Ülkücülük tartışmaları üzerine...

Ülkücü camianın yakında tanıdığı isimlerden Av. Uğur Tarhan, Ülkü Ocakları eski genel başkanlarından Suat Başaran'ın "Ülkücülük tartışmaları sonuçsuz kalmaya mahkumdur" başlıklı yazısını kendi penceresinden değerlendirdi

Ülkücülük tartışmaları üzerine...
banner372

İşte Uğur Tarhan'ın fikri tartışmaları hızlandıracak o yazısı:

Suat Başaran, 8 Mart 2019 tarihli "Ülkücülük Tartışmaları Sonuçsuz Kalmaya Mahkumdur" başlıklı yazısında; ‘’Ülkücülük, içinden çıktığı yapıyı çoktan aştı. Ülkücü teşkilatlar ülkücülüğü de ülkücüyü de kontrol edemiyor artık. Bu noktada MHP’dekilerin dışarıdaki insanları ülkücü saymaması bir anlam ifade etmez. Çünkü dışarıdakilerin bir çoğu da onları ülkücü saymıyor" diyor ve ekliyor: "Bundan sonra ülkücülüğün türevleriyle yaşamaya alışmalıyız."

Suat ağabeyin yazısına naçizane katkı sunmak üzere birkaç kelam etmek istiyorum:

Ülkücülüğü, Türk Milliyetçiliği’nin özel bir yorumu, aksiyoner Türk milliyetçiliği olarak tarif ediyoruz. Teşbihte hata olmaz, "Müslümanlık ince insan olmaktır, dervişlik ise ince Müslüman olmaktır" tarifinden hareketle, "milliyetçilik ince vatandaş olmaktır, ülkücülük ise ince milliyetçi olmaktır" diyebiliriz. İnceden kasıt, ince düşünmek, ince hareket etmek, ince yaşamaktır.

Bir başka deyişle, milliyetçiliğin his planından, aksiyon planına geçmiş hali, eş söyleyişle milliyetçiliğin duygusal alandan eylemsel alana yükselmiş versiyonudur ülkücülük.

Hiç kuşkusuz ki bu tarifler ülkücülüğün özüne ilişkindir. Ülkücülüğün sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, ahlaki, hukuki, ekonomik vd. alanlara ilişkin görüşleri, yorumları, önerileri ise ülkücü dünya görüşünü eş deyişle ülkücü ideolojiyi oluşturur.

Merhum Durmuş Hocaoğlu, 17 Nisan 1997 tarihli "Yeni MHP ve Ülkücülük" başlıklı yazısında; "Kabul edilmelidir ki, bir ideye ve/veya ideolojiye bizzat onun mensupları tarafından verilebilecek en büyük zararlardan birisi, hatta birçok bakımlardan birincisi, onun dondurulmasıdır. Hayatın daimi surette değişme içinde olduğu bir varlık küresinde dondurulan her ide ve/veya ideoloji, bir şekilde kadükleşmeye, tasfiyeye mahkum edilir."

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Ülkücü ideoloji konusunda ülkücü hareketin referansları nedir? Sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, ahlaki, hukuki, ekonomik vd. alanlara dair bir görüşün, bir önerinin, bir yorumun ülkücü ideolojiye uygun olup olmadığı hangi ölçütlere göre değerlendirilir? Bu alanlarda birden fazla görüş bir diğer ifadeyle farklı içtihatlar ortaya çıktığında ülkücü ideolojiye uygun olanın hangisi olduğu nasıl belirlenir?

Merhum Durmuş Hocaoğlu, yukarıda adı geçen yazısında bu sorulara şöyle cevap veriyor: "Ülkücülük, Türk milliyetçiliğinin çok özel bir versiyonudur. Kurucusu Alparslan Türkeş ve baba ocağı da MHP'dir. Ancak, ülkücülük, ilginç bir "gelişme" göstererek kurucusunu aşmış ve bu sebeple de baba ocağına sığmaz olmuştur. Ülkücülük, Türkeş'in şahsından da, MHP'den de daha büyük ve daha önemlidir. Kişiler ölür, fikirler yaşar.

 Artık, "farklı içtihada sahip ülkücülükler", daha açık bir deyimle, tekil bir "ülkücülük" yerine aynı öze bağlı, ama farklı içtihatlara dayalı çoğul "ülkücülükler", gözü kapalı reddedilmesi mümkün olmayan fiili bir vakıa, bir realitedir. Bu durum, yani özde birlik fakat içtihatta farklılık, bir sapma, dalalet ve hele "hıyanet" olarak değil, tam tersine, sıhhat alameti, ülkücülüğün gelişmesi olarak yorumlanmalı; içtihadı teşvik eden, hatta, hatalı içtihadı dahi "sevap" addeden temel akaid düsturu unutulmamalıdır.

 Bu sebebe binaen, "MHP dışında ülkücü olamaz" iddiası terkedilmelidir."

Biz de merhum Hocaoğlu’yla aynı görüşteyiz. Bir fikrin, bir ideolojinin kalıp halinde dondurulması ve yalnızca tek kişinin/ tek kurumun tekelinde olması gerçekçi değildir, bilimsel değildir.

Başta ülkücü aydınlar olmak üzere ülkücülerin görevi, ülkücü ideolojinin gelişmesi, büyümesi ve toplumsal kabulünün artması için fikri çalışmalar yapmak ve bulundukları her alanda güçlü bir temsil ortaya koyabilmektir.

Son olarak, şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Her fikir, her ideoloji insan içindir. İnsan kaynağını en verimli şekilde kullanan ideolojiler büyür, gelişir. Ülkücü hareketin insan kaynağı bu ülkeyi yönetecek yeterliliktedir. Ülkücüler kendi kıymetlerinin farkına varmalı ve gündelik siyasi rekabetlerin etkisinde kalmadan geleceğin "Milliyetçi Türkiye"sinin ve "Turan"ın kurulması için ideolojik mücadeleye devam etmelidir.

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2019, 18:34
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ugurolbarlas
Ugurolbarlas - 2 hafta Önce

ÇOKGÜZEL BİR SUNUM KUTLARIM SENİ BAŞARILARININ DEVAMINI DILERIM. Uğurol öğretmenin

SIRADAKİ HABER

banner360

banner361