Tahtaların secdesi!

İnsanlar sevilmek için yaratıldılar; eşyalar ise kullanılmak için...

Dünyada ve ülkemizdeki her türlü kaosun sebebi

eşyaların sevilmesi, insanların kullanılmasıdır!

Bu her alanda; ticarette ve siyasette geçerli olan bir durum.

Siyasetin birden fazla tanımını yapabiliriz. "Bir başkasının omuzlarına basarak yükselme ve yönetme sanatı" diyerek de ifade edebiliriz.

Kutsal bir amacı gerçekleştirmek için çıkılan bu yolda olay hep bu şekilde gerçekleşir.

Birilerinin içi acısa da gerçek budur.

Arzu ve istekler çakışıyor ise "Kartallarla uçmak isteyen, ördeklerle yüzmekten vazgeçmelidir."

Bir müddet önce;

Politikacı düşüncesine sadıktı, şimdi ise seçmen politikacıya sadık...

Böylece oluşan politik kadrolar, demokrasinin gereğince görevini yerine getiren elmalar değil, kullanılan "aparattır."

Insanları aparat olarak değerlendirenler bilmelidir ki; paranız, dolarlarınız, yatlarınız, katlarınız, atlarınız, uşaklarınız, mevkii, makamınız, mansıbınız olabilir.

Bu sizi adam yapmaz, aziz yapmaz.

Şerefiniz ve namusunuz yok ise hiç bir şeysiniz. "O" sıfırın solundasınız, solunda...

Bu laf siyaset esnafına, susan, üretmeyen ilmiye esnafına, yalan yanlış konuşan dini alet eden ülema esnafına; velhasıl-ı kelâm, ucu dokunan herkese ama herkese...

Kıssa bu ya;

Bir cemaat namaza durmuştu. İçlerinden biri konuşunca öteki; "Namazda konuştun ve namazın bozuldu!" diye çıkıştı.

Bir başkası gülerek, "İkinizin namazı da bozuldu" diye güldü. Dördüncüsü, "Üçünüzün de namazı bozuldu. Çünkü üçünüz de konuştunuz" dedi.

Aynı safta duran bir başkası, "Allah'la şükür ben hiç konuşmadım!" deyiverdi...

Kullanılan elamanlarda kullanıldıklarının farkına varınca, kıssada olduğu gibi konuşurlar. "Ben kullanıldım..." "Ben de kullanıldım..." "Ben de kullanıldım."

Başlarlar sosyal medyada yazmaya ancak Artık "etkisiz elemandır."

BEKLENEN SON

Nüktedan biri, dervişlerden birinin evine konuk oldu.

Derviş evin tavanını zayıf ve ince tahtalarla kapatmıştı. Ağır yük altında tahtalardan çıtır çıtır sesler geliyordu.

Konuk Derviş, "Beni bu evden başka bir yere götür. Korkarım bu tavan çökecek!" dedi.

Derviş: Korkma, korkma. Tahtaların zikir ve tespih sesidir bu.

Konuk: Zikir çeke çeke tahtalar vecde gelir ve hep birden raks ve semaya başlayıp bir de secde ederlerse, işte ondan korkarım!" dedi.

Kırılan dökülen insan veya elaman çok ise gıcırdamalar başlar. Bir müddet sonra yapıyı göçürürler!..

ÇÖZÜM

"Kanadı kırık ve ezilmişlerle birlikte yürümek; kudretli insanlarla birlikte oturmaktan daha güçlü bir mesajdır."

Adam arkadaşına sordu:

- Gözüm çok ağrıyor. Çaresi ne acaba?

- Vallahi, evvelki yıl da benim dişim ağrıyordu; söküp attım!"

Dostlar; acıyan bir yeriniz var ise söküp atınız. Ben öyle yaptım.

Yüzlerini görmeye can attığımız; vicdan ile cüzdanı karışmamış vefa ve sadakati rafa kaldırmamış özü sözü bir, hesabî değil, milleti, vatanı, vatandaşı hesapsız seven ve bu gayret üzre olan insanların sayısının artması niyâzı ile siz değerli dostları selâmlıyorum.

Allah yâr ve yardımcınız olsun.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Seyfettin Aslan
Seyfettin Aslan - 3 hafta Önce

TEBRİKLER ELLERİNE SAĞLIK BAŞKANIM...