banner395

Niye bağıra bağıra geliyoruz?

Aylardır hatta yıllardır “beklenen” operasyon başlıyor.

Ben söylemiyorum.

En yetkili ağız açıkladı.

“Birkaç gün içinde Fırat’ın doğusuna gireceğiz.”

Hayırlısı.

Önce biraz garipsedim doğrusu.

Davul zurna ile, önceden haberli askeri harekat mı olur diye.

“Müsaitseniz annemler yarın akşam oturmaya gelecekler” diye komşuya haber veriyoruz gibi.

 Muhtemelen bu sual pek çoğunuzun da aklına gelmiştir.

Öyle ya, eğer bir askeri operasyon yapacaksan ve düşmana zayiat verdirmek istiyorsan bunu “baskın” şeklinde yaparsın.

Gerçi “Tepende Amerikan uyduları cirit atarken, Amerikan droneları gözümüzün bebeğini çekerken ne baskını” diyeceksiniz ki, o da doğru.

Sonuçta gireceğimiz toprak “PKK kılıflı Amerikan toprağı”.

Zannederim davul zurna ile gireceğimizi duyurmamızın nedeni de bu.

“Geliyoruz ayak altında kimse kalmasın” anonsu yapıyoruz.

Burada da akla bir başka soru geliyor.

“Amerikalılar önümüzden çekilir de PKK’lılar kalır mı?”

Kanaatim şudur: Büyük bölümü Amerikalılarla beraber araziye uyar.

Bazı küçük gruplar bırakırlar ki, bir direniş göstermiş gibi olsunlar.

Onlar da fazla zayiatı göze almaz çekilirler.

Türkiye de zayiatsız bir şekilde siyasi hedefine ulaşmış olur.

Yabancı basında da “Türkiye Kürtleri katlediyor” manşetleri atılmaz, atılamaz.

Yurt içine de “Bakın Fırat’ın doğusuna da sahip çıkıyoruz” mesajı verilir arada.

“Geliyoruz” anonsunun nedeni büyük ihtimalle budur.

Bu kez Türk basını Afrin harekatında olduğu gibi “sayaçlı” manşetler atmaz.

Bu kez sayıya değil, sonuca bakılır.

***

Öyle hissediyorsan öyledir

Oda TV yazarı Rafael Sadi “Türkiye’de Yahudi düşmanlığı artıyor” diye yazınca ben de kendisine “Olduğu kadarı zaten vardı.  Artan Yahudi düşmanlığı değil, İsrail karşıtlığıdır” dedim.

Bir itiraz yazısı kaleme aldı.

Sonra yazmaya doyamadı bir daha kaleme aldı.

Konuyu uzatma taraftarı değilim.

Zaten ortada uzatılacak bir şey de yok.

Rafael Sadi haklıdır.

Haklı olmasının nedeni ise basittir.

“Eğer bir Yahudi olarak böyle hissediyorsa”, Türkiye’deki durumu samimi olarak böyle algılıyorsa haklı olması için yeterli ortam oluşmuş demektir.

Devlete düşen Yahudi yurttaşlarımızın böyle hissetmesine neden olan ortamı düzeltmektir. 

***

FETÖ sevindirmek

Emin Çölaşan ve Necati Doğru hakkında “FETÖ’cülük suçlaması” ile dava açılınca durumu zırvanın zırvası olarak gördüğüm için itirazımı dile getirdim,  “Zaytung haberi zannettim” diyerek durumun komikliğini aktardım.

Ve uzunca bir süredir “FETÖSAVAR” gibi çalışan iki dostumun bu konudaki fikirlerini sordum.

Biri Nedim Şener, diğeri ise Ahmet Zeki Üçok.

Sevgili Nedim hemen yanıtladı.

Hem köşesinden fikrini belirtti, telefonla da bana bildirdi.

Nedim Şener de bu davaya en çok sevinenlerin hakiki FETÖ’cüler olduğunu söylüyor.

Aklı başında birinin tersini söylemesi zaten pek mümkün değil.

***

Ahmet Hakan bu işe ne der!

Ankara’nın müstafi Belediye Başkanı Melih Gökçek, üniversiteli bir genç kızla tartışmış.

Daha önceki bir söylemini eleştiren öğrenciyle atışması sırasında genç kız “Kısa etek giydiğini gece de dışarı çıktığını” söyleyince Gökçek de “O zaman tecavüze uğramayı hakkediyorsun” şeklinde algılanan “Neticesine katlanırsın” demiş.

Bu cümle ile ilgili tek satır eleştiri yazmayı dahi kendime yakıştıramam.

Hiç kimse, hiçbir şekilde tecavüze katlanmak zorunda değil. İsterse çıplak dolaşsın.

Bir siyasetçinin böyle bir cümle kurması, tecavüzcülere “Mini etekliyse hele bir de gece sokağa çıkıyorsa her şey serbest” mesajıdır.

Ama ben bunu bile söylemeyi zül sayarım.

Ben şimdi Ahmet Hakan’ın, yakın dostu Melih Gökçek’in bu sözlerine yapacağı yorumu merak ediyorum asıl.

***

Şampiyonluk beklemiyorlarmış

Dün Habertürk’te çok önemli bir belge yayınlandı.

Fenerbahçe’nin Philippe Cocu ile yaptığı sözleşmeyi ele geçirip yayınlamışlar.

Sözleşmeyi okuyunca şaşırdım.

Fenerbahçe yönetiminin Philippe Cocu’dan çok umutlu olmadığı, en azından şampiyonluk beklemediği sözleşme maddelerinden belli.

***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Görgüsüzlük marifet sayılmadığı zaman.

YORUM EKLE