CiddiGazete- İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ilk kez partisinin grup toplantısında konuştu.

Yeni seçilen grup başkan Vekili Buğra Kavuncu'nun açılışını yaptığı toplantı için İyi Parti'nin 81 il başkanı Ankara'ya geldi.

İyi Parti'nin grup toplantısına kongrede aday olan Koray Aydın ve Mehmet Tolga Akalın katılmadı.

Dervişoğlu'nun konuşmasından ana başlıklar şöyle:

- Değişen hiçbir şey olmamıştır. Koray Aydın ağabeyim, Tolga Akalın da kardeşimdir.

- Buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Partimizden ayrılanlara seslenmek istiyorum. İyi Parti bizim olduğu kadar sizindir.

ANAYASA TARTIŞMALARINA SERT CEVAP

- Bu tartışmalar adeta halka "Ekmek bulamıyorsanız anayasa yiyin" demektir! İyi Parti yeni bir Erdoğan anayasasına karşı gerekirse tek başına mücadele edecek.

- Böyle bir senaryonun asla parçası olmayacağız. Hiçbir anayasa taslağını dikkate almıyoruz. Tartışmaya bile gerek duymuyoruz, reddediyoruz.

- Bu tartışmaların içinde tek bir millet vardır o da Türk milletidir.

İŞTE KONUŞMANIN TAM METNİ

Aziz Türk milleti,

Kıymetli milletvekilleri,

Sevgili gençler,

Değerli basın mensupları,

Türkiye’nin her köşesinden gelerek grup toplantımızı şereflendiren kader arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler ve beyefendiler,

Hepinizi İYİ Parti adına sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sizlerle ve aziz milletimizle buluşmaktan büyük bir şeref ve mutluluk duyuyorum.

Bugün, 5. Olağanüstü Kurultayımızın ardından, ilk grup toplantımızı yapıyoruz.

Türk’ün ateşle imtihanından alnının akıyla çıkan,

İtibarın ve millet iradesinin esas dayanağı olan Gazi Meclisimizin,

Kutlu çatısının altında,

İYİ Parti Genel Başkanı olarak, ilk kez konuşuyorum.

Değerli dava arkadaşlarımın şahsıma vermiş olduğu;

İYİ Parti’nin iktidar yolculuğunu başlatma vazifesiyle,

Sizlere bu kürsüden, onur ve gururla sesleniyorum.

Aziz milletimizin bizlere emanet ettiği bu kürsü, bugüne kadar;

Tenceresi kaynamayan kadınların,

İş bulamayan gençlerimizin,

Hayal kuramayan çocuklarımızın sesi oldu.

Bu kürsü;

Atanamayan öğretmenlerimizin,

Geçinemeyen emeklilerimizin,

Tarlasını ekemeyen,

Ekse de toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan

Çiftçilerimizin derdinin sesi oldu.

Ve bu kürsü;

Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in,

Türk milleti ve İYİ Parti adına gösterdiği

Cesarete, ferasete, dirayete

Ve onlarca mücadeleye şahit oldu.

En nihayetinde şunu söylemek isterim ki;

Ben sadece bir makamı, sadece bir koltuğu, sadece bir kürsüyü devralmadım.

Milletimizin sesi olma, dertlere derman bulma,

Ve memleketimize İYİ Parti’nin vizyonunu,

Projelerini, çözümlerini sunma hedefini taşıyan

Bir bayrak teslim aldım.

Buradan, Türk milletinin huzurunda söz veriyorum ki;

Arkadaşlarımla birlikte, bu bayrağı daha da yükseklere taşıyacağız!

Kutlu ülkümüze, hedeflerimize ve ideallerimize hep birlikte ulaşacağız!

Türkiye’nin mutlu ve huzurlu yarınlarına, milletimizle birlikte kavuşacağız!

Değerli dava arkadaşlarım;

Öncelikle,

27 Nisan’da gerçekleştirdiğimiz,

5. Olağanüstü kurultayımıza ilişkin olarak;

Başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’e,

Genel Başkan Adaylarımız:

Sayın Koray Aydın’a,

Sayın Mehmet Tolga Akalın’a,

İYİ Partimizin, vefakar ve cefakar teşkilatlarına,

Kurultayımızı, alnımızın akıyla,

Büyük bir olgunlukla neticelendirmemize

Fikriyle ve ferasetiyle katkı veren,

Bu tarihi süreçte

Yüksek sorumluluk üstlenen

Saygıdeğer delegelerimize,

Sizlerin huzurunda bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Genel Başkan seçilmem münasebetiyle,

Arayıp, iyi dileklerini bildiren,

Her partiden ve her düzeyde saygıdeğer isme

Nazik tebrik mesajları için teşekkür ediyorum.

“Parti içi demokrasi, Türkiye için demokrasi” şiarı ve talebiyle,

7 yıl önce yollara ve sahalara çıkmış bir siyasi hareketin

Önce kendi içinde bu teamüle uyması,

Demokrasiyi sadece sözde değil,

Uygulamada da gerçekleştirebildiğini göstermesi

Başarıyla geçtiğimiz tarihi bir imtihandır.

Bu, hepimiz adına bir iftihar vesilesidir.

Partimizin varlığı ve geleceği adına

Verilen en önemli mesaj,

Ve kurultayımızın da en büyük sonucu ve kazancı budur.

Kongreler kongrelerde kalmalıdır.

Yersiz tartışmaların anlamı yoktur.

Dünden bugüne hiçbir şey değişmemiştir.

Sayın Koray Aydın ağabeyim ve aile büyüğümdür.

Sayın Tolga Akalın da,

Kardeşim ve ailemin bir ferdidir.

Yaşanan güzelliklerin,

Hepimiz adına hayırlara vesile olmasını dilerim

Allah hiçbirimizi mahcup etmesin.

Hazır sırası gelmişken,

İYİ Partimizin Genel Başkanı olarak;

Buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum.

7 yıllık siyasi hareketimizin içerisinde büyük mücadeleler vermiş,

Şu ya da bu sebeple partimizle yollarını ayırmış,

Ama bizlerle olan gönül ve ülkü bağını asla kaybetmemiş

Dava ve yol arkadaşlarıma sesleniyorum:

İYİ PARTİ dün olduğu gibi bugün de sizindir.

Gelin, tüm yaraları birbirimize sarılarak saralım,

Gelin, küskünlükleri sonlandıralım,

Gelin, haklıya hakkını birlikte teslim edelim,

Ve mücadelemize her zamankinden daha güçlü bir şekilde devam edelim.

Gelin hep birlikte ve yeniden,

Mavi Gök’ü çadır, Güneş’i bayrak eyleyelim.

İşte bakın millet bizi çağırıyor!

Sadece kapılarımız değil, gönüllerimiz ve kollarımızda ardına kadar açıktır.

Aziz milletim, değerli dava arkadaşlarım;

Kurulduğumuz ilk günden beri muhatabı olduğumuz,

Partimizin konumuna ve geleceğine dair bazı soruları,

“Tekrarda hayır vardır” anlayışıyla,

İlk günden bir kere daha cevaplamak isterim.

İYİ Parti nerede, nasıl ve ne için kurulduysa,

Aynı yerde, aynı çizgide ve aynı amaçtadır.

Milliyetçidir, demokrattır ve kalkınmacıdır.

İYİ Parti milliyetçidir, çünkü;

Aziz Türk milletinin,

Onu var kılan “değerlerin ve sembollerin”,

Dünya tarihinin zorlu imtihanlarından bugüne ulaşmış

“Fikirlerinin ve eylemlerinin” yılmaz bir savunucusudur.

Aziz Türk milletini meydana getiren her bir bireyin

Bugün ve gelecekte

İnsanlık ailesinin en mutlu ve en müreffeh üyesi olması

Bizim birinci önceliğimizdir.

Evet,

İYİ Parti Cumhuriyetçidir.

Bu devlete mensup

Her bir vatandaş,

Egemenliğin

Kayıtsız ve şartsız

“Eşit” sahipleri olarak

Devlette görev alan tüm yöneticileri

Denetleyebilme hakkına sahiptir.

Bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi eliyle gerçekleştirir.

İYİ Parti mukaddesatçıdır…

Milleti millet yapan

Tüm milli ve manevi değerleri

Müştereken kucaklar.

Ortak değerlerimizi,

İnhisarına almaya yeltenmediği gibi,

Başkalarının inhisarına da terk etmez.

İYİ Parti hürriyetçidir.

İnsanımızın

Vatandaşlığından ve insan olmaktan gelen

Devredilemez, kısıtlanamaz haklarının önüne

Hiçbir engelin konulmadığı,

Ülkesinin bütünlüğünü

Milletinin refahını isteyen

Hiçbir vatandaşımızın

Sesinin kısılmadığı

Bastırılmadığı

Bir Türkiye istiyoruz.

Bizim beklentimiz budur.

Biz,

Türk milleti olmakla, mutlu olmayı,

Türk milletine mensup olabilmekle, mutlu olabilmeyi,

Birbirine bağlamış eşsiz bir zihnin,

Mustafa Kemal Atatürk’ün,

“Ne mutlu Türküm diyene” ifadesini

Vatandaşlığın temeli olarak kabul edenleriz.

Partimizin siyasetteki yeri ve pozisyonu;

Bu ilke ve hedefleri

Korumak ve yükseltmektir.

Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni,

Şov yaparken rezil oldu Şov yaparken rezil oldu

Ve onun kuruluş felsefesini sarsılmaz bir inançla kucaklamak,

Türk milletini içinde bulunduğu karanlıktan kurtarıp,

Aydınlık ufuklarla buluşturmak ana görevimizdir.

Bu ilke ve hedeflerin aksi yönündeki

Her türlü girişimin karşısında olmak,

Vazgeçilmez mesuliyetimizdir.

Çünkü,

İYİ Parti’nin kurucu iradesi,

Tek adam rejimine

Ve onun anayasal çerçevesi olan

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı

Demokrasi ve hukuk mücadelesi verenlerin iradesidir.

İYİ Parti’nin kuruluş hikayesi

Baskılara ve imkansızlıklara boyun eğmeyen,

Cesur insanların

Millet ve memleket adına yürüttüğü

Haklı ve gerçek itirazının bir hikayesidir.

İşte bu yüzden İYİ Parti

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen

Fanilerin ihtiraslarını millete dayatma rejimini

Yerleşik hale getirecek,

Bunu ılımlı gösterecek ve meşrulaştıracak

Hiçbir pazarlığın,

Hiçbir hesabın içinde olmayacaktır.

Bu hesapları güdenlere de

Bünyesinde yer açmayacaktır.

Buradan açıkça ifade ediyorum;

Her hal ve şartta,

Devletin partileştiği

Partinin devletleştiği

Yargının siyasallaştığı

Bürokrasinin yozlaştığı

Nüfusun yabancılaştığı

Türk milletinin ise perişan edildiği

Bu siyasi düzene karşı,

Demokrasi ve hukuk mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.

Bu vesileyle söylemek isterim ki;

İktidar tarafından ülke gündemine dayatılan yeni anayasa tartışmaları,

Türkiye’nin değil, Sayın Erdoğan’ın

Ve varlıklarını, Sayın Erdoğan’ın varlığına armağan etmiş olan

Çevresinin gündemidir.

Sayın Erdoğan’ın müflis ve batık muktedirlik gemisinden

Bir filika bulup kurtulmak gündemidir.

Yeni anayasa arayışları,

Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir.

Bilakis,

Sayın Erdoğan’ın siyasi ikbaline

Ve yeniden adaylık talebine,

Aslında

“Ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına” dair

Gaflet dolu bir ikmal ve takviye çabasıdır.

Milletin cebini yakan enflasyon durdurulamazken;

Ayda on bin lira ile “sürün” denilen emeklinin evinde

Tencere kaynamıyorken,

Yaşıtlarından bir gün sonra işe başladığı için

“Kusura bakma

sen on yedi yıl sonra emekli olacaksın” denilenlerin gelecekleri

Mevzu bile edilmiyorken,

Memuru, işçisi,

Ek hesaptan para çekip evine ekmek götürmeye;

Kredi kartının asgari borcunu da

Başka bir kredi kartından ödemeye çalışırken;

Öğrencisi KYK bursuyla hayatta kalma mücadelesi verirken;

İşsiz genci bir imkân bulup başka ülkelere kaçmak isterken

Yeni anayasadan bahsediyoruz.

Hukuksuz bir ülkede

Adaletsiz bir düzende

Ekmeksiz bir millete

“Yeni Anayasa demek”

Ancak, Abesle iştigaldir

Ve ancak,

“Ekmek bulamıyorsanız Anayasa yiyin” demektir.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki,

Hukuk devletinden anladıkları, darbeciler kadardır.

Adil yargılamadan, eşitlikten, hak ve hürriyetlerden anladıkları ise 12 Eylülcüler kadardır.

Milletimiz, anayasadan dolayı açlık sınırının altında yaşamıyor!

Gençlerimiz, anayasadan dolayı ülkeden gitmenin yollarını aramıyor!

İnsanımız, anayasadan dolayı çile çekmiyor!

Adalet, anayasadan dolayı işportaya düşmüyor!

Kadınlarımız, anayasadan dolayı öldürülmüyor,

Esnafımız, anayasadan dolayı siftahsız güne başlayıp, günü öyle kapatmıyor,

Hastalarımız, yaşlılarımız anayasadan dolayı hastane randevusu beklerken ölmüyor,

Bugünün sözde sivilleri,

Dünün cuntasına özenir hale geldiği için millet bitap düşmüştür.

Bu millet artık,

Bir zamanlar Anayasa fırlatıldığı için değil,

Anayasanın temelleri her gün

Her fırsatta çiğnendiği için ekmeksiz kalıyor!

Ekmeksiz kaldıkça hukukundan oluyor.

Siz iktidar sahipleri,

Anayasa’da uymanız için koyulan kurallara

Uymadığınız için,

Millete karşı yerine getirmeniz gereken görevleri

Yerine getirmediğiniz için,

Ne Milli, ne Yerli

Ne Ahlaki, ne Vicdani

Ne Akla, ne İnanca dair

Hiçbir değer ve sorumluluğa sahip olmadığınız için

Denetlenemediğiniz ve Hesap vermediğiniz için

İnsanımız bu halde yaşıyor.

Çok değil daha 1 yıl önce,

Sayın Erdoğan 2014 ve ardından 2018 seçimlerinde

Üst üste iki kez Cumhurbaşkanı seçilmiş bir siyasi olarak

Anayasa’daki 2 dönem kuralına rağmen

Nasıl oldu da 14 Mayıs 2023 seçimlerinde tekrar aday olabildi?

Hatırlayalım,

Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ,

29 Mart 2023 tarihinde yaptığı açıklamada,

3. Adaylığı aynen şu sözlerle açıklamıştır:

“2017 yılında yapılan Anayasa değişikliğine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması anayasal hakkıdır.” Demiştir.

Yani iktidara göre

Türkiye’deki her anayasa kuralı,

Sayın Erdoğan’a 2 dönem daha adaylık hakkı temin etmelidir.

Etmiyorsa da,

O halde değiştirilmelidir.

Hal böyleyken

Yeni anayasa tartışmalarının

İktidar tarafından Türkiye’nin gündemine getirilmesindeki amaç son derece açıktır!

2017 yılında anayasa değişikliğini bahane ederek

Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açan

Adalet ve Kalkınma Partisi,

Şimdi yeni bir anayasa değişikliği ile

Bu süreci 2028 seçimlerine taşımak istemektedir.

İktidara sesleniyorum:

2017 yılındaki anayasa değişikliği ile

Erdoğan’ın şahsi ikbali ve istikbali için

Tek adam rejimini Türkiye’nin

Ve Türk milletinin başına

Siz bela ettiniz.

Bela ettiniz,

Ve dolar 3 liradan 32 liraya çıktı

Bela ettiniz,

Cari açık rekor üstüne rekorlar kırdı

Bela ettiniz

Enflasyon bütün bir memleketi esir aldı

Bela ettiniz

Türkiye yoksullaştı ve yoksunlaştı…

Şimdi bir kez daha,

Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla,

Anayasa değişikliği senaryosuna

Bir figüran aranıyorsa

İYİ Parti,

Böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır.

Türk milleti de,

Hiçbir şahsi ikbalin figüranı yapılamayacaktır.

Anayasa değişiklik çalışmalarına ilişkin

Kim, kimle ne görüşmesi yaparsa yapsın,

İster ziyaret, ister iadeyi ziyaret fark etmez.

Amaçları, isterse de ticaret olsun!

İYİ Parti gerekirse tek başına,

Yeni bir “Erdoğan Anayasasına” karşı

Sonuna kadar mücadele verecektir.

Tek adam rejimini tahkim edecek

Hiçbir anayasa değişikliği teklifini,

Konuşmaya değer dahi bulmayız.

Parlamenter sistemin önünü açacak

Düzenlemelere bakışımız da bellidir.

Yeni anayasa içeriğine dair Sayın Erdoğan

Bugüne kadar tek bir şey söylemiştir.

“Milletin çeşitliliğini referans alan bir anayasa” yapacaklarını ifade etmiştir.

Çünkü,

Yarattığı fiili durumlardan

Meşruiyet devşirmeye alışkın Erdoğan,

Ülkeye doldurduğu fiili kaçak nüfusuna

Kılıf arama derdindedir.

Biz bu filmi daha önce de gördük

Millet tanımı değişsin,

Türklük tanımı değişsin

Sonrası malum…

Biz, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden,

Onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz!

Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak;

“milletin çeşitliliği” gibi ucube bir kavram üzerinden,

Yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz.

Millet, çeşitlilik içindeki birliktir.

Bu birlik bir çatıdır,

Kuşatıcıdır ve tanımlayıcıdır.

Millet bir kere vücuda geldikten sonra,

Ancak onu meydana getiren vatandaşlarının

Bireysel çeşitliliği mevzu bahis olabilir.

Bu da hukuk ve demokrasiyle korunur.

Bu da hak ve hürriyetler zeminini oluşturur.

Sayın Erdoğan:

Siyasi görüşü, etnik kimliği,

Mezhebi, yaşam tarzı,

Hayat felsefesi, eğilimleri ne olursa olsun

Bu devletin sınırları içerisinde

Bir millet vardır; o da Türk milletidir!

Hoşunuza gitmese de

Egemenliğin sahibi olan millet,

İstiklal savaşını vermiş, Cumhuriyeti kurmuş olan

Türk milletidir.

Türkiye’yi kasten ve taammüden,

Ne idüğü belirsiz

Milyonlarca yabancıyla

Doldurduktan sonra,

“millet çeşitliliği” gibi kavramlarla

Türk milletinin varlığına meydan okuyacaksanız,

İşte tam orada karşınızda İYİ Parti’yi bulacaksınız.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin

Anayasasının ilk 4 maddesine,

Cumhuriyet’in temel ilkelerine

Anayasa’nın 66. Maddesine,

Yani “Türklüğe” dokunmaya kalkarsanız,

Karşınızda yine İYİ Parti’yi bulacaksınız

Her zaman bulacaksınız!

Her yerde bulacaksınız!

Değerli dava arkadaşlarım;31 Mart ile seçim maratonları dönemi son bulmuştur.

Her parti, her genel başkan, her aday,

Yaptıkları ve yapmadıklarıyla,

Milletimizin sandığa attığı

Ya da atmadığı

Her bir pusula ile

Takdir edilmiş

Ya da tembih edilmiştir.

Gerek ülke genelinde

Gerekse il ve ilçelerde

Biz de payımıza düşen

Takdir ve tembihleri almış bulunuyoruz.

Kurultayımızda sergilenen

Demokrat tavır ve değişim iradesi

Çıkarttığımız dersin ilk sonucudur.

Milletimizin bize gösterdiği istikamet,

Bu yolda yegâne pusulamız olmaya devam edecektir.

Bundan kimsenin bir şüphesi olmasın.

31 Mart gecesi ortaya çıkan tablo,

Milletimizin, özellikle iktidar partisine,

Ve onun başımıza bela ettiği ne olduğu belirsiz düzene,

Yaptığı son ve kesin bir uyarı niteliğindedir.

Bu uyarının özünde,

Yoksulluğun ve hukuksuzluğun

Alabildiğine yayıldığı ve derinleştiği bir hal,

Aslında top yekun “halimiz vardır”

Bu halden üzerimize düşen dersi çıkaracağız.

Varsa hatalarımızı gözden geçireceğiz.

Doğrusu fazla, yanlış az bir yol haritası tanzim edeceğiz.

Ama ne yaparsak yapalım,

Bunu yaparken insaf duygumuzu yitirmeyeceğiz.

Birliğimize ve beraberliğimize de asla zarar vermeyeceğiz.

Aziz milletim ve değerli dava arkadaşlarım;

Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından

Kamuoyunun gündemine,

Bir müfredat tartışması taşınmıştır.

Anlayacağınız;

Sabrımızı sınayan rezaletler,

Aklımızla alay eden garabetler,

Bir türlü bitmek bilmiyor…

22 yıllık AK Parti iktidarında

Tam dokuz Milli Eğitim Bakanı atandı.

Bu dokuz bakanın hepsi de,

Ne hikmetse ilk işleri olarak müfredata “el attılar”.

Her yeni atanan bakanın yaptığı yeni müfredatta,

Mavi Gözlü Bozkurt’umuz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri

satırlardan silindi,

Cumhuriyet tarihimizin sayfaları yırtıldı,

Her değişiklikle,

Bir matematik formülü daha çıkartıldı

Bir bilimsel kuram daha

Sansüre uğrayıp, adeta okullardan atıldı.

Milli eğitim programları,

Milli güvenlik politikaları gibidir.

Bırakın bakandan bakana,

İktidar değişikliğinde bile temel hedefi değişmez!

O yüzden iki bakanlığın isminin başında

“Milli” vardır!

Milli eğitim,

Dünyanın gerçekleri ve gereklerine göre donanım kazanmış

Bilimi anlayacak seviyede olgunlaşmış,

Fikri ve vicdani hür nesiller yetiştirir.

O yüzdendir ki; Cumhuriyet’in en büyük ideali milli eğitimdir.

O yüzdendir ki; Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda

Kütahya Eskişehir muharebeleri devam ederken,

Maarif Kongresini toplamıştır.

Çünkü;

Milli eğitim en büyük medeniyet cephesidir.

O cephede

Ülkesini, vatanını

Suyundan ağacına kadar seven çocuklar yetiştirmek için mücadele edilir.

İnsanını anlayan ve seven bireyler yetiştirmek için mücadele edilir.

O yüzden çocuk, önce dilini ve tarihini öğrenir.

Çünkü mesele Cumhuriyet’tir.

Ancak iktidar,

Başta mukaddes dinimiz olmak üzere

En yüce duyguları kalkan yaparak

Veya onları kullanarak,

En habis planlarını

Gerçekleştirmek istiyor.

Bu huyları, hiçbir zaman değişmiyor ve değişmeyecek.

Şimdi tartışmaya açmak istedikleri Anayasa’nın

Bir de milli eğitimi düzenleyen 42. maddesine bakalım:

Bakalım ki asıl dertleri nedir, onu anlayalım.

Yapay zekaya yazdırılmış

“Türkiye Yüzyılı” Maarif Modeli ucubesi ile

Atatürksüz müfredat,

Atatürksüz müfredat ile de

Atatürksüz nesiller yetiştirmek planını anlayalım.

Ne diyor 42. Madde?

“Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasa’ya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.”

Ancak bugün milli eğitim bir enflasyon meselesidir.

Bugün milli eğitim bir işsizlik meselesidir.

“Anayasal haklarını kullanamayan” insanlar,

Dişinden tırnağından arttırıp,

Çocuğunu özel okullara göndermek zorunda.

Her okul taksidi, her okul masrafı,

O ailenin boğazından kestiği bir lokma,

Kendinden esirgediği bir hayat!

Eğitimi kârlı pastalardan biri görüp,

Yarısını özel sektöre,

Yarısını arka bahçelerindeki cemaatlere pay edenler,

Anayasa’da yazan belki de

En kutsal görevlerden olan milli eğitimi,

Paralı, eşitsiz, ilkesiz

Türksüz ve Cumhuriyetsiz yapmak için,

“Fikri tutsak, İrfanı prangalı nesiller yaratmak” için,

Her yolu deniyor.

Nedense malum bir okuldan mezun olan herkesi

Her yere 5’er maaşla atıyor ama

Öğretmensiz okullara atama yapamıyor.

Maarif Modeli diye süslü kelimeler uyduruyor ama

Tevhid-i Tedrisat deyince ödü kopuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı,

2024-2028 Stratejik planında,

Temel Eğitim Genel Müdürlüğüne

“Toplumun tüm kesimlerinden daha çok öğrencinin özel okullara erişim imkanını arttırmaya yönelik politikalar gerçekleştirilecektir” diye yazabiliyor ama

Her çocuğa temel eğitimde, eşit, ücretsiz ve nitelikli bir eğitimi hedefleyemiyor.

Liyakat ve mülakat sarkacında hep mülakatı getiriyor.

Çünkü derdi öğretmenleri atamak,

Bu ülkenin çocuklarını yetiştirmek değil,

Öğretmenleri özel sektörde köle emeği olarak çalıştırmak

Diyemiyor!

İşte bu arsızlık ve izansızlık

Millete rağmen kurulmuş ve

Millete rağmen devam ettirilen

“Şeyh uçmaz mürit uçurur” düzeninin,

Nam-ı diğer cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin

En kısa ve en anlaşılabilir özetidir.

Ve Biz İYİ Parti olarak

Çalınan minarenin kılıfının tartışıldığı

Bu tiyatroya itiraz edenlerdeniz.

Bizim mücadelemiz kılıf dikicileriyle değil,

Minareyi çalmaya cüret edenlerle,

Bunu o pis elleriyle hayata geçirenlerledir.

Buradan Milli Eğitim Bakanı’na sesleniyorum:

Atanamayan öğretmen sayısı

Bir milyonu geçmiştir.

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında

Bu sayı 70 bin civarındaydı.

Müfredatta ideolojik fanteziler peşinde koşacağına

Öğretmenlerin yakıcı sorunlarına

Çözüm bulmaya çaba sarf et.

Değerli dava arkadaşlarım;

Bizler,

Cumhuriyete inanan Türk milliyetçileri,

Adaleti ne kendimize,

Ne de birilerine yaranmak için talep etmiyoruz.

Yahut “dış piyasalarda kredi bulmak”

Şöhret olmak için değil,

Avrupalılar, saati sorduğunda,

Önce ‘şu insanları bir serbest bırakın’ dediği için de değil,

O teraziyi namus ve şeref bildiğimiz için istiyoruz.

Çünkü Cumhuriyeti,

Batılılar bizi sevsin diye kurmadık.

Türkiye Cumhuriyeti,

Türk milleti, her bir ferdiyle

Hür, şerefli, mutlu bireyler olsun diye kuruldu.

Biz demokrasiyi

İktidar için inip binilen tramvay yolculuklarına

Abonman bileti olalım diye istemedik

İnsanımızın sesini

İnsanımızın derdini

Daire-i Adaletin merkezi yapalım diye istedik.

Biz, Filistin’de Gazze’de yaşanan insanlık dramını,

İlgi alanımıza giren coğrafyaların diğer trajedilerini,

Borsa verilerine göre izlemedik.

Yaşadığımız coğrafyanın jeopolitiğinden kaynaklı riskleri

Her zaman ve her zeminde

Toptancı bir tarih şuuruyla ele almayı tercih ettik.

Bir milletle, bir partiyi özdeşleştirme bataklığına hiç düşmedik.

Soruyorum:

İsrail ile ticaretin verileri ortaya dökülmese,

Bu ikiyüzlü oyun ne kadar devam edecekti?

Bir 35.000 kişilik katliamı daha mı bekleyecektiniz?

Soruyorum:

Türkmeneli gönül coğrafyanızın neresinde?

Kırım Türklerinin Putin’le ilişkilerinizde bir pul kadar değeri var mı?

Soruyorum:

Uygur Türkleri’nin Ayyıldızlı Gökbayrağı

Orada işkence gören, sürülen, öldürülenler

Yerli ve milli değerlerinizin neresindedir?

Türk dış politikasını, dayatmaların uzağında

Maceralardan arınmış,

Aktif ama ihtiyatlı bir çizgiye ne zaman taşıyacaksınız?

Sadece biz değil,

Millet de bu sorularımıza cevap bekliyor…

Değerli dava arkadaşlarım;

En basit kanunların dahi

İktidar sahiplerince çiğnendiği bir ülkedeyiz.

En basit yargı kararlarının dahi

İktidar sahiplerince yönlendirildiği bir ülkedeyiz.

Ve hatta öyle bir ülkedeyiz ki,

Adaletin tesis edilmesi için

Alenen siyasi pazarlıklar dönüyor.

Siyasi pazarlıklardan önce

Sosyal medyada nabız ölçülüyor.

SİNAN ATEŞ CİNAYETİ

16 ay önce 30 Aralık 2022’de

Ankara’da bir Cuma günü kiralık tetikçiler tarafından katledilen

Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Rahmetli Sinan Ateş cinayetinin iddianamesi

Tamamlandı ve mahkemeye sunuldu.

Ortada 146 sayfalık bir iddianame var.

38 yıllık bir ömür,

2 kız evlat, 1 eş, 1 anne, iyi ki bu iddianameyi görmedi dediğimiz merhum 1 baba…

16 ay süren bir soruşturmanın neticesi 146 sayfalık bir hatır senedi adeta…

Cinayetin tüm ayrıntılarının araştırıldığı,

Tüm iddiaların değerlendirildiği,

Tüm tanıkların ifadeleri doğrultusunda

Bir hukuk metninin ortaya çıktığını düşünüyorsanız,

Yanılıyorsunuz!

Bu sözde iddianameyle,

Hiçbir iddianın araştırılmadığı,

Cinayetin neden işlendiğinin bile sorgulanmadığı,

Bilirkişi raporunda ifade edilen hiçbir hususa yer verilmediği,

Tanıkların ve şüphelilerin beyanlarının,

Sorulan sorular bağlamında ayıklandığı,

Hatta bir utanç belgesi olarak,

Acılı eşi Sayın Ayşe Ateş’in ifadesine dahi yer verilmediği,

Hukuk tarihine kara bir leke olarak kazınacaktır.

Bu iddianame görünümlü utanç belgesinin,

Bir hukuk devletinde,

Millet adına karar verecek

Hiçbir mahkeme tarafından kabulü mümkün olamazdı.

Bunu kaleme aldığını iddia eden savcının tüm yetkileri de

Zaman kaybetmeden elinden alınmalıydı.

Üzülerek öğrendik ki;

İddianame diye geçen hatır senedini,

Asli, hukuki ve vicdani gerekçelerle iade etmesi gereken

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi,

Maalesef kabul etmiştir.

Adalet duygusunu daha iddianame aşamasında zedeleyen,

Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk tesis etmeye çalışan bir yaklaşım,

Bırakın Türk milletine,

Adalet heykeline bile hesap veremez.

İYİ Parti, 30 Aralık 2022’den beri,

Rahmetli Sinan Ateş’in mirası olan ailesinin yanındadır.

Sinan Ateş’i katleden,

Katilleri azmettiren,

Bu cinayette parmağı olan herkesin

Adalet önünde hesap vermesi için

Tüm gücümüzle mücadelemize devam edeceğiz.

BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN!

Suçluları koruyan iddianamelerle

En fazla adaletin gecikmesini sağlayabilirsiniz.

Ama adaletin tecellisini ve tesisini engelleyemezsiniz.

“Bozuk adalet yeter artık!

Acemi ellerle yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter!

Yeter katıksız, kara kabuklu adalet!

Dura dura bayatlayan adalet yeter!"

"BU SORULARI ORADA OLMAYANLARA SORUN"

Bu vesile ile,

Sosyal medya hesapları üzerinden Müsavat Dervişoğlu nerede diye soranlara sesleniyorum:

Rahmetli Fırat Çakıroğlu şehit edildiğinde

Kabrinin başında ben vardım.

Rahmetli Sinan Ateş şehit edildiğinde de

Tabutunun başında yine ben vardım.

Bu sorularınızı orada olamayanlara yöneltin.

Tüm şehitlerimizin ruhları şad,

Mekanları cennet olsun!

Ve herkes iyi bilsin ki;

"Ya Adalet Ya Kıyamet" diyenler

Elbet kazanacaktır!

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyor, Yüce Allah'a emanet ediyorum.