat… Ki o Dördüncü Murat, daha taht’a çıktığı günün gecesi kardeşleri Süleyman, Beyazıd ve Kasım’ı şimşirlikte öldürttü….

Birinci (Deli) İbrahim…

Şimşirlikte geçen 25 yıl… Kafayı iyice sıyırdıktan sonra padişahlık…

Sonra tekrar işte şu aşağıda gördüğünüz şimşirlik odası ve öldürülünceye kadar demir kapısına dökülen kurşun…

Bitmedi, bitmedi…

Şimşirlik’in misafirleri devam etti…

6 yaşında padişah olan Dördüncü Mehmet, 39 yıl şimşirlikte kaldıktan sonra iyice kafayı yiyen İkinci Süleyman, 40 yıl kafeste kalan İkinci Ahmet, 30 yıl şimşirlikte her gün ölüm korkusu yaşayan İkinci Mustafa, Patrona Halil İsyanı ile tahttan indirilen Üçüncü Ahmet, bütün çocukları öldürülen Birinci Mahmut, 5 yaşında şimşirliğe atıldıktan sonra tam 51 yıl ölüm korkusuyla yaşayan, 56 yaşında padişah olan 59’unda ölen Üçüncü Osman, doğar doğmaz kafese tıkılan ve 40 yıl demir kapı ardında yaşayan ve 40’ında padişah olan Üçüncü Mustafa, 50 yılı şimşirlikte geçen Birinci Abdülhamit, şimşirlikten çıkarılıp padişah yapılan, sonra tekrar kafese atıldıktan sonra hunharca öldürülen Üçüncü Selim, Kabakçı Mustafa isyanı ile padişah olan Dördüncü Mustafa, kardeşi Dördüncü Mustafa’nın elinden zor kurtulan İkinci Mahmut şimşirlikten gelip geçtiler…

Eveeeet değerli dostlar…

Bu vahşete, bu zulme ister devletin bekası için deyin, ister Nizam-ı Âlem ve Kanunname-i Âli Osman, ister başka bir bahane bulun, ne derseniz deyin…

Osmanlı tarihinde;

Sadece 1574’te Üçüncü Murat ile başlayıp 1808’de İkinci Mahmud’a kadar olan olan 234 yıllık dönemdeki manzara bu…

Ders alınır mı?..

Bilmem…

Hayırlı günler diler, vatandaş Halis Güler…

Selamlar, sevgiler…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selahattin yilmaz
Selahattin yilmaz - 3 hafta Önce

Halis bey selamlar Mükemmel bir yazi tebrik ediyorum.Kaleminize saglik

banner95

banner341