Siyasi heva ve hevesler

Günümüz Türkiye'sinde her geçen gün siyasi bölünmüşlük giderek artmaktadır.

Her siyasi parti veya her siyasi oluşum kendi içerisinde bölünmekte ve aynısının tıpkısı partiler ortaya çıkmaktadır. Halbuki; "Siyaset, sezdirmeden değişme sanatıdır."

AKP'nin bölünmesinden, Deva ve Gelecek partileri kurularak ortaya çıktılar.

CHP'den Muharrem İnce hareketi, partilileşme sürecini yaşıyor.

Aynı seçmen tabanına hükmedecek olan Mustafa Sarıgül ise partilileşmede son aşamaya geldi.

MHP'den yıllarca önce ayrılan merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun kurduğu BBP, varlığını hala sürdürmeye devam ediyor.

Yine MHP'den ayrılanlar, İyi Parti'yi kurdular.

Şimdi bu partiden kopanlar parti kurma çalışması yapıyorlar. Burdaki çalışma, son günlerde çıkış yapan ve siyasi gündem yaratan Ümit Özdağ'ın çalışması olmadığını belirtmeliyim.

Onun da takip ettiği yol haritasının parti kurmaya doğru seyredeceği kanaati toplumda algı olarak mevcut olduğu bir gerçekliktir.

Daha kurulalı çok zaman olmadığı halde her gün bir çalkantı yaşayan bu partideki ayrılıkların, çatışmaların, bölünmelerin sebebi ne olabilir?

Parti kurmak ve onu iktidara taşımak... Yola çıktıkları arkadaşlarını siyasetin içerisinde tutmak bir bilgi ve beceri işidir.

Merhum Hasan Pulur' un yazılarında paylaştığı fıkraları yıllarca zevkle okudum.

Hasan Pulur yıllarca önce köşesinde aşağıdaki fıkrayı yazmıştı.

Şimdiki siyasetçilerin düştüğü duruma tam "cuk" oturduğu için sizinle paylaşmak istedim.

"Madam Hayganuş'un kocası Agop ölmüş.

Hayganuş çok üzgün. Sevgili kocasının mezarının başında oturmuş ağıt yakıyor.

Komşuları, arkadaşları da elleri önlerinde bu dramatik anı saygı içinde sessizce izliyorlar.

Hayganuş'un kocası Agop'a yaktığı ağıt herkesin gözlerini yaşartıyor:

"Ah Agop efendi ah... Sen ne güzel, ne alim adamdın...

Fransızca bilirdin...

İngilizce'yi, Almanca'yı fevkalade konuşurdun...

Sen edebiyattan, fizikten, kimyadan, riyaziyeden çok iyi anlardın...

Şiir bilem yazar idin..."

İzleyenler suskunluk içinde bekliyorlar ama ölçüyü kaçıran Hayganuş'un Agop'a sıraladığı övgüler bir türlü bitmek bilmiyor.

Artık biri dayanamıyor ve patlıyor:

"Yahu Madam Hayganuş, amma da büyüttün ha!.. Agop'u hepimiz tanır idik. Rahmetli hiç de dediğin gibi bir adam değil idi.

Mesela, Fransızca filan bilmez idi. Şiir de yazmaz idi. Az biraz okuması, yazması var idi. Hepisi o kadar..."

Madam Hayganuş, komşusunun bu sözlerini duyunca hemen ağlamasını kesmiş ve başını kaldırarak gururlu bir sesle şöyle yanıt vermiş:

"Olsun... Heves eder idi."

Şimdi bizim siyasilerde de o hesap.

Tıpkı Hayganuş'un Agop'u gibi hiçbir şey bilmiyorlar.

Dünyadan haberleri yok. Yeni politik ve ekonomik dengeleri duymamışlar bile...

Ekonominin en basit kurallarından habersizler.

Politikayı günlük yaşar, günlük yaparlar.

Her şeyi çok iyi bildiklerini söylerler ama aslında hiçbir şey bilmezler.

Tıpkı Hayganuş'un Agop'u gibi... Sadece heves ederler. Heva ve hevesleri için parti kurarlar.

Kurdukları partiyi de yönetmediklerini, acayip adamlar tarafından yönledirildiklerini kısa zaman sonra hemen anlayacaklardır.

Ama artık iş işten geçmiştir. Geçmiş ola!..

"Politikacı, başkasının nasırına basıldığı zaman, feryat koparma yeteneği olan kişidir. (Henry Tisot)"

Bakalım bu yazımıza kimler feryat edecekler.

Elbetteki kendileri değil, taraftarları...

Taraftarlar şunu bilsinler ki; her film başlar ve biter.

Bitmiş filme de fragman eklenmez.

Saygı ile...

YORUM EKLE