banner424

Mehmet Özhaseki'de Türkeş alerjisi!

Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Servet Avcı, parktan "Alparslan Türkeş" ismini silen Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı'nın nasıl ülkücü olabileceğini sordu. Avcı, MHP'li Yaşar Yıldırım'a cevaplaması için ilginç sorular yöneltti

Mehmet Özhaseki'de Türkeş alerjisi!

İşte Servet Avcı'nın Yeniçağ'da bugün yayınlanan yazısı:

O kadar gizliydi ki kendisi bile unutmuştu ülkücü olduğunu!

Öncelikle şunu ifade edeyim: Yaşar Yıldırım'ı da Hasan Çağlayan'ı da severim... Dostluğumuz, siyasette uzun yol yürüyüşlerimiz ve ağabey-kardeşliklerimiz oldu... Doğrusu buna halel gelmesini de istemem... Gelmez de...Sadece aydınlanmak ve merakımı gidermek için bu yazıyı kaleme aldım... Önce neden icap ettiğini anlamak için Yaşar Ağabey'in birkaç gün önce Beyaz TV'de Latif'in programında neler dediğini bir hatırlayalım: "İki tane aday var... Birisi Cumhur İttifakı'nın adayı Mehmet Özhaseki... Birisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı, Beypazarı eski belediye başkanı... Ben bu ikisini de 45 senedir tanırım... İkisiyle de hukukum var... Biriyle siyaset yaptık, biriyle de yeni siyaset yapıyoruz... Mehmet Haseki'yle biz 70'li yıllardan tanışırız..." Konuşmanın burasında 'ülkücü eksperi' olduğunu yeni fark ettiğimiz Latif araya giriyor ve 'ülkücü' diyor... Yaşar Ağabey de devam ediyor, onun ülkücü olduğunu söylüyor, Kayseri Yurdu'ndan bahsediyor, onun yurtta teşkilat başkanlığı yaptığını anlatıyor... Bu arada Hasan Ağabey'in ismi devreye giriyor... Yaşar Yıldırım, Hasan Çağlayan'ın "Özhaseki'ye selam söyle, çalışıyorum" dediğini aktarıyor...

Yaşar Yıldırım, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili... Cumhur İttifakı'nın adayını destekleme ve propaganda hakkı var mıdır? Elbette vardır... Kendisini siyaset dışında tuttuğunu düşündüğümüz Hasan Çağlayan'ın Özhaseki dahil herhangi bir adayı destekleme ve bunu ilan etme hakkı var mıdır? Elbette vardır... Burada mesele yok... Mesele, işin içine ülkücülüğün karıştırılmasında... Bir süre önce 'Kayıp Ülküdaş' başlıklı bir yazı kaleme almıştım... Keşke Yaşar Ağabey, oradaki iddialarımızla ilgili bir cevap verseydi de aydınlansaydık... İzninizle o yazının önemli kısımlarını tekrar paylaşalım ve kendisinin cevabını bekleyelim:

KAYIP ÜLKÜDAŞ!

Seçimlerin ilk faydası belli oldu!.. Kayıp bir ülküdaşımıza kavuştuk çok şükür!.. Mehmet Özhaseki, Habertürk televizyonunda, üniversite yıllarında ülkücü hareket içinde bulunduğunu, bir dönem Kızılay sorumlusu olduğunu, rahmetli Türkeş'in seminerlerine girdiğini, tek tek not tuttuğunu filan söyledi... Hatta Mustafa Cemiloğlu ile karşılaştığını hayranlıkla belirtti... Demek ki seçimlerin hafıza açıcı etkisi var!.. 40 yıl Ashab-ı Kehf taklidi yapıp, sonra ihtiyaç duyduğunuzda "Aaaa ben önceki hayatımda ülkücüymüşüm" diyebiliyorsunuz!.. Partinin İl Gençlik Kolları'nda sarf edilen "Sonra baktık ki yurt dışında tezgâhlanmış oyunun piyonuymuşuz" türünden ifadeler zaten şehir efsanesi!.. Veya narkozdan kurtulurken uydurulmuş saçmalıklar!.. Metin Yüksel isminin ülkücüler için ne ifade ettiğini herkes bilir... Şüphesiz Özhaseki de bilir... Her ölüm yıldönümünde ülkücülere sövüldüğü ve 'faşistlerin, ırkçıların katlettiği' diye başlayan cümlelerle anıldığı için bu ismin çağrıştırdıkları çok açıktır... Ne tuhaftır ki Metin Yüksel ismi Türkiye'de sadece iki ilde caddeye verilmiştir... Birisi onun büyükşehir belediye başkanlığı yaptığı Kayseri Melikgazi'dedir... Zannediyorum bu hassasiyet bile Özhaseki'nin -sonradan hatırladığı- ülkücülüğüne iyi bir delildir!.. Bir insanın ülkücülüğüne en büyük şahit Melih Gökçek gibi 'emin' biri olduğuna göre başka ispata gerek yok ki zaten!..

2014 yerel seçimleri... İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, arka arkaya şu twitleri atıyor:

"1- MHP'nin Ankara ve İstanbul'da zayıf adaylar göstermesi tesadüf değildir. Zira onlar da CHP için bu hamleyi yapmışlardır...

2- Ankara'daki ülkücü kardeşlerimiz MHP'nin bu oyununu görmelidir. Ankara'yı sol bir belediyeye teslim etmek isteyenlerin oyununa gelmemelidir."

Ne kadar açıktı değil mi? Bahçeli ve yönetimi, kasten zayıf aday çıkararak, CHP'ye çalışmakla suçlanıyor ve mevsim gereği 'kardeş' görülen Ankaralı ülkücüler bu tezgâha karşı uyanık olmaya çağrılıyordu!..

'Ver MHP'ye, gitsin CHP'ye sloganı hâlâ hafızalardadır... Gökçek'in Ekim 2014'te, yine Habertürk televizyonunda yaptığı "MHP'ye gerek yok. İnadı bırakıp Ak Parti'ye katılmalı. Küçük büyüğe katılmalı" şeklindeki aşağılayıcı teklif de...

Seçim olunca işler değişiyor tabii!.. 'Fatiha bilmezler' unutuluyor, milliyetçiliği ayaklar altına almakla övünenler başkalarıymış gibi davranılıyor, 'kandan beslenenler' tabiri sanki bir belgeselde sırtlanlar için söylenmiş numarasına yatılıyor... Kendileri uslu uslu okula giderken ve içlerinden az kalsın atomu parçalayacak bilim adamları çıkaracakken, sağ-sol diye birbirini boğazlayanlardan -zamanın ruhu gereği- bahsedilmiyor...

Bir bakıyorsunuz Sincan mitinginde olduğu gibi üç hilalli dev bayraklar ve 'Etimesgutlu bozkurtlar' pankartları eşliğinde, orada olmayan ama varmış gibi gösterilen 'Mehapeli kardeşler'e teşekkürler ediliyor...

Belli ki bu seçimde de aynı senaryo tekrarlanacak Ankara'da... Ne de olsa durum fazlasıyla kritik ve 'mevsimlik kardeş' ülkücülerin oylarına daha fazla ihtiyaç duyulacak... Çünkü ülkücülerin Ankara'da partileri yok ama oyları var!.. Ve bu oylar seçimin kaderini belirleyecek... Şimdi kim bilir ne efsaneler duyacağız? 40 yıldır saklanan ne 'kritpo ülkücüler', ne gizli kahramanlar ortaya çıkacak!.. Muhtemelen bizler bunları görünce utanıp başımızı öne eğeceğiz, "Yahu biz de adam mıymışız?" diye mırıldana mırıldana yürüyeceğiz!..

Evet bunları yazmışız... Mutlaka makul cevapları da vardır!.. MHP'li belediyenin yaptığı 'Başbuğ Alparslan Türkeş Parkı'nın, belediye kendilerine geçtikten sonra niye 'Başbuğ Erciyes Parkı'na dönüştürüldüğü sorusunun cevabı gibi!..

Biz Mehmet Özhaseki'nin kendisinden 30 yıldır ülkücülüğüne dair tek bir kelime duymuş değiliz... Hafızalarımızdaki yeri daha çok turizmle alâkalı... Pensilvanya'ya ve bağlı kuruluşlara gidiş gelişleriyle, düzenlediği turlarla, şimdi hapiste olan hacı ağaları gezdirmesiyle biliriz!..

Yine de bize "Durum bildiğiniz gibi değil... O gizli ülkücüydü... O kadar gizli o kadar gizliydi ki kendisi bile bilmezdi!.. Sadece biz bilirdik... Ülkücülüğe hiç ara vermedi... Biz zaten hücre tipi gizli gizli çalışırdık..." denirse ona da inanacağız!.. Öyle olursa bize de buradan özür dilemek düşer!.. Yeter ki ispat etsinler ve kefalet koysunlar!..

Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2019, 20:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner84