Varlığı dert, yokluğu yara

Son günlerin konusu ve tartışmalar hep ekonomi yoğunluklu...

Şahsım para ve ekonomi bilgisine fazla sahip birisi değilim.

Ancak konunun uzmanlarının paylaşımlarından anladığım şudur:

"Faiz, enflasyonun nedeni değil sonucudur.

Enflasyonun nedeni ekonomideki risk artışlarıdır. Bunlar bütçe açığı, cari açık, izlenen yanlış ekonomi politikaları, özellikle siyaset edenlerin sert söylemleri ve gerginlik yaratıcı açıklamaları, sosyal ve siyasal yaşamdaki çatışmaların getirdiği kamplaşmalar, komşularla ve diğer ülkelerle ilişkilerdeki gerginlikler, ekonomide beklentileri bozmuştur. Bu bozulma sadece yabancı yatırımcıların değil yerli yatırımcıların da beklentilerini alt üst etmiştir .

Bütün bu risklerin sonucunda TL değer kaybetmiştir.

TL'deki değer kaybı ithal girdi maliyetlerini ve dış borçların TL karşılığını artırmış, üretim maliyetlerini yükselmiştir.

Bütün bunların sonucunda fiyatlar yükselmiş ve enflasyona azmıştır.

Son yıllarda yapılan yanlış ekonomik hamleler, ekonominin daha da bozulmasına yol açmıştır.

Enflasyonun yükselerek devam ettiği bir ortamda faizlerin düşürülmesinden sadece bankalar kazançlı çıkar" denilerek, Merkez Bankası'nın faizleri düşürme kararı, ekonomistler tarafından bu şekilde eleştiriliyor.

Defalarca denenip, hiçbir olumlu sonuç alınamadığı halde bu yanlışta neden ısrar edildiği konusunda da bir hayli yoğun eleştiriye rastlamak mümkün.

Bu konudaki mizahi en güzel paylaşımı gazeteci Rahmi Turan gazetesindeki köşesinde (Gazeteci-yazar Yusuf Ziya Cömert'in anlattığı) yaşanmış bir öyküyü paylaşarak yapmış.

"Yıllar önce Kefken'de rahmetli Raşit Gödek'in kahvesinde iri yarı bir ihtiyar görmüştüm.

Kısa kollu gömlek giymiş. Sağ kolu kötü bir şekilde patlak. Yara izleri duruyor...

Sorduk "Kolun niye öyle oldu?" diye...

Pehlivanmış bizim amca...

"Pelvanlıktan oldu" dedi ve anlattı:

"Kandıra'ya elektrik yeni gelmişti. Biz o zaman genciz, elektriğin ne olduğundan haberimiz yok... Ampul patlamış, yeni ampul aldım, değiştireceğim.

Sandalyenin üzerine çıktım. Değiştirirken elim duya değmiş. Fırlattı attı kolumu...

Ben kızdım tabii... Şu kadarcık şey benim gibi pehlivanı nasıl savurur?

Tekrar duyu tuttum. Gene fırlattı. İyice kafam bozuldu. Bu sefer daha kuvvetli tuttum, bırakmamacasına... Kolum patladı, sandalyeden yere düştüm, soluğu hastanede aldım."

"Merkez Bankası'nın uyguladığı da pehlivan amcanın ısrarına benzer bir teori mi?" diye de üstat sormuş.

Benim açımdan katılmamak mümkün değil... Israr bu konudaki olumlu herşeyi bozuyor.

Para bu; varlığı dert, yokluğu yara...

YORUM EKLE